Hendek'te 7 işçinin hayatını kaybettiği havai fişek fabrikası patlamasında ikinci duruşma

Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'nda 7 işçinin hayatını kaybettiği davanın ikinci duruşması bugün Sakarya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.



15-03-2021 22:30

İleri Haber

Sakarya Hendek'teki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası'nda 7 işçinin hayatını kaybettiği, 127 kişinin yaralandığı patlamanın ardından aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5’i tutuklu 7 sanık hakkında açılan davanın ikinci duruşması bugün Sakarya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Duruşma öncesi yapılan açıklamada yaşamını yitirenlerin ailelerinin ve yaralanan işçilerin yanı sıra, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve Milletvekili Erkan Baş, Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da yer aldı. Duruşma öncesi yapılan açıklamada konuşan Avukat Can Atalay, ''Bu memlekette insanların hayatı hiçe sayılmasın diye, Türkiye işçi sınıfının hayatı önemsiz görülmesin diye, bu ülke feraha çıkacaksa ancak emeğiyle geçinen yurttaşların hakları, hukukları sayılırsa mümkün olur demek için buradayız'' dedi.

Patlamada dayısını kaybeden Avukat Gülşen Uzuner ise ''Burada 7 canımızı kaybettik. Ailelerin yanındayız ve ailelerin de bir parçasıyız aynı zamanda. Bir kasıtla, bilerek yapılan bir cinayetle karşı karşıyayız. Kimse ihmal, taksir veya başka şeylerin arkasına saklanmasın. Bilinmiş, saklanmış, organize edilmiş, denetlemeden kaçırılmış veya denetimle anlaşılmış bir dosya bu. Daha önce de bu fabrikada bu fabrikada hayatını kaybedenler, yaralananlar var. Onlarla birlikte bir daha olmasın diye de kendi canımızın hesabını sormaya geldik. Bu davanın, Coşkunların, böyle üretim yapan işverenlerin peşini bırakmayacağız'' dedi.

Duruşma, kimlik tespitleriyle başladı. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde (UYAP) aksaklık yaşanması üzerine duruşmaya ara verildi.

SANIK YAŞAR COŞKUN: İŞLERİMİ TOPARLAYABİLMEM İÇİN DIŞARIDA OLMAM LAZIM

Aranın ardından sanık Yaşar Coşkun'un ifadesi alındı:

“Herkese başsağlığı diliyoruz. Biz bir aile firmasıyız, işçileri de aile üyesi olarak görüyoruz. Fabrikamız tüm standartlara ve tüzüklere uygun olarak imalat yapan bir firmadır. Merdiven altı üretim yapmamaktadır. Bu doğrultudaki suçlamaları kabul etmiyoruz. Biz hem aile üyelerimizi hem fabrikamızı hem de özgürlüğümüzü kaybettik. Bu patlamadan önceki patlama pazar günü olmuştur. Bu nedenle bu patlamayı biz bir iş kazası olarak kabul etmiyoruz. Geçen davada terörist muamelesi gördüm. Patlamadan bir cinayetmiş gibi bahsediliyor. Düzenli ve dünyaca da tanınan bir firmanın ortağıyım. Kaza sırasında da fabrikadaydım. Peş peşe gerçekleşen patlamalar arasında süre bulunmaktadır. İlk patlama ile ikinci patlama arasında mesafe bulunmaktadır. Uzaktan bir bomba konmuş ve sanki uzaktan kumandayla düğmeye basılmış gibiydi. Oradaydım çok iyi gördüm, çok iyi biliyorum. Bu olayın sabotaj olabileceğini düşünüyorum. Temmuz ayı PKK’nın kuruluş yıl dönümüydü. Bu nedenle, sabotaj olma ihtimali mevcuttur. Ruhsat bir kere verilip bırakılmış değildir.

Her seferinde fabrika tekrar kontrol edilmiş ve geçmiştir. Bilirkişi raporunun niçin bu şekilde hazırlandığına ilişkin bir fikrim yok. Bizim fabrikamız stratejik bir fabrikadır. Savaş çıkması halinde devlet fabrikaya el koyarak silah üretimi yapabilir. Devlet kayıtlarında da bu durum mevcuttur. Kaçak yapı ile ilgili olarak, doğrudur üç adet kaçak yapı mevcuttur. Çok fazla patlayıcı bulunduğu tespit edilmiştir ancak neye göre tespit edildiğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

Mevzuata uygun olmasaydık ruhsat alamazdık. Dünyaca bilinen bir firmadır. Havalandırma ücreti pahalı geldiği için yaptırmadığımız ifade ediliyor. Bunu anlamamız mümkün değil. Pervanede patlayıcı birikirse patlama gerçekleşebilir diye düşünerek pervaneli bir havalandırma yapılmaması yönünde talimat verdim. Bir diğer husus sığınağın bulunmaması yönündeki tespit. İfade sırasında tüm çalışanlar toplanma alanına gittiklerini ifade etmişlerdir. Mevzuat gereğince zorunlu olan toplanma alanıdır, sığınak değildir. Tekrar söylüyorum, fabrikamız stratejik bir fabrikadır. Savaş çıktığında silah üretmeye elverişlidir. Bu patlama nedeniyle sanki suçluymuşuz gibi, teröristmişiz gibi muameleyle karşılaşıyoruz. 

Tutuklanana değin MUSİAD başkanlığını yapan, saygın bir iş adamıydım. Fabrikam kapandı. Mağdur edildim. Benim dışarıda olmam lazım. İşlerimi toparlayabilmem için, diğer işçilerin işsiz kalmaması için. 50 seneyi aşkın süregelen bir firmanın 4. Kuşak ortağıyım. Türkiye’yi bu firma sayesinde biz tanıttık. Normalden fazla üretim olduğuna ve malzeme biriktiğine ilişkin iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Patlama bu malzemelerin bulunduğu yerde olmamıştır, misket bölümde olmuştur. Patlamanın biriktiği söylenen malzemelerle ilgisi yoktur.

Ben çoğu denetimde fabrikada olmam. Genelde bu işlerle ilgilenen biri var, o ilgilenir. Bizim fabrikayı denetlemeye gelenlere şuraya bak buraya bak deme şansımız yok. Denetleme için gelirlerken bize haber verilmiyordu ancak sadece Çalışma Bakanlığı’ndan çok fazla evrak işi olduğu için önceden haber veriyorlardı. Ben MUSİAD başkanı olduktan sonra kurul toplantılarına katılamamaya başladım. İş güvenliği ile ilgili kayıtları ben görmedim, bilmiyorum. 

Fabrikada formülleri sadece usta, işi öğrenmesini söylediğim Ahmet ile vefat eden Sabahattin Tepeçınar bilir. 2007’de yapılan denetleme sonrasında eksiklikler tespit edildi. Fakat eksiklikler giderilemeden kaza oldu. Ancak bu eksiklikler giderilene değin fabrika için kapatma yönünde bir karar verilmedi. İşyerinde iş güvenliği uzmanı olarak, daimi şekilde sanıklardan sadece Aslı Bozkurt çalışmaktadır. Haricen dışarıdan İSG desteği almaktayız. A sınıfı uzman gerekiyor. Ancak mevzuatın B sınıfının da bu görevi yapmasına izin vermesi sebebiyle B sınıfı iş güvenliği uzmanı olan Aslı Bozkurt’u çalıştırdık.''

'EKSİKLERİN BULUNMASI BİR ŞEY İFADE ETMEZ'

Yaşar Coşkun'un savunmasının ardından söz alan Avukat Abdurrahim Burak, Coşkun'un denetimden kaçıyormuş gibi bir izlenim yaratıldığını iddia ederken, “Yasa dışı bir iş yapıyorsanız baskına ihtiyaç vardır. Sanki müvekkilin denetimden kaçıyormuş gibi bir izlenim yaratılmaktadır. Eksikliklerin bulunması bir şey ifade etmez, giderilmesi için süre talep edilir. Bu nedenle, müvekkilin denetimden kaçmasını gerektirecek bir durum yoktur" dedi.

DURUŞMADA GERGİNLİK

Mahkemede sanık avukatı Abdürrahim Burak'ın ikame edilmemiş deliller üzerinden soru sormasına müşteki vekillerince itiraz edilmesi sonucu salonda tartışma çıktı. Sanık Müdafi Asena Aslan Burak'ın müşteki vekillerine parmak sallaması sonucu gerginlik yükselince duruşmaya ara verildi.

Duruşmaya verilen aranın ardından söz alan fabrikanın sahiplerinden ve Yaşar Coşkun'un babası olan Ali Rıza Ergenç Coşkun, hakimin "fabrikada barut üretildiği" iddilarını sorması üzerine "Keşke barut yapabilseydik, yapsaydım havai fişeği bırakırdım. Yaşar Çin'e gitti baktı, yüksek fiyatı vardı. Hiç barut üretmedik" dedi. Ancak Coşkun'un aksine fabrikada çalışan işçiler barut üretiminin denendiğini ifade etmişlerdi.

Denetlemelerin öncesinde haberdar edilip edilmediklerinin sorulması üzerine Ali Rıza Ergenç Coşkun da haberdar edildiklerini, hatta denetleyicileri kendilerinin araçla aldığını söyledi. Coşkun, "Ankara'dan gelen denetim haber veriyordu. İzmit’te Şubeleri vardı, arabayla gidip biz alıyorduk hatta. Bu yalnız bize değil, Türkiye’de genel" ifadelerini kullandı.

SANIK AVUKATI "FITRATINDA VAR" DİYEREK CİNAYETİ MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞTI

Evrensel'de yer alan habere göre ise daha sonra söz alan sanık avukatlarından Mehmet Mangıroğlu, kazaları ve cinayetleri olağanlaştırmaya çalışarak "Maalesef işin fıtratında var. 30 yıldır bunu gördüm. Önceki kazalarda anlaşarak helalleştik, bu kazada da helalleşmek istedik, 250 bin lira değerinde ev vermek istedik ama akıllarını çelenler oldu. Müvekkilim Ali Rıza Beyin işyerinde fiilen bir çalışma durumu yoktur. Kendisinin bu olaylar nedeniyle sorumlu olmaması kanaatini taşıyoruz" diyerek skandal ifadelere yenisini ekledi.

Söz alan tutuklu sanık Hasan Ali Velioğlu, "33 senedir bu firma ile çalışıyorum. Pazarlama işi yapıyordum, uzun yola gidiyordum. Ali Rıza ağabey bana 5-6 sene bir oda verdi, gel fabrikada çalış dedi. Pazarlama işi yapmaya devam ettim, işçi alımı yapıyordum. Benim Çin Mahallesi ile işim yoktu. Orasıyla Ahmet ilgilenirdi, ben oraya karışmıyordum. Geziyordum, kaytaran görürsem müdahale ediyordum. Günlük üretim sayısı vardı, depolandıktan sonra satış işini ben yapıyordum. Doğu hariç Türkiye’nin her yerine satıyorduk. Barut üretimi yapılmıyordu. Ben müdür değilim, resmiyete bir müdürlüğüm yok, çalışanım orada. Ali Rıza ağabey bana müdür dedi adım öyle kaldı" dedi.

Velioğlu savunmasında işçilere fazla üretim yapma konusunda baskı yapılmadığını iddia etti. Velioğlu, "Günlük sayısı bellidir kişiye göre, o mal çıkar" ifadelerini kullandı.

"Ben talimat vermem, gezerim. Eksiklikleri ustabaşına söylerim, onlar talimat verir" diyen Velioğlu devamında şunları söyledi: "Ben Ali Rıza Ergenç Coşkun ve Yaşar Coşkun'dan talimat alırım. Benim üstümde fabrika müdürleri var. Üretimin devamı ve işçi alımında ve çıkartmada patronlara sorarım. Ali Rıza ağabey işçi de çıkarmaz zaten."

'BİZ DE PERİŞANIZ, ÇOCUKLARIMIZ DA PERİŞAN'

Tutuklu sanıklardan Erşan Öztürk ise, "Ben 30 senedir fabrikada çalışıyorum. İlkokul mezunuyum, vasıfsız bir ustabaşıyım. Maytap, torpil, havai fişek ve kağıt sarma bölümleriyle ilgileniyorum. Olay meydana geldiği esnada idari bina önünde çim biçiyordum. Şiddetli bir patlama sesi geldi. Patlamanın meydana geldiği bölgede benim hiçbir sorumluluğum yok. Orasının sorumluları Çinli, suçsuzum" dedi.

Öztürk, "Dışarıda ailem, çocuklarım perişan" dediği sırada davayı izleyen işçilerden biri "Biz de perişanız, çocuklarımız perişan" diyerek tepki gösterdi.

Öztürk devamında, "Herkes elini vicdanına koysun. Kendi halimde bir insanım ben. Kötü bir insan olsam 30 sene burada çalışamazdım. Çocuklarımın rızkı için çalışıyordum. Bir kızım okuyordu, ben 8,5 aydır burada olduğum için çalışmaya başlamış" diyerek yaşadıklarını anlattı.

Öztürk, "Benim ilgilendiğim bölümlerde önlük, eldiven ve ayakkabı veriliyordu. Diğer bölümlerde yanmaz malzemeler kullanılıyordu. İşyerinde Hasan Ali Velioğlu bir hata ve eksik gördüğü zaman gerekeni yapıyordu. Hasan Bey idari binada oturuyordu. Pazarlamacı, işçi alım çıkarma yapıyordu. Çin Mahallesine çok nadir gidiyordum, öylesine. Oradan Çinli ve Ahmet sorumluydu. Barut üretimi yapıldığına dair bir bilgim yok. Haddinden fazla üretime dair öyle bir şeye şahit olmadım. Benim üstüm Hasan Bey. Ben bölüm şeflerinin başıyım" dedi.

Fabrikanın kimyageri Asiye Angın savunmasında şunları söyledi:

"Eskiden öğretmenlik yapıyordum. Fabrikaya kimyager olarak girdim. Fabrikanın üst kısmında kalan bölümleri dolaşıyordum, sorumlu mesül müdürdüm. 2013 yılında kimyager olarak başladım. 2014 yılında patlama meydana geldi, sorumlu müdür görevden alındı. Biz Ahmet bey ile kağıt üzerinde sorumlu müdür olduk."

"Hasan Ali Velioğlu 'fabrikada kuş uçmasın' dese kuş uçmaz, bütün sorumluluk ondadır. Bizim sorumluluğumuz kağıt üzerindedir" diyen Kimyager Asiye Angın, "Pandemi sürecinde eğlence mekanları kapalı olduğu için ürünler depolarda bekliyordu ama ne kadar vardı bunu bilmiyorum" ifadelerini kullandı.

'BARUT ÜRETİMİ YAPILIYORDU'

Asiye Angın, fabrikada barut üretimi yapıldığını söyledi: "Barut üretimi ile ilgili Ali Rıza Bey Çinli çalışanla birlikte bunun kararını almıştır. Ali Rıza Bey bana bir şey sormadı zaten. Barut üretimini bizzat gördüm. Sıfırdan barut üretimi vardı. Bu süreç 1 ya da 1,5 sene oldu. Bize bilgi verilmez, fikrimiz alınmazdı. Ne kadar üretim yapıldığına dair bilgim yok. Depolanması 'Yeşil Depo' denilen yerde yapılıyordu."

Sorumlu Mesul Müdür Asiye Angın'ın fabrikada barut üretimine dair itirafı salonda alkışlarla karşılandı.

'TÜZÜĞE AYKIRI ŞEKİLDE FAZLA DEPOLAMA YAPILIYORDU'

Angın, "Çin Mahallesi denilen bölgenin ruhsatı yok. Biz işe başladığımızda burası vardı. Bizden sonra yapılan bir yapı değil, o yüzden neden ruhsatsız yapıldığını bilmiyorum. Tüzüğe aykırı şekilde fazla depolama yapılıyordu. İşçi alımlarıyla ilgilendiğim söyleniyor ama sadece benim ilgilenmem form doldurmak. Form geldikten sonra Hasan Ali Velioğlu ile görüşür, alınacaksa alınırdı. Son söz onlardadır. Ali Rıza Bey şu kişiyi işe alın dediğinde alınırdı. Ben geldiğimde okuma yazma bilmeyen işçiler de çalışıyordu. Hasan Ali Velioğlu bize tutanak tutun derse tutardık, tutmayın dediğinde tutmazdık. Denetime benden başka Hasan Ali Velioğlu, Ali Rıza bey ve Yaşar bey varsa onlar da katılırdı. Çin Mahallesine gidilmiyordu, orasının bilinmesi istenmiyordu."

"İSG Uzmanı Aslı Bozkurt işçilere tane tane anlatıyordu, sorumluluklarını yerine getiriyor, aksaklıkları söylüyordu. Yazdığı aksaklıkları Hasan Ali Velioğlu'na bildiriyordu. Gelen müfettişler deftere baktığında bunları görebilir" diyen Angın, Hasan Ali Velioğlu'nun arada, 'Çok riskli şeyleri yazma' dediğini anlattı.

Angın, barut üretimi için Çin'den iki makina getirildiğini söyledi.

'AİLELER SANIK AVUKATINA TEPKİ GÖSTERİNCE DURUŞMAYA ARA VERİLDİ'

Sanık Avukatı ve Sakarya Baro Başkanı Abdürrahim Burak'ın konuşmasına aileler tepki gösterince duruşmaya 10 dakika ara verildi.

Aranın ardından yeniden başlayan duruşmada savunmasına devam eden Asiye Angın, "Valilik, İçişleri Bakanlığı ve ilgili müdürlükler denetimleri yapıyor. Ben bu denetimlerin üzerine bir bildirimde bulunmam. Kredi ile ev aldım, çalışmaya mecburdum. Yılmadım, uyarılarımı yaptım" dedi.

İSG UZMANI: ÇİN MAHALLESİ'NE BİR YA DA İKİ KERE GİTTİM

İSG Uzmanı Aslı Bozkurt savunmasına, "Özdemir OSGB bünyesine bağlı olarak Coşkunlar firmasında kısmı olarak çalışmaya başladım. Fazla malzeme ile çalışılması, koruyucu ekipman mevzusu Çin Mahallesinin de sorunuydu. Ali Rıza Bey ifadesinde '1 kilogram ile ne olur, İSG Uzmanı ne bilir, biz yıllardır böyle çalışıyoruz' diye fazla malzeme ile çalışıldığını belirtmiştir" sözleriyle başladı.

Bozkurt, "22 Mayıs tarihinde istifa ettim. Fabrikada iş sağlığı ve güvenliği kültürü olmadığını beyan ettim. İstifadan sonra 14 günlük yıllık izne çıkartıldım. 30 Haziran itibariyle tamamen ilişiğim kesilmiştir. Benim işi durdurma yetkim yoktur. Yönetmelik gereği 3 müfettiş işi durdurabilir. Kısmi zamanlı olduğum için ise emir ve talimat yetkim de yoktur" dedi.

Bozkurt, "İşçilerin ifadesinde görebilirsiniz, bütün işçilerin eğitimlere katılması gerekirken hepsi katılmazdı. Çünkü üretim her zaman ön plandaydı. Bir gün ben işyerine habersiz gittiğimde güvenliği arayarak, 'Aslı Hanım gelmiş, neden haber vermedin' diye çıkıştı. Ben de buna dikkat edileceğine fabrikada iş güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledim" ifadelerini kullandı.

"Benim için her zaman iş güvenliği önemliydi. Patlamayla ilgili hiç bir ihmal ve kusurum yoktur" diyen Bozkurt, "Ben Çin Mahallesine ya bir ya da iki kere gittim. Bana o alanı hiç göstermediler. İşverenim görev tanımında o bölgeyi bana göstermedi" dedi.

Müşteki avukatı noter onaylı defterin iddianamede yer almamasını sordu. Aslı Bozkurt, noter onaylı defteri patlama sonrası fabrikaya gidip savcıya teslim ettiğini söyledi. Bozkurt, "Ama o defterin sonrasında başına neler geldi hiç bilmiyorum. Hasan Ali Velioğlu noter onaylı deftere yazdıklarımdan hoşlanmazdı" dedi.

'ÇİN MAHALLESİ PİSTİ, TOZLUYDU, TEHLİKELİYDİ AMA RAHATTI'

Sorumlu Müdür Ahmet Çağırıcı'nın savunmasına geçildi. Çağırıcı, "2013 yılında burada kimyager olarak işe başladım. 6 ay askerlik yapıp geri döndüm. 2014'ün Aralık ayında yaşanan ölümlü kazada Ali Rıza ve Yaşar Coşkun bana sorumlu müdürlük teklif etti. İlk başta bunu kabul etmedim. Hasan Ali Velioğlu'nun baskısını biliyordum, onun altında çalışamazdım. Ali Rıza bey 'Sen bizim akrabamızsın, Hasan Ali Velioğlu ile konuşuruz' dedi. Sorumlu müdür olarak yaptığım tek şey Ali Rıza bey ile notere gidip imza atmaktı. Ali Rıza bey Çinli çalışandan işi öğrenmemi, ondan sonra Çin Mahallesinde göreve gelmemi istedi" ifadelerini kullandı.

Çağırıcı, "Hiçbir zaman işçilere baskı yapmadım. İşçiler yukarıda çalışmak istemezdi, orada sayı vermeleri gerekiyordu. Molaya çıkamıyorlardı. Çin Mahallesi öyle değildi, sayı vermelerine gerek yoktu. Çin Mahallesi pisti, tozluydu, tehlikeliydi ama rahattı. Normal işçi 08.00'de işe başlar 17.00'ye kadar bir saat yemek ve 10 dakika çay molasıyla çalışırdı. Çin Mahallesinde daha fazla mola verilirdi, makinalar 15.30 gibi kapatılır, iş biterdi. Çin Mahallesinde sorumlu Çinli çalışandı, ben onun yanında asistan görevindeydim" dedi.

Çağırıcı, "Bütün yetki Hasan Ali Velioğlu'ndaydı. Evet Coşkun ailesi benim akrabamdır ama benim gerçekleri söylememin önüne geçemez bu. Deneme amaçlı barut üretelim dediler, riskli olduğunu söylediler. Ben de öyleyse yapmayalım dedim. Kalitesiz olacağı söylendi, deneme yapacağız denildi sadece. Cumartesi günü bize tatildi normalde. Cuma günü servise bindim eve gittim. Bir işçi aradı, 'Yarın gelmiyor musun, iş varmış' dedi. Hasan Ali Velioğlu'nu aradım, 'Yok öyle bir şey' dedi. Pazartesi günü işe gittiğimde gördümki misket makinelerinde tane biçiminde 150-200 kilo civarında barut üretilmiş. 2 sene önce denemelik misket barut yapılmış oldu" ifadelerini kullandı.

'BARUT İÇİN SERİ ÜRETİME 1,5 YIL ÖNCE GEÇİLDİ'

Çağırıcı savunmasını şöyle sürdürdü:

"Ali Rıza Coşkun barut yapmak istedi. Çünkü barut pahalı bir şey, yurt dışından geliyordu, fabrika giderlerinin büyük kısmını barut oluşturuyordu. Çinli 'olmaz' dedi. Sonra bir şekilde onu ikna ettiler. Çinli bunu misket makinasında yapamayacağımızı söyledi, başka bir yerde yapalım dedi. 3 tane ayrı binada yapıldı. Yaşar Coşkun '12 bin 500 TL değerinde havalandırma mı yapamayacağım, o kadar maaş ödüyorum' dedi bugün ama evet o havalandırmayı yapmadılar. Gerçekler bu."

"Biz barutu yaptık. Bizim yaptığımız barutta kükürt yerine su katılıyordu. Ben hiçbir üretime katılmadım, Çinli yaptı" diyen Çağırıcı, "Çinli değişik bir formül denediğini, tehlikesinin az olduğunu söyledi. Bir hafta barut, bir hafta misket üretimi yapıyorduk. 7-8 ayda 3-4 ton kadar rahat yapmışızdır. Seri üretime 1,5 yıl önce geçildi" ifadelerini kullandı.

Sorumlu Müdür Ahmet Çağırıcı, "Ben de mağdurum, görüyorsunuz. Türk yargısı kuvvetlidir, geç de olsa adalet yerini bulacaktır" ifadelerini kullandı.

Çağırıcı, "Savunmasında Yaşar Coşkun 'Ben işçiye 600 bin maaş ödüyorum, pervaneye neden 12 bin 500 TL vermeyeyim' dedi. Evet vermedin Yaşar bey, bu da senin ayıbın. Ben kolumu ve gözümü kaybettim ama gerçekleri söylemek için buradayım, ben de şikayetçiyim. Ali Rıza Ergenç Coşkun ve Yaşar Coşkun'dan şikayetçiyim" dedi.

"Çin Mahallesi patladı deniliyor ama oraya yakın bir depoda bu muska denilen malzemeler depolandı. Orada yaşanan patlamanın etkisi de olmuş olabilir diğer patlamalara" diyen Çağırıcı, bu iddiasının araştırılmasını istedi.

Çağırıcı, "Denetimcilerin geleceğini eski polis amiri olan ve fabrikada çalışan özel güvenlik amiri Fikret Çuvalcı bize haber veriyordu" dedi.

'PATLAMA OLACAKSA ÇİN MAHALLESİNDE OLSUN2

Avukatlar Ahmet Çağırıcı'ya, "Hasan Ali Velioğlu'na 'Bu kadar malzemeyi Çin Mahallesine yüklemeyelim' dediniz, o da size 'Bir şey olmaz, patlama olacaksa Çin Mahallesinde olsun, yukarıda daha fazla işçi çalışıyor' mu dedi" şeklinde soru yöneltti. Çağırıcı iddiayı kabul etti ve "evet" dedi.

Bu itirafın ardından Çin Mahallesinde yakınlarını kaybedenler salonda sinir krizi geçirdi. Duruşmaya 16 Mart Salı günü devam etmek üzere ara verildi.

***

DAVANIN GEÇMİŞİ...

Sanıklar hakkında 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşmasında fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun tahliyesini istemişti. Sanığın avukatının sabotaj iddiası üzerine salonun karışmasının ardından, mahkeme salonundaki fiziki yetersizlik nedeniyle duruşma bugüne ertelenmişti.

Patlamada fabrika işçileri Muhammet Seyfi Çanakçı, Erhan Ateş, Halis Yılmaz, Havva Çelik, Sabahattin Tepeçınar, Muhammet Aygün ve Ramazan Kor hayatını kaybetmişti. Patlama sonrası şirket yetkilisi ve fabrika sahibi Yaşar Coşun, fabrika müdürü Hasan Ali Velioğlu, Genel Ustabaşı Ersan Öztürk, Sorumlu Müdüru Asiye Angın ve İş Güvenliği Uzmanı Aslı Bozkurt tutuklanmıştı. Kimyager Ahmet Çağırıcı ve fabrika sahibi Alirıza Ergenç Coşkun ise davada tutuksuz yargılanıyor.

İleri TV'nin havai fişek fabrikası patlamasına ilişkin hazırladığı belgeseli izlemek için tıklayın.

FABRİKADAKİ İHMALLER ZİNCİRİ

Hazırlanan iddianamede fabrikadaki ihmaller şöyle sıralandı:

- Binaların bazılarında özensiz elektrik bağlantıları ve binalarda havalandırma amaçlı kullanılan aspiratörlerin sızdırmaz olmaması,

- Çin Mahallesi’nde elektrik bulunan yerlerde kaçak akım rölesinin bulunmaması,

- Üretim izni olmaksızın kaçak olarak barut üretilmesi ve bu barutun imalatta kullanılması,

- Fabrikada acil durumlar için bulunması zorunlu olan toplanma alanı ve sığınağın bulunmaması,

- Bölümlerde çalışan işçilere fazla iş çıkarması için sürekli olarak baskı yapılması nedeniyle iş yetiştirebilmek adına işçilerin gerekli dikkat ve özeni göstermeden çalışıyor olması,

- İşveren tarafından giderilmeyen eksiklik ve aksaklıkların acil durdurmayı gerektirmesi veya yangın, patlama, göçme, kimyasal sızıntı ve benzeri acil ve hayati tehlike arz etmesine rağmen bu durumun bakanlığın yetkili birimine bildirilmemesi,

- İş güvenliği uzmanınca tutulması gereken evrakların usulüne uygun tutulmaması,

- Geneli ilkokul mezunu olan işçilere gerekli ve yeterli iş güvenliği eğitiminin verilmemesi.