1'e karşı 2 oyla karar verildi: Demirtaş'ın tutukluluğu devam edecek

Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davanın dün başlayan beşinci duruşması bugün Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü'nde sürdü. Mahkeme, Demirtaş'ın tutukluluğuna devam kararı verdi.



19-06-2019 19:20

İleri Haber

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davanın beşini duruşmasına bugün devam edildi. Mahkeme heyeti 1’e karşı 2 oyla Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar verdi.

Demirtaş'ın Ankara Sincan Cezaevi Kampüsü'nde görülen duruşması başladı. Demirtaş duruşmaya, dün olduğu gibi Edirne Cezaevi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) yoluyla bağlandı.

Demirtaş'ın savunması şu şekilde:

İlginçtir, o dönemde [2010’lu yılların başları] hakkımızda fezleke hazırlayan savcılar sonradan açığa alındılar, tutuklandılar. Bu bir tesadüf olabilir mi? Emniyetteki Cemaat bağlantılı güvenlik personeli, adliyede de kendileriyle bağlantılı savcılarla çalışıyorlardı. 2012’de bize kumpaslar kurulur ve biz de bunları deşifre etmeye çalışırken Cemaat’in hedefi haline geliyorduk. Peki bu anormal midir? Hayır. Cemaat’in hedefi haline gelmek bizim için anormal değil, çünkü karşı çıkıyorduk. Hem hukukun üstünlüğüne güveniyorduk hem de Cemaat'in devletin bürokrasisine adım adım yerleşmeye çalıştığını görüyorduk. Ve bunu da yüksek sesle ifade ediyorduk. 

'O DÖNEMDE CEMAAT BİZİ SEVMİYORDU AMA BİNALİ  YILDIRIM'I ÇOK SEVİYORDU'

Sahada da bazı valiler, emniyet müdürleri ya da başka yerlerdeki, mesela Parlamento'da Cemaat’e yakın olduğu bilinen şahısların bana karşı tutumlarından da, tepkili olduklarını anlayabiliyordum. O dönemde Cemaat bizi sevmiyordu. Ama kimi seviyordu? Mesela Binali Yıldırım’ı çok seviyordu. Hakkımda iftira atan Binali Yıldırım’ı. Benim, “masum insanların ölümüne sebebiyet vermekten tutuklu” olduğumu söyleyecek kadar şirazesinden çıkmış olan Binali Yıldırım'ı. Yargı süreci devam eden biri hakkında kameraların karşısına geçip iftira atan siyasetçileri çok seviyordu Cemaat. 

'BU DELİLLERİ DOSYAMA CEMAAT'İN SAVCILARI DEĞİL AKP'NİN SAVCILARI KOYDU'

Yargı süreci devam eden biri hakkında kameraların karşısına geçip iftira atan siyasetçileri çok seviyordu Cemaat. Bu fezlekede savcı, dünkü fezlekede olduğu gibi konuşmamın içeriğini yazmamış. Çarpıtma ve kopyala-yapıştır sistemiyle, Cemaat’in sıkça kullandığı teknik ve taktikle bir fezleke hazırlamış. 2012'deki bir konuşmam dosyada. Bana “masum insanların ölümüne sebebiyet vermemiş kişi” diyen Binali Yıldırım’a söylüyorum. Dosyamda ne tür deliller olduğunun da bir kez daha bilinmesini istiyorum. Bunu da Cemaat’in savcıları koymadı. Bugün AKP’nin savcıları koydu.

'AKP'NİN BENDEN RAHATSIZ OLMASININ SEBEBİ CEMAAT'E YÖNELİK ELEŞTİRİLERİMDİR'

Türkiye kamuoyunun, altını çizerek belirtiyorum, kamuoyunun bunun bilmesini istiyorum. Bugün bile AKP’nin bazı kesimlerinin benden rahatsız olmalarının nedeni, Cemaat’e yönelik yıllardır sürdürdüğüm eleştirilerdir. 

Bakın ne demişim 2012’de. [Dava dosyasından okuyor.]

'DIŞARIDA OLSAM HEPSİNİ TEK TEK TEŞHİR EDERDİM'

Yargılanmam dışarıda yapılıyor. Onlarca mikrofonun önünde bütün Türkiye’nin dikkatle izlediği İstanbul seçimindeki AKP’nin adayı benimle ilgili konuşuyor, ben buna cevap veremiyorum. Dışarıda olsam cevabını veririm. Savunmamın parçası budur işte. Dışarıda olsam aleyhime bu kadar algı yapmalarına izin vermezdim. Hepsini tek tek teşhir ederdim. Düşünün ki, benimle ilgili dün masum insanların ölümünün müsebbibi diye açık açık yargıya müdahale edecek açıklama yapan şahıs, başbakanlık yaptı bu ülkede.

