23 kez suç duyurusunda bulunan Ayşe Tuba Arslan’ı korumayan devlet; hâkim, polis ve uzmanda ihmal bulamadı!

HSK’nin Ayşe Tuba Arslan’ın ölümünde ihmali olan devlet görevlilerine dönük inceleme ve soruşturmaların hepsini kapatmasını değerlendiren Av. Pınar Çelik Arpacı, ‘’Bir kadın bu ülkede 23 kez adliyeye gidip savcılığa başvurup koruma alamayıp öldürüldüğünde ‘ihmal yok’ mu diyeceğiz?’’ diye sordu.



13-01-2021 13:30

İzel Sezer - @izelsezer

Emniyet ve savcılığa yaptığı 23 suç duyurusuna rağmen korunmayan ve boşandığı Yalçın Özalpay’ın baltalı saldırısı sonucu hayatını kaybeden Ayşe Tuba Arslan’ın ölümünde ihmali olan devlet görevlilerine dönük inceleme ve soruşturmaların hepsi kapatıldı. Soruşturma kararını değerlendiren Arslan ailesinin avukatlarından Pınar Çelik Arpacı, ‘’Adalet Bakanı Gül ‘Ayşe Tuba bugün aramızda olabilirdi, bu çığlığı savunmak gerekiyor, bu feryada sessiz kalamayız’ demişti. Bu karar, bu feryada sessiz kaldıkları anlamına mı geliyor?’’ diye sordu.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), tedbir ve uzaklaştırma kararlarını ihlal ederek Arslan’a yönelik saldırılarını sürdüren fail Yalçın Özalpay hakkında önleyici ve caydırıcı tedbirleri uygulamayan Aile Mahkemesi hâkimi hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi. Dört kez verilen koruma kararına rağmen Ayşe Tuba Arslan’ı korumayan emniyet birimleri hakkında yapılan incelemede ise emniyetin ihmalinin olmadığı iddia edildi.

NE HAKİM, NE BAKANLIK NE DE EMNİYET KUSURLU!

Soruşturma sonucunda HSK, Arslan’ın davalarını ve aldırdığı tedbir kararlarını takip etmekle yükümlü olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Eskişehir Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) yetkililerinin de kusurunun bulunmadığına karar verdi.

Polisin ihmal ve kusuru olup olmadığına ilişkin Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca yürütülen inceleme sonucunda da “Emniyet birimlerinin bir kusuru olmadığı ve soruşturmaya yer olmadığı” sonucuna varıldı.

ADALET BAKANI İHMALLERİ KABUL ETMİŞTİ

Oysa Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Ayşe Tuba Arslan’ın ölümünün ardından yaptığı bir konuşmada kamu görevlilerinin ihmali olduğunu ima ederek “Defalarca kolluğa, emniyete, yargıya ve ilgili kurumlara ihbar ve şikâyette bulunmasına rağmen ve tüm hikayesi bütün birimlerce bilinmesine rağmen bir kadın eski eşi tarafından katledildi. Bir kadının yaşam hakkı feryat figanlar arasında gasbedildi. Herkesin iki elini başının arasına alıp düşünmesi gerekir. Kolluk makamları olayı ne için önleyemediği, savcılık makamları hangi aşamada ne gibi eksiklikler var hepsini masaya getirmesi gerekir. Ayşe Tuba Arslan, bugün aramızda olabilirdi’’ demişti.

‘CEZASIZLIK POLİTİKASI UYGULANIYOR’

HSK’nin verdiği bu kararı İleri’ye değerlendiren Arslan ailesin avukatlarından Pınar Çelik Arpacı, bu kararla HSK’nin hakim ve savcıları, İçişleri Bakanlığı’nın emniyet yetkililerini ve Aile Bakanlığı’nın da kendi ŞÖNİM birimini korumuş olduğunu söyledi.

‘’Son satırı vurup öldüren cezalandırıldı ama 23 kez kamuya başvuru yaparak yardım istediği halde bu süreci etkin çalıştırmayanlar hakkında hiçbir şekilde ceza verilmedi’’ diyen Av. Pınar Çelik Arpacı, ‘’Biz aslında sistemi düzeltmeye çalışıyoruz, bu kişilerin uyarı alması bile dikkat çekecek ama şu an cezasızlık politikası uygulanıyor’’ şeklinde konuştu.

İlgili haber: Ayşe Tuba Arslan cinayeti belgesel oldu

’23 BAŞVURU SÜRECİNDE DE SONUÇ ALINAMADIĞI İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ’

Şiddetin bir süreç olduğunu ve en son ölüm vakası gerçekleşene kadar birçok işlem yapıldığını söyleyen Av. Çelik Arpacı, ‘’Kadınlar başvuru yapıyor, koruma kararının mahkeme tarafından verilmesi, kararın kurul tarafından uygulanması, ardından ŞÖNİM’in izlemesi, dava açılması, Aile Bakanlığı avukatlarının davayı takip etmesi bunların hepsi bir süreç. Ayşe Tuba’da bu süreç 23 kez başlamış ve 23’ünde de bir sonuç alınamadığı için öldürüldü’’ ifadelerini kullandı.

‘ADALET BAKANI BU FERYADA SESSİZ Mİ KALDI?’

‘’Bu kadar bariz bir vakada bile hiçbir ihmal bulunamamış. Ayşe Tuba’nın ölümünde kimsenin ihmali yok mu yani, bu karar bu anlama mı geliyor?’’ diye soran Av. Pınar Çelik Arpacı, ‘’Bir kadın bu ülkede 23 kez adliyeye gidip savcılığa başvurup koruma alamayıp öldürüldüğünde ‘ihmal yok’ mu diyeceğiz? Adalet Bakanı yaptığı bir konuşmada ‘Ayşe Tuba bugün aramızda olabilirdi, bu çığlığı savunmak gerekiyor, bu feryada sessiz kalamayız’ demişti. Üstünden bir yıl geçti, bu kararla ‘Bu feryada sessiz kaldık’ anlamına mı geliyor?’’ sorularını yöneltti.

CİNAYETİN ÖNLENMESİ İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Ayşe Tuba Arslan’ın öldürülmesini engellemek için birçok uygulamanın hayata geçirilebileceğini vurgulayan Av. Çelik Arpacı, alınabilecek önlemleri şöyle özetledi:

‘’Bu kadar ağır bir vakada faile elektronik kelepçe takılsaydı ya da koruma kararlarını her ihlal edişinde hakim zorlama hapsi verseydi, dosyalar İstanbul Sözleşmesi’nde de yasaklandığı gibi uzlaştırmacıya gönderilmeseydi, Aile Bakanlığı avukatları davayı takip etse, ŞÖNİM şiddet mağdurunu iyi izlese, Aile Mahkemesi etkin bir koruma yöntemi bulsa Ayşe Tuba Arslan aramızda olabilirdi. Bunlar yapılmadığı için ihmalden bahsediyoruz.‘’

‘KADINLAR AYŞE TUBA’NIN FERYADINA SESSİZ KALMAYACAK’

Arslan ailesinin avukatları olarak bu sürece dair tüm itirazları yapacaklarını ve hukuki olarak gidebilecekleri en son sürece kadar gideceklerini söyleyen Av. Pınar Çelik Arpacı, sözlerini ‘’Bakanlık bu feryada sessiz kaldı ama kadınlar Ayşe Tuba’nın feryadına sessiz kalmayacak’’ diyerek sonlandırdı.

KADIN AVUKATLARDAN ‘İHMALLER ZİNCİRİ’ RAPORU

Ayşe Tuba Arslan’ın öldürülmesine giden sürece ilişkin, 7 kadın avukatın hazırladığı 56 sayfalık raporda ise şu tespitlere yer verilmişti:

- Arslan’ın can güvenliği bakımından tehlikede olduğu konusunda adli makamlar bilgi sahibidir. Onlarca başvurusunun bulunmasına rağmen gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığı görülmektedir.

- Eskişehir ŞÖNİM’e (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri) başvuru yaptığımızda, ŞÖNİM’de koruma kararlarının ve bunların infazına ilişkin şahsi bir dosya tutulmadığı, bu takibin tek dosya üzerinde yürütülmediğini öğrendik. Nitekim Ayşe Tuba Arslan’ın 1. Aile Mahkemesi’ndeki dosyasında da ŞÖNİM’e gönderilen bildirim evrakı dışında ŞÖNİM’e dair hiçbir evrak bulunmamaktadır. Bu durum ŞÖNİM’in görevini yerine getirmediğini göstermektedir. Uygulamadaki bu aksaklık ve ihmal Ayşe Tuba Arslan’ın hayatına mal olmuştur.

- Ceza dava dosyaları değerlendirmesinde; Ayşe Tuba Arslan ile sanık Yalçın Özalpay arasında birçok ceza davasının olduğu, bu davaların para cezası, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla sonuçlandığı görülmektedir. Sanığın, Ayşe Tuba Arslan’a yönelik sistematik şiddetinin görmezden gelindiği, dikkate alınmadığı görülmektedir.

- Ceza davalarına ilişkin değerlendirmelerin birçoğunda; bu davaların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirildiği ancak Bakanlık avukatlarınca dosya takibi sağlanamadığını görülmüştür.

- Dava aşamasına taşınan dosyalar içerisinde yer alan iki adet ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve on adet başvurunun kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonlandırılması, savcılık makamınca soruşturmanın yeterli özenle yürütülmediği kanaatini uyandırmaktadır.

- Arslan’ın şikâyeti üzerine açılan soruşturma dosyaları uzlaşmaya sevk edilmiştir. Yapılan uzlaştırma işlemleri, hem Ayşe Tuba Arslan’ın yeni saldırılara uğramasına zemin hazırlamış hem de uzlaştırma sürecinde geçen zaman Yalçın Özalpay hakkında dava açılma sürecini geciktirmiştir.