AB'yi mülteciler konusunda tehdit eden Erdoğan: Kesici tel örgülerden geçerlerken ciğerimiz parçalanıyor

AB'yi sık sık mülteciler konusunda kapıları açmakla tehdit eden AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Kesici tel örgülerden geçerlerken ciğerimiz parçalanıyor'' dedi.



18-11-2019 13:41

AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2. İstanbul Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı'nda bir konuşma gerçekleştirdi. Avrupa Birliği'ni (AB) sık sık kapıları açmakla tehdit eden Erdoğan, mültecilere ilişkin, ''Ekonomisi ve yönetim sistemi bizden çok daha ileride olan ülkeler, vatandaşlarının refahı için ülkelerinin kapısını sığınmacılara kapattı. Biz kapatmadık. Biz o kesici tel örgülerden geçmeye çalıştığını gördükçe ciğerimiz parçalanıyor.'' ifadelerini kullandı. 

''Suriye'de bulunma nedenimiz petrol değil'' diyen Erdoğan, ''İnşa ettikleri duvar gerisinde özgürlük tiyatrosu oynayanlar yarın sırça köşkleri başlarına indiğinde diğer insanların neler hissettiklerini anlayacaklar.'' şeklinde konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Vatandaşıyla güçlü bağlar tesis edemeyen devletlerin iç ve dış müdahalelere karşı çok daha korunmasız kaldığını görüyoruz. Halkının sahip çıktığı bir ülkeyi hiçbir gücün yıkabilmesi mümkün değildir. Kendi insanının sesine kulak vermeyen tam tersine itirazları hoyratça bastırmaya çalışan devletler çok büyük yıkımlarla karşılaşabiliyor. Özellikle bölgemizde bu vahim hataya düşen pek çok devlet ve yönetim var.

'KAMU İMKANLARINI MİLLETİMİZİN EMRİNE VERDİK'

Özellikle son dönemde hayata geçirdiğimiz köklü reformlarla geçmişte yapılan hataları ve eksiklikleri giderdik. Bununla kalmadık, gerçekleştirdiğimiz yönetim değişikliğiyle milli iradenin üstünlüğü ilkesini demokrasimizin merkezine yerleştirdik. Milletimizin kamu kurumları karşısındaki hak arayışını ne kadar çoğaltır, çeşitlendirir ve etkin hale getirirsek devletimizin o derece güçlü olacağına inanıyoruz. AYM'ye bireysel başvuru yolunun açılmasından, Cumhurbaşkanlığımız bünyesindeki CİMER'e kadar bu yaklaşımla hayata geçirdiğimiz pek çok uygulama var. TBMM bünyesinde kamu denetçiliği kurumu da bu anlayışın bir ürünüdür. Gelişen teknoloji ve iletişim imkânları da bireylerin ve örgütlü grupların seslerini her seviyede duyurabilmelerine imkân sağlıyor. Kamu kurumu yöneticilerinin hangi kanaldan gelirse gelsin vatandaşımızın sesine sessiz kalması söz konusu bile olamaz. Her fırsatta vatandaşlarımızla bir araya geldiğimiz programlar vesilesiyle halkla doğrudan teması güçlü bir cumhurbaşkanı olarak böyle bir duyarsızlığa en başta biz izin vermeyiz. Haksızlık karşısında susmayı dilsiz şeytanlık olarak gören bir medeniyet mensuplarının başka türlü hareket etmesi de zaten başka türlü söz konusu olamaz. Kamu imkanlarını belirli güç odaklarının tekelinden çıkarıp milletimizin emrine verdikçe, içeride ve dışarıda çok daha emin adımlarla yürüyebilen bir ülke haline geldik.

'ADALET TEMELLİ HER İTİRAZIN KAMUDA KARŞILIK BULMASI, ZULMÜN ÖNÜNE GEÇECEK EN ÖNEMLİ YÖNTEM'

Dost ve kardeş ülkelerin de aynı yoldan giderek sadece mevcut sorunlarını aşmakla kalmayacaklarına aynı zamanda geleceğe iftihar verecek bir miras bırakacaklarına da inanıyorum. Değerli konuklar, Türkçemizde idare-i maslahat eylemek diye bir söz vardır. Anlam yelpazesi geniş olmakla birlikte bu sözün konumuz bakımından önemini 'var olan durumu sürdürmek' şeklinde ifade edebiliriz. Tabi ki buradaki var olan durumdan kasıt genellikle insanların şikâyet ettiği, değişmesini istediği uygulamaların sürdürülmesidir. Şikâyetlerin çoğaldığı bir yerde idare-i maslahata ısrar ise halka zulüm etmektir. Bizim milletimiz zulüm veya zulümle abad olanın akıbeti berbat olur der. Hak ve adalet temelli her itirazın kamu nezdine karşılık bulması zulmün önüne geçecek en önemli yöntemdir.

'70 YILLIK DEMOKRASİ TECRÜBEMİZ VAR'

Hâlâ ciddi sıkıntılar içinde kıvranan bir ülkeyi aynı kriterlerle değerlendirmek tartışmanın yapıcı bir zeminde ilerlemesini engelliyor. İnsan haklarında övünen ülkelerin en ufak bir krizde nasıl despotlaşabildiğini süratle biliyoruz. Tüm aksaklıklarına rağmen neredeyse 70 yıllık çok partili demokrasi tecrübemiz var. Bu konuda pek çok emredici düzenlemeye sahibiz.

'TEL ÖRGÜLERDEN GEÇMEYE ÇALIŞTIĞINI GÖRDÜKÇE CİĞERİMİZ PARÇALANIYOR'

Şu an itibariyle Türkiye 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapan bir ülkedir. AB bize şu ana kadar 3 milyar avro STK'larımıza destek vermiştir. Biz ne harcadık? Şu ana kadar 40 milyar doları aşkın mültecilere destek verdik. Dünyanın en güçlü ülkeleri biz bir numarayız diyor hayır siz bir numara değilsiniz. Dünyada en az gelişmiş ülkelere veya mültecilere en büyük desteği veren ülke Türkiye'dir. Bu benim rakamım değil OECD'nin de rakamıdır. Ekonomisi ve yönetim sistemi bizden çok daha ileride olan ülkeler, vatandaşlarının refahı için ülkelerinin kapısını sığınmacılara kapattı. Biz kapatmadık. Biz o kesici tel örgülerden geçmeye çalıştığını gördükçe ciğerimiz parçalanıyor.

'ONLARI VARİL BOMBALARINA TESLİM ETMEYİZ'

Ana muhalefet ise biz bunları tekrar ülkelerine göndereceğiz diyor. Biz varil bombalarıyla inleyen yerden kaçan bu insanları asla ve katta onları varil bombalarına teslim etmeyiz. Ama Türkiye'nin ana muhalefeti eder. Ama biz etmeyiz, biz insanı seviyoruz.

'BİZİM DERDİMİZ BU İNSANLARI KURTARMAK'

Birileri petrol paylaşımının içerisinde. Bizim önümüze de bunu getirdiler. Bizim derdimiz petrol değil, bizim derdimiz bu insanları kurtarmak. Petrol için terör örgütleriyle kol kola girmekten çekinmeyen birçok ülke varken biz bu konuda da onurlu duruşumuzu koruyoruz. Daha da trajikomik olanı kendi güvenliğimizi sağlamak için attığımız meşru adımlar sebebiyle yaptırım tehditlerine maruz kalmamızdır. Tarih bu olup bitenleri kayda alıyor. İnşa ettikleri duvar gerisinde özgürlük tiyatrosu oynayanlar yarın sırça köşkleri başlarına indiğinde diğer insanların neler hissettiklerini anlayacaklar.''