AKP ‘çocuk işçiliğiyle mücadele yılı’ ilan etmişti: 5 ayda 27 çocuk öldü

AKP hükümetinin ‘çocuk işçiliği ile mücadele yılı’ olarak belirlediği 2018’in ilk 5 ayında 27 çocuk çalıştırılırken hayatını kaybetti.



19-11-2018 11:44

İktidarın ‘çocuk işçiliği ile mücadele yılı’ ilan ettiği 2018’in ilk 5 ayında 27 çocuk çalıştırılırken yaşamını yitirdi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenen Çocuk Hakları Sözleşmesi 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girdi. Türkiye de dahil olmak üzere 197 ülkenin taraf olduğu sözleşme, en fazla ülkenin onayladığı insan hakları belgesi olarak tarihe geçti. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hariç, bütün Birleşmiş Milletler üyeleriyle Filistin, Vatikan, Nieu ve Cook Adaları sözleşmeye taraf. Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni 14 Ekim 1990'da imzalayarak 27 Ocak 1995 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlayıp yürürlüğe koydu. Birleşmiş Milletler tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ardından her yıl 20 Kasım'da Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu üyesi Özgür Barış, Türkiye’de çalıştırılan çocuklara ilişkin açıklamalarda bulundu.

‘ÇOCUK İŞÇİLİĞİ BİRÇOK HAK İHLALLİNİ BARINDIRIYOR’

Çocukların çalıştırılmasının ruhsal, fiziksel, sosyal ekonomik gelişim açısından olumsuz etkileri olan bir durum olduğuna vurgu yapan Özgür Barış, “Psikolojik gelişiminin engellenmesi, ihmal, fiziksel psikolojik ve cinsel istismara açık hale gelmesini aynı zamanda madde bağımlılığına karışı yatkınlık gösterdiği akademik çevrelerce de ortaya konmuştur. Yani çocuk işçiliği birçok hak ihlalini içinde barındırıyor her türlü istismara açık hale getiriyor” dedi.

Çocuk çalıştırmanın nedenlerini “Yasa ve politikalar, işgücü piyasası, makro ekonomik durum, sosyal koruma, eğitim, kültürel değerlerdir” diye sıralayan Barış, “Bu dar çerçevede baktığımızda bile çocuk işçiliğiyle mücadelede yapılması gerekenler için kendini hissettirir ve bu konuların tartışılması gerekir. Mesela eğitimde, zorunlu din dersleri ve anadili dışında eğitime maruz kalması durumu çocuğun etnik ve kültürel anlamda kendini eğitime katamayacağı bir noktada duruyor. Buna bağlı olarak kayıt dışı istihdamın yoğun görüldüğü Güneydoğu Anadolu bölgesinin tarım alanlarında çalışan çocukları açısından Türkiye’de birinci sıradadır. Anadil eğitim talebinin yoğun olarak geldiği yer de gene o bölgelerdir” diye belirtti.

'27 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ’

TÜİK’İN 2012 yılında gerçekleştirdiği çocuk işgücü anketine göre; çalışan çocukların yüze 49,8’inin bir okula devam ederken, yüzde 50,2’sinin okula devam etmediği bilgisini paylaşan Barış, “Hükümet 2018 yılını çözük işçiliği mücadele yılı olarak belirledi. Ama 2018 yılının ilk beş ayında 27 çocuk işçi hayatını kaybetti. Tabi bu sorun hükümetlerden gelecek müdahaleyi beklemeyecek kadar acil mücadele edilmesi gereken konudur. Çünkü bu ülkede yaşayan çocuklar hala çalıştırılıyor, hala istismara maruz kalıyor.  Örgütlenme haklarını koruma gücüne sahip olmadıkları için STK, vakıf ve alanda çalışan diğer kurumlar bu alanda örgütlenip mücadeleyi daha aktif hale getirmeliler” dedi.

ANDIMIZ TARTIŞMASI: FİİLEN ASKERİ BİR UYGULAMA VE ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİNE AYKIRI

Çocuk Hakları Sözleşmesinde yer alan “Hiçbir çocuk işkence ya da diğer zalimce insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tabi tutulamaz, idam edilemez, müebbet hapse mahkum edilemez, askeri eğitime tabi tutulamaz” maddesine dikkat çeken Barış, “Öğrenci Andı”nın kaldırılıp kaldırmama tartışmalarına değinerek şunları söyledi: “Bir çocuğu Türk, Arap, Kürt olduğu için doğruyum denilmesi, yine her sabah askeri bir disiplinde bunun yapılması yanlıştır. Askeri eğitimi aslında fiili olarak orada sabahın erken saatlerinde çocukları sıraya koyup, “rahat”, “hazır ol!” çektirip daha sonra ona bir and içtirmek ve sonra tekrar derslere devamını sağlamak…Aslında fiilen askeri bir durum oluşuyor. Bu durumun kendisi Türkiye’nin de imzaladığı 37'nci madde ile çelişen bir durum.” (MA)