‘Adalet’ manzaraları: Mahkeme, ölen işçinin canına 21 bin lira bedel biçti!

"Evet, iktidarı boyunca iş cinayetleri katliam boyutuna ulaşmışken ve neredeyse cezasızlık bir politika haline gelmişken AKP’den şimdi bir ‘adalet reformu’ türküsü yükseliyor. Yarattıkları ‘Yeni Türkiye’de’ bir işçinin canına 21 bin 500 TL biçiliyor. Bu iklimde ‘reform’ ile ne gelecek bir de böyle düşünelim…"



30-12-2020 14:59

Tugay Candan - @TugayCandann

Mail: tugaycandan@ilerihaber.org

AKP iktidarı tarafından ekonominin yanında milyonlarca yurttaşın açlığa mahkum edildiği bir diğer konu da adalet. İktidar mensupları, iktidarın ‘kudretini’ sarsabilecek konulara muhatap kamu görevlileri ve ‘bir avuç mutlu azınlık’ söz konusu olduğunda derhal işleyen adalet mekanizması, söz konusu emekçiler, kadınlar, gençler, gazeteciler, muhalif siyasetçiler olduğunda ise bazen üç maymuna dönüyor, bazen de sakız gibi uzadıkça uzuyor. Kendimizden biliyoruz. Mahkemeler, iktidarı ya da paydaşlarını rahatsız eden haberlerle ilgili 24 saat içinde ‘engelleme’ kararı alabiliyor.

Bu iklimi AKP yarattı. Şimdi bu iklimi “reform” söylemiyle restore edeceğini öne sürüyor. Peki nedir ‘reform’ müjdesiyle düzenlenecek olan?

Bu adalet açlığının en yoğun görüldüğü alanlardan biri iş cinayetleri. İş cinayetleri, içerdiği üretim ilişkileri açısından başlı başına bir adaletsizlik konusu ancak hukuk alanında bu cinayetlerin önüne geçebilecek bir mekanizma olmadığı gibi tam tersi, patronlar lehine bu cinayetlerin önünü açacak bir mekanizma işletiliyor.

Bu iklimi AKP yarattı dedik. Dile kolay, son 18 yılda bilinen yaklaşık 24 bin işçi bu iş cinayetlerinde can verdi. Katliam denilebilir.

2017’DE BİR İŞ CİNAYETİ…

Konumuz bir iş cinayeti…

27 Kasım 2017’de AKP’li Ümraniye Belediyesi tarafından inşa ettirilen ve yükleniciliğini Yıldız İnşaat ile Uysal Mühendislik ortaklığının yaptığı Kültür ve Sanat Merkezi inşaatında bir iş cinayeti gerçekleşti. 49 yaşındaki işçi Halit Balicak, 4 katlı inşaatın çatısından düşerek ağır yaralandı. Balicak, kaldırıldığı hastanede 5 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra yaşamını yitirdi. Ölüm, otopsi raporlarına “genel beden travmasına bağlı kafatası ve omurga kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin dokusu hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiştir” şeklinde geçti.

Olayın hemen ardından inşaatta polis tarafından yapılan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma dosyasına da giren incelemede, çatıdaki çalışma alanının düzensiz olduğu, iş malzemeleri ve ekipmanların dağınık bir şekilde yerde bulunduğu, zeminde yağışa bağlı yer yer su birikintilerinin olduğu saptandı. Ayrıca, Balicak’ın bulunduğu yerde sağlam ya da hasarlı bir baret ve yüksekte çalışma yapılabilecek bir iskele görülmediği belirtildi.

ÖLEN İŞÇİ KUSURLU

Soruşturma aşamasında hazırlanan bilirkişi raporlarının birinde patronun ve şantiye şefi Levent Öztok’un “çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenlik eğitimlerinin verilmesine rağmen bunların denetim yapmadıkları” gerekçesiyle tali kusurlu oldukları, Balicak’ın ise “İSG ile ilgili eğitime uymadığı ve kendi branşı dışında izinsiz tehlikeli alana girdiği” gerekçesiyle asli kusurlu olduğu öne sürüldü.

İHMALLER SIRALANIYOR

Soruşturma aşamasında İSG Uzmanı tarafından hazırlanan bir diğer bilirkişi raporunda ise Balicak’ın inşaattaki görevinin İşe Giriş Formu’na göre “bekçi” olarak kaydedildiği ifade edilirken, şu tespitler yer aldı:

- Sağlık ekipleri gelene kadar kurallara uygun bir ilkyardım yapılmadı ve “ilkyardımcı” bulunamadı

- Balicak’ın olay sırasında baret kullanmadığı öngörüldü

- Çatı katı ve olay yerinin düzensiz olduğu/tehlikeler içerdiği

- İşin “çok tehlikeli” ve 10’un üzerinde çalışan olmasına rağmen İSG Yasası’na göre görevlendirilmesi gereken “diğer sağlık personelinin bulunmadığı

- İlkyardım konusunda eğitimli kişilerin olduğuna dair bir belgenin bulunamadığı

Aynı raporun sonuç bölümünde ise Yıldız İnşaat’ın sahibi patron Sırrı Çorgutay “uygun sayıda ilk yardımcı bulundurmama”, “merhumun ilkyardım yapılan yere en kısa zamanda ulaşmasını sağlayacak tedbirlerin alınmaması” gerekçeleriyle, ölen işçi Balicak ise “baret takmadığı” gerekçesiyle asli kusurlu bulundu. İnşaatın İSG uzmanıyla, şantiye şefi Levent Öztok’un ise kusurları bulunmadı.

Soruşturma aşamasının başka bir bilirkişi raporunda ise diğer patron olan Uysal Mühendislik’in sahibi Nurettin Uğur Avcı’nın da asli kusurlu olduğu belirtildi.

KOVUŞTURMA AŞAMASI

Çorgutay, Öztok ve Avcı hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla dava açıldı.

Kovuşturma aşamasında İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından bir bilirkişi heyeti oluşturuldu ve rapor istendi. Raporda, şantiye şefi Levent Öztok, inşaat içindeki yüksekten düşme riskine karşı korkuluk ve toplu koruma tedbirlerini almadığı, toplu koruma önlemlerinin alınamadığı yerlerde ise tam vücut kemer sistemini temin edip kullandırmadığından “kusurlu” bulundu.

Patron Sırrı Çorgutay ise İSG konusunda tedbirlerin iyileştirilmesini sağlamadığı, İSG tedbirlerine uyulmadığını denetlemediği, İSG uzmanı tarafından kendisine yazılı tebliğ edilen uygunsuzlukların giderilmesi için talimat vermediği gerekçesiyle “kusurlu” bulundu. Diğer patron Nurettin Uğur Avcı’nın ise şantiyedeki sevk ve iradesinin tespit edilmesi durumunda “kusurlu” olacağı eklendi.

Aynı raporda ölen işçi Balicak ise dikkatli şekilde çalışmadığı ve kendi emniyetini almadığı için “kusurlu” bulundu.

Sonuç ve kanaat kısmında şantiye şefi Öztok asli, patronlar Çorgutay ve Avcı ile ölen işçi Balicak tali kusurlu bulundu.

Son hazırlanan ve başka bir heyetin görevlendirildiği bilirkişi raporunda ise Öztok, Çorgutay ve Avcı asli, Balicak ise tali kusurlu bulundu.

21 BİN 500 LİRA BEDELLE İŞ CİNAYETİ

Bu delillerle yapılan yargılama sonucunda 10 Aralık’ta mahkeme, 3 sanığa “taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıl ay 6 ay hapis cezası verdi. Bu ceza daha sonra 2 yıl 11 ay’a indirildi. Ardından kişi başı 21 bin 500 TL para cezasına çevrildi.

Karara her iki taraf da itiraz etti.

‘BEKÇİ’ DİYE KAYDEDİLMİŞTİ AMA…

Öncelikle iş cinayetine dair burada dikkat çeken ilk nokta şantiye şefi Levent Öztok’un, ölen Balicak’ın görev tanımını soruşturma dosyasına da yansıyan ifadesinde “depo sorumlusu” olarak tanımlaması. Kayıtlarda da Balicak’ın görevinin bekçi olduğu belirtiliyor. Halit Balicak’ın kızı Canan Balicak ise babasının inşaatta yapıcılık dahil birçok işi yaptığını hatta bazı zamanlar 24 saat çalıştığını söylüyor. Yani Balicak’ın iş mecburiyeti dolayısıyla çatıda olma ihtimali yüksek görünüyor.

BARET VERİLMEDİ Mİ?

Dikkat çeken ikinci nokta ise alınmayan önlemler. Balicak’ın düştüğü çatıda düzensiz bir iş ortamının olduğu, zeminde korkuluk gibi koruyucu bir yapının olmadığı ve bunun düşmeye yol açabileceği belirtiliyor. Ancak daha önemlisi Balicak’ın çatıda olmasına rağmen koruyucu hiçbir ekipmanı olmadığı belirtiliyor. Bu koruyucu önlemlerden en öne çıkanları ise vücut kemer sistemi ve baret. Vücut kemer sisteminin olmadığı raporlara eklenmiş ancak baret konusunda ölen işçi Halit Balicak suçlanıyor. Yine kayıtlarda Balicak’a baret dahil olmak üzere iş kıyafeti ve ayakkabıların verildiği yer alıyor.

Ancak Canan Balicak, babasına baret verilmediğini söylüyor. İş elbiseleri ve ayakkabıları bile babasının kendi imkanıyla temin ettiğini ifade eden Canan Balicak, olay sonrası inşaata gittiğinde çatıya kadar çıkmasına rağmen kendisine bile baret verilmediğini ve etrafta baret görmediğini belirtiyor.

Halit Balicak’ın başından aldığı darbeler nedeniyle öldüğü, kızının söyledikleri ve alınmayan diğer önlemler düşünüldüğünde bunun bir ihmal cinayeti olduğu yönündeki şüpheler oldukça güçleniyor. Daha da ötesi iktidarın ekonomiye ‘bel kemiği’ yaptığı inşaat sektöründe neredeyse her gün buna benzer cinayetler işleniyor. İşçilerin canının bedeli ise aşağı yukarı Balicak’ın canına biçilen bedel kadar ölçülüyor…

‘ADALET İSTİYORUM’

Canan Balicak da babasının ölümüne ilişkin verilen mahkeme kararına isyan ediyor. “Babam 2 milyara çalışıyordu. Olay sonrası hastaneye gittiğimde babamın kafası paramparçaydı. Ben adalet istiyorum. Benim canım yandı, başka işçi çocuklarının canı yanmasın. Hapis cezası istiyorum” diyen Canan Balicak, sesinin duyulmasını talep ediyor.

Olaydan sonra birçok defa belediyeye de ulaşmaya çalıştığını söyleyen Balicak, belediye kapılarının kendisine hep ‘kapı duvar’ olduğunu ekliyor.

YARGI ‘REFORMU’ NEYİ DEĞİŞTİRECEK?

Evet, iktidarı boyunca iş cinayetleri katliam boyutuna ulaşmışken ve neredeyse cezasızlık bir politika haline gelmişken AKP’den şimdi bir ‘adalet reformu’ türküsü yükseliyor. Yarattıkları ‘Yeni Türkiye’de’ bir işçinin canına 21 bin 500 TL biçiliyor. Bu iklimde ‘reform’ ile ne gelecek bir de böyle düşünelim…