'SÖYLEDİKLERİM SUÇ OLSAYDI BİNALİ YILDIRIM'LA SANIK SANDALYESİNDE YAN YANA OLMALIYDIK'

Benim de üyesi olduğum Meclis’in başkanlığını yaptı. Yurttaşlar bunu söyleyebilir. Gazeteciler yorum yapabilirler. Ama iktidar mensupları yapamazlar. Bu, yürütme erkinin yargı üzerindeki aleni yönlendirmesi olur. Yapılan budur. Namertçedir. Dürüstlük değildir bu. Binali Bey’in gelip bir duruşmamı izlemesini isterdim. Gelseydi bir baksaydı neyle suçlanıyoruz. Binali Yıldırım, benim söylediklerim suç olsaydı şu anda ikimiz sanık sandalyesinde yan yana olmalıydık. Bak, Kürdistan dediğim için yargılanıyorum.

'KÜRDİSTAN DEDİĞİM İÇİN YARGILANIYORUM'

Hakkımdadaki suçlamalar gerçekten suçsa Binali Bey, ikimizin aynı sanık sandalyesine oturması lazım. Senin geçen hafta oy uğruna Diyarbakır’da söylediğin “Kürdistan"ı ben 7 yıl önce Bingöl’de söylediğim için bak bugün yargılanıyorum. Binali Yıldırım şunu da söylüyor, “Demirtaş seçimde biz destek veriyoruz, o da seçimden sonra bizi görsün diyor.” Çünkü kafaları hep böyle çalışıyor. Yurttaşlarımızın iyiliği için bir şey isteyebileceğimiz hiç akıllarına gelmiyor.

'BUNLARIN SİYASETİ RANTI PAYLAŞMAK ÜZERE'

Bunların siyaseti rantı paylaşmak üzerinedir. Biri birine destek veriyorsa demek ki ekonomik çıkar vardır. Kafa başka türlü çalışmıyor. Samimiyetle söylüyorum, kafaları böyle çalışıyor. Bunların günahını isteseniz bedava vermezler. “Benim çıkarım ne olacak” derler. Biz ilkeli, ahlaklı, dürüst siyasetçileriz. AKP’ye destek vermedik diye bin yıl da ceza verilecekse baş göz üstüne. Şeref duyarız. Yeter ki arkamızdan kimse bize, "soyguncu, talancı, rantçı, hırsız" demesin. Yeter ki arkamızdan kimse, "bunlar haysiyetsiz" demesin. Türkiye toplumunun tamamına da demokrasi ve barışı getireceğimize de inanıyoruz.

'SAVCI HUKUKUN RUHUNDAN, FELSEFESİNDEN BİHABER'

Merak ediyorum, bu fezlekeyi hazırlayan savcı tarih bilgisini nereden almış? Hukuk bilgisinden vazgeçtim. Hukuktan anlamadığı belli de. Hukuktan anlamak sadece kanun bilmek değildir. Hukukun ruhunu, felsefesini bilmek önemli. Savcı bunlardan da bihaber. Beni suçlayacaksa en azından dolu dolu bir fezleke hazırlar. “Kürdistan” dediğimde nasıl oluyor da terör progapandası yapmış oluyorum? 

'TARİHİ BİR GERÇEĞİ NİYE İNKAR EDECEKMİŞİZ?'

Tayyip Erdoğan dedi diye değil, Binali Yıldırım dedi diye değil, Mustafa Kemal Atatürk dedi diye değil, Sultan Abdülmecid dedi diye değil, Selçuklu Sultanı Kürdistan Eyaleti ilan ettiği için değil; Kürdistan, tarihi bir gerçeklik olarak var olduğu için var. Tarihi bir gerçeği niye inkar edecekmişiz? Kürdistan bir coğrafya. Kürtlerin anavatanıdır. Anadilimiz, folklorümüz, müziğimiz, ağıtlarımız, mezarlarımız, türbelerimiz, ağaçlarımız, derelerimiz ve bizi biz yapan hatıralarımızla, benliğimizle coğrafyamız, anavatanımız.

'BİZ KÜRDİSTAN AYRILSIN, AYRI DEVLET OLSUN DEMİYORUZ'

Kürdistan coğrafyası, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti sınırlar içinde. Biz bu ayrılsın, ayrı devlet olsun demiyoruz. Rumeli denilince neresi anlaşılıyor? Trakya. "Rumeli" deyince "Rumlar ayrı bir devlet kursun ve orası Rum devleti olsun" demiş mi oluyorsunuz? Kürdistan demenin neresi terör propagandası? Bu nasıl bir hakaret, bu nasıl bir aymazlık. Farkında değiller herhalde, hakaret ettiklerinin.

“Binali Yıldırım niye Kürdistan dedi” demiyorum. Her gün kullansın. Normalleşmesi lazım. Doğubeyazıt’tan Çukurca’ya kadar, İran sınırlarında kalan bölