2019'da 305 kadın katledildi, 556 kadın şiddete maruz kaldı

İHD, TİHV, Barolar ve sivil toplum örgütleri, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla birçok kentte ortak açıklama yaptı. Açıklamada, kadınlara yönelik şiddet, ağır işkence ve kötü muamele, cezaevlerindeki durum, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar ile mültecilerin karşılaştığı hak ihlallerine ilişkin veriler paylaşıldı.



10-12-2019 15:45

Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, İnsan Hakları Derneği (İHD), Hak İnisiyatifi Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 10-17 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Eşbaşkanı Hülya Alökmen de katıldı. Hazırlanan raporu İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun okudu.

Açıklamada öne çıkan başlıklar şu şekilde:

‘GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR ARTARAK DEVAM EDİYOR’

Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının ağır tehditlere maruz bırakıldığı zor bir dönemden geçtiklerini belirten Abdullah, “Toplumsal hayatımızın temel ve vazgeçilmez haklarından olan ifade ve örgütlenme özgürlüğü, iktidarın otoriter politikaları ve siyasi vesayet altına girmiş yargının kararlarıyla adeta yok edilmeye çalışılmaktadır. Kendisi gibi düşünmeyen hemen her toplumsal kesimi baskı altına alan siyasi iktidar, çok renkli olan toplumumuzu birbirine karşıt iki kutup halinde oturtma ve böylece idareyi kolaylaştırma politikası gütmekte, bir grubun temel insani haklarını ihlal ederken diğerlerinin haksızlığa karşı çıkmasının önünü almakta ve toplumsal hayatı otoriter politikalarla yapılandırarak bunu yaygın ve sistematik bir hale dönüştürmektedir. Türkiye’de yargı organlarının siyasi söylemlerin etkisinde kaldığı ve tarafsızlığını yitirdiği fikrinin giderek pekiştiği bir ortamda, haksız gözaltı ve tutuklamalar artarak devam etmektedir” dedi.

‘830 KİŞİ KÖTÜ MUAMELEYE MARUZ KALDI’

Türkiye’de 2019 yılında da yaşam hakkı ve işkence yasağı başta olmak üzere kategorik başlıklar altında sıralanabilecek, sistematik ve yaygın insan hakları ihlallerinin devam ettiğine vurgu yapan Abdullah, “Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na 2019 yılının ilk 11 ayında işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 840 kişi başvurmuştur. Başvuranların 422‘si aynı yıl içinde işkence ve kötü muamele gördüklerini belirtmişlerdir. İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre ise 2019 yılının ilk 11 ayında gözaltında ve gözaltı dışındaki yerlerde işkence ve diğer kötü muameleye uğradığını iddia eden kişi sayısı 830’dur. Toplanma ve gösteri hakkına yönelik müdahaleler, haksız gözaltı ve tutuklamalar, askeri operasyonlar nedeniyle meydana gelen ihlaller, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, kadına ve çocuklara yönelik şiddet, ekonomik ve sosyal haklardaki kayıplar, mevcut durumda artış göstererek devam eden hak ihlalleridir” sözlerine yer verdi.

‘TECRİT TEMEL BİR İNSAN HAKKI İHLALİDİR’

“İşkencenin yaygın ve sistematik hak ihlalleri ile gündeme geldiği bir başka yer ise, cezaevleridir. Sürgünler, sağlık hakkı, işkence ve kötü muamele, disiplin soruşturmaları, tecrit etme, haberleşme, iletişim hakları gibi konularda, mahpusların hakları ihlal edilmektedir. Hapishanelerdeki mahpusların mektup aracılığıyla ve yakınları aracılığıyla insan hakları örgütlerine yaptıkları başvurularda, sevkler sırasında çıplak arama ve fiziki işkence, tek kişilik hücrelerde tecrit etme, kelepçeli tedavi, hastane ve revire çıkarılmama gibi yaşanan mağduriyetleri ifade etmişlerdir. Hapishanelerde yüzlerce hasta mahpus bulunmakta, kimilerinin ağır hastalıklarına rağmen tedaviye erişim ve tahliye talepleri görmezden gelinmektedir. Tek başına yaşamını idame edemeyen hasta mahpusların durumuna karşı ilgililerin yaşadığı kayıtsızlık, hasta mahpusların yaşamını yitirmesiyle ağır yaşam hakkı ihlallerinin meydana gelmesine yol açmaktadır. Geçtiğimiz günlerde 65 yaşında Emine Aslan Aydoğan’ın hayatını kaybetmesi bu kayıtsızlığın en acı örneklerinden biridir. Hapishanelerle ilgili bir diğer önemli konu ise, çeşitli vesilelerle vücut bulan mahpuslara yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulamalarıdır. Cezaevlerinde tecrit temel bir insan hakları ihlalidir.

‘305 KADIN HAYATINI KAYBETTİ, 556 KADIN ŞİDDETE MARUZ KALDI’

2019 yılında kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet ve cinayetler de artarak devam etmiştir. 2019 yılının ilk 11 ayında en az 305 kadın erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Aynı dönemde en az 556 kadın ise erkek şiddetine maruz kaldı. Resmi rakamlar ise şiddete uğrayan kadın sayısının on binlerle ifade edildiğini, şiddet sonucu yaşamını yitiren kadın sayısının ise daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Toplumsal yaşamımızda, kadınların sözüne, yaşam biçimine tahakküm kurmanın bir tezahürü olarak karşımıza çıkan erkek şiddeti ve adeta şiddeti cezasızlıkla ödüllendiren yargı kararları, Türkiye’de cinsiyet eşitsizliği sorununu daha da derinleştirmektedir. Çocuklar ise her geçen gün daha fazla istismara maruz kalmakta, çatışmalı ortamların varlık gösterdiği bölgelerde, çocukların yaralanmalarına ve yaşamlarını yitirmektedir.

Bölgemizde, zırhlı askeri araçların çarpması sonucu ve askeri mühimmat ve savaş atıklarının yol açtığı çocuk ölümleri ve yaralanmalardaki artış durumun vahametini göstermektedir. Yaşama, barınma, beslenme, çalışma ve sağlık hakkı en temel insan hakkıdır. Temel insan haklarının yok sayıldığı bir ortamda nitelikli sağlık hizmeti ve halk sağlığından söz etmek de mümkün olmamaktadır. Barış, demokrasi ve temel insan haklarının var olmadığı bir ortamda sağlık hakkından ve sağlıklı olmaktan da söz edilmemektedir.”