500 yıllık Beyazıt Camii'nde restorasyon skandalı: Pencerelerden çelik gergi geçirdiler

İstanbul'da restorasyonu 8 yıl süren Beyazıt Camii’nde çalışmaların bitmesiyle caminin duvarına pencereleri kapatacak şekilde çelik gergi yapıldı.



13-06-2020 08:44

İstanbul'da Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün 500 yıllık Beyazıt Camii’ne yaptığı, sekiz yıl süren ve 48 milyon 899 bin 746 TL’ye mal olan restorasyon çalışması sonucu caminin duvarına çelik gergi yapılması tepkilere neden oldu.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 22 Ağustos 2012 tarihinde başlatılan ve bu yıl tamamlanan Beyazıt Camii restorasyonu Yılmaz Yapı Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yürütüldü. Restorasyona 48 milyon 899 bin 746 TL harcandı. Beyazıt Camisi, İstanbul’un birinci sınıf tarihi eser grubunda yer alıyor, 1500-1505 yılları arasında inşa edilen cami, Bizans devrinin en önemli meydanlarından olan Tauri Forumu'nun bir köşesinde, İstanbul'daki Fatih Külliyesi'nden sonraki ikinci sultan külliyesinin bir parçası olarak yaptırıldı.

TARİHİ CAMİNİN DUVARINA ÇELİK GERGİ UYGULAMASI ESTETİĞİNE ZARAR VERDİ TARTIŞMASI

Tarih boyunca yaşanan yangın ve depremlerden etkilendiği için hasar alan tarihi camide yapılan restorasyon, uzmanlar ve mimarlar arasında tartışmaya neden oldu. Tartışmanın nedeni ise caminin mihrap duvarını güçlendirmek için paslanmaz çelikten oluşan elemanlarla kuşaklandırma uygulaması yapılması. Yapılan uygulamada kullanılan çelik gergi malzemesinin tarihi yapının pencerelerinin önünden geçmesi nedeniyle tarihi eserin estetiğine de ciddi zarar verdiği belirtiliyor.

Tarihi yapının estetiğini bozan görüntü oluşturması nedeniyle bu uygulamaya gerek olup olmadığı tartışılırken, Artı Gerçek'ten Rıfat Doğan'ın haberine göre, bazı uzmanlar başka bir çözüm bulunabilirdi fikrini savunuyor.

‘BEYAZIT CAMİİ ANITSAL BİR YAPI SIRADAN BİR YER DEĞİL, DİKKAT EDİLMESİ GEREKİR’

Restorasyonda ortaya çıkan görüntüyü Artı Gerçek’e yorumlayan Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Serhat Şahin, “Beyazıt Camii, anıtsal bir yapı, erken Osmanlı döneminden klasik Osmanlı dönemine geçişin ilk yapısı ve ilk külliyesi. Bizans Meydanı aynı zamanda forum meydanıdır. Sıradan bir yerde olmayan sıradan bir yer de değildir. O yüzden dikkat etmek gerekir” uyarısında bulundu.

‘EN UCUZ TEKLİFİ VEREN İHALEYİ ALDIĞI İÇİN İŞİN KALİTESİ DÜŞÜYOR’

“Restorasyon ve özellikle uygulama işleri multidisipliner bir çalışma. Restorasyona bir bütün olarak bakılmalı, sadece bir uygulama işi değil aynı zamanda bir kültür. Böylesine birinci sınıf tarihi eserler olduğunda özel ekiplerle yapılması gerekiyor” diyen Şahin restorasyon ihalesi yönetmeliğindeki eksikliklere dikkat çekti:

“Restorasyon ihalesi yönetmeliğinde eksiklikler var. Bu eksikliklerin tamamlanması gerekiyor. En ucuz teklifi veren firmalar işi alıyor. Böyle olunca da otomatik olarak işin kalitesi düşmeye başlıyor. Müteahhit  kafasıyla bu tarihi eserlere girildiği zaman iyi sonuç alamazsınız. En ucuz teklifi veren firmalara değil, işin ehli olan insanlara bu işlerin verilmesi şart.”

'ESTETİK DEĞERLERİNE ZARAR VERİLMEMESİNE DİKKAT EDİLMELİYDİ'

Şahin, başka bir çözüm bulunabileceğini vurgulayarak “İstediğiniz kadar bu uygulamaya teknik olarak gerekli deyin, dışarıdan baktığınızda tarihi yapının estetiğini bozuyorsa bunu vatandaşa anlatamazsınız. Bu iş yapılırken estetik değerlerine zarar verilmemesine dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun için de başka alternatifleri değerlendirmek zorundasınız. Estetik değerlerine zararı azaltmak, bunu en az indirmek gerekiyor. Dışarıdaki gergiler içeride taşıyıcı sistemi tutan gergilerle birleşiyor, kot farkından dolayı camın önüne geliyor. Sonuç gördüğümüz gibi oluyorsa bunun başka bir çözüm bulunması lazım” dedi.

İÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ DEKANI: ORTAYA ÇIKAN GÖRÜNTÜ HOŞ DEĞİL

İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Kemal Kutgün Eyüpgiller de yaptığı açıklamada ortaya çıkan görüntünün hoş olmadığını belirterek “Restorasyon uygulamasının danışmanları var, idare var. Bu konuda çok şey söylemem doğru olmaz. Hangi koşullarda oluştuğunu bilmiyorum. Sonuçta ortaya çıkan görüntü hoş değil. Böyle bir yapıda mutlaka başka bir statik çözüm bulunurdu” ifadelerini kullandı.

STATİK UZMANLARI: DEMİR GERGİ YAPI İNŞA EDİLİRKEN SİSTEMLE ENTEGRE OLARAK KULLANILIR

Statik uzmanları da yapılan uygulamayı eleştirerek dövme demir gergilerin, kılıcın, kenet gibi metal elemanlarının yapı inşa edilirken sistemle entegre olarak kullanıldığını ancak sonradan uygulanan bu elemanların yararlı olduğu konusunda şüphelerin olduğunu belirtti.

ELEŞTİRİLERE BİLİM KURULU ÜYESİNDEN YANIT: RAHATSIZ EDİCİ BULUNURSA SÖKÜLEBİLİR

Restorasyon çalışmasının Bilim Kurulu’nda yer alan emekli İTÜ öğretim üyesi olan Prof. Dr. Feridun Çılı ise yapılan eleştirilere ilişkin şunları söyledi:

“Beyazıt Camii’nde mihrap duvarı dışa doğru devrilme eğilimi gösterdiği için yapının iç kısımlarına değişik elemanlarla bağlanmıştır. Caminin içinde ve dışında düzenlenen gergi ve kuşakların aynı kotta düzenleme zorunluluğu bulunmaktadır. Cami içinde en uygun kot seçilince bunun cami dışına yansıması böyle oldu. Yapılan doğrudur. Yapının dışında kalan kuşaklar o kadar rahatsız edici bulunursa, yapılan güçlendirmeyi sakatlama pahasına, sökülüp alınabilir. Güçlendirme elemanlarının görünür, daha sonra daha iyi bir çözüm bulunursa yapıyı tahrip etmeden kolaylıkla sökülebilir olması esastır ve yapılan budur.”