Adalet Bakanlığı, Ahmet Atakan'ın ölümünün neden aydınlatılmadığını bilmiyormuş!

TİP Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay'ın, Ahmet Atakan'ın katledilişinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, ölümünün aydınlatılmamasına ilişkin verdiği soru önergesi, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül tarafından cevaplandırıldı.



07-07-2020 14:22

İleri Haber

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay Mengüllüoğlu tarafından Hatay Antakya'da, ODTÜ protestolarına destek vermek ve Gezi Direnişi'nde hayatını kaybeden Abdullah Cömert'in faillerinin bulunması için düzenlenen eylemde polisin attığı gaz bombasıyla 10 Eylül 2013 tarihinde katledilen Ahmet Atakan’ın hayatını kaybetmesinin üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen, ölümünün aydınlatılamaması ve gerekli soruşturmanın yapılmamasına ilişkin verilen soru önergesi, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül tarafından yanıtlandırıldı.

'NEREDEYSE HİÇBİR ADIM ATILMADI'

Barış Atay soru önergesinde "Geçtiğimiz 7 yıl içinde, Gezi Direnişi’nde yer alan birçok kişi yargılanmış, bir kısmının davaları dahi sonuçlanmışken, Ahmet Atakan’ın ölümünü aydınlatmak ve sorumluları yargı önüne çıkarmak için neredeyse hiçbir adım atılmadı. Bu konuda, Atakan ailesi fertlerinin, siyasilerin ve hukukçuların tüm ısrarları ve çabaları karşılıksız bırakıldı" ifadelerine yer verirken "Ahmet Atakan’ın ölümü ile ilgili yürütülen soruşturma 7 yıldır neden tamamlanmamıştır? Soruşturmanın bu kadar uzun sürmesinin nedenleri nelerdir?" diye sorumuştu.

'BAKANLIĞIMIZIN BİLGİSİ YOK'

Soru önergesine cevap veren Adalet Bakanı Gül, "Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine ait olup, gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır" dedi.

Abdulhamit Gül'ün Barış Atay'ın soru önergesine verdiği cevaplar şu şekilde:

A) Anayasanın;

1-    "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

2-    "Mahkemelerin bağımsızlığı” kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,  

B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1-    "Soruşturmanın gizliliği” kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,

2-    "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,

3-    "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,

4-    "Kamu davasını açma görevi” kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,

Hükümlerine yer verildiği malûmlarıdır.