Polis olduğunu söyleyen kişilerden Boğaziçi eylemlerine katılan gençlerin ailelerine taciz

Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne kayyum olarak atanmasının ardından başlayan eylemlere katılan çok sayıda gencin aileleri polis olduğunu söyleyen kişiler tarafından arandı. Aileleri arayan kişiler öğrenciler hakkında gerçek dışı ifadeler kullandı.



11-03-2021 18:00

Hüseyin Naval - @huseyinNaval

Boğaziçi Üniversitesi'ne AKP'li Melih Bulu'nun kayyum rektör olarak atanması sonrası yapılan protestolara katılan çok sayıda gencin ailesi polis olduğunu söyleyen kişiler tarafından aranarak taciz edildi. Aileleri arayan kişilerin para teklif ettiği belirtildi.

Rektörün AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından değil, seçimle belirlenmesi gerektiğini söyleyen öğrencilerin ailelerine çocuklarıyla ilgili gerçek dışı bilgiler verildi.

Aileleri arayarak "Çocuğunuz Boğaziçi eylemlerine katıldı bilginiz var mı, çocuğunuz illegal örgütlere üye ve yasa dışı eylemler yapıyor" gibi sözler söyleyen kişilerin Boğaziçi eylemlerine katılan öğrenciler hakkında "Dikkat etsin" dediği öğrenildi.

Anıl Bayraktar'ın ailesini arayan kişiler "Oğlunuzun psikolojik sorunları var o yüzden ceza almadı" ifadelerini kullandı.

Ailesi Muş'ta yaşayan Serhat Bingöl'ün babasını TEM'e çağıran polis, Serhat'ın Ankara'da lise öğrencisi olduğu yıllarda 'dağda' olduğunu iddia etti.

Öte yandan Boğaziçi direnişine katıldığı gerekçesiyle bir ayı aşkın süredir ev hapsinde olan Öğrenci Sendikası temsilcilerinden Aslı Altınok'un ailesini de arayan polis, "Bizim psikolojik destek birimimiz var isterseniz yönlendirelim" dedi.

ADALET İÇİN HUKUKÇULAR: POLİSLERİN ÖĞRENCİ AİLELERİNİ ARAMASI SUÇTUR

Konuyla ilgili Adalet İçin Hukukçular'dan da açıklama geldi. Polisin, aileleri arayarak bu ve benzeri içerikte görüşmeler yapmasının açıkça suç teşkil ettiği belirtilen açıklamada, kanunda yer almayan görev ve yetkilerin kolluk görevlileri tarafından tamamen keyfi şekilde kullanılmasının kabul edilemez bir durum olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Öğrencilerin ailelerinin telefonla aranarak şahsi bilgilerinin iletilmesi kişisel verilerin korunması hakkında kanunun da ihlali niteliğindedir. Yurttaşların eylemlere katıldıkları ya da gözaltına alındıkları şeklinde bilgileri kişisel bilgi niteliğinde olup aileleri de dahil olmak üzere hiç kimseyle paylaşılamaz" denildi.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Boğaziçi Üniversitesine kayyum rektör atanması sonrasında başlayan protestolarda 500'den fazla kişi gözaltına alınmış, bunlardan 11'i hakkında tutuklama, 26'sı hakkında ise konutu terk etmeme adli kontrol kararı verilmişti. Anayasal hakları olan ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını kullanan üniversite öğrencilerine yönelik baskılara her geçen gün yenileri eklenmeye başladı. 
 
Gözaltına alınan ve aralarında müvekkillerimiz olan Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyelerinin de bulunduğu öğrencilerin aileleri geçtiğimiz hafta boyunca kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından telefonla aranarak "çocuğunuz Boğaziçi eylemlerine katılıp gözaltına alındı haberiniz var mı? Maddi durumunuz nasıl yardım edelim mi? Çocuğunuzun psikolojisi bozuk. Çocuğunuz yasa dışı örgütlerle ilişkide" içerikli konuşmalar yapılmıştır.

Polisin, aileleri arayarak bu ve benzeri içerikte görüşmeler yapması açıkça suç teşkil etmekte olup, kanunda yer almayan görev ve yetkilerin kolluk görevlileri tarafından tamamen keyfi şekilde kullanılması kabul edilemez bir durumdur. Öğrencilerin ailelerinin telefonla aranarak şahsi bilgilerinin iletilmesi kişisel verilerin korunması hakkında kanunun da ihlali niteliğindedir. Yurttaşların eylemlere katıldıkları ya da gözaltına alındıkları şeklinde bilgileri kişisel bilgi niteliğinde olup aileleri de dahil olmak üzere hiç kimseyle paylaşılamaz.  

Öğrencileri yasa dışı örgüt üyeliğiyle suçlayan ve psikolojik durumlarına ilişkin yapılan gerçek dışı konuşmalar ise ayrıca suç teşkil etmektedir. Bu ve benzeri konuşma içerikleri kolluk görevlileri yönünden Türk Ceza Kanununda düzenlenen "görevi kötüye kullanma, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, kişilerin huzur ve sükununu bozma, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve iftira" suçlarını oluşturmaktadır.
 
Bahse konu görüşmeleri yapan kolluk görevlileri öğrencileri aileleriyle karşı karşıya getirme çabasıyla suç işlediklerini unutmamalıdır. Hiçbir makam ve mevki kişilere suç işleme özgürlüğü hakkı tanımaz. Kolluk görevlileri keyfi ve suç içeren bu tarz eylemlere derhal son vermeli, ilgililer hakkında da derhal idari ve cezai soruşturma başlatılarak gereği yapılmalıdır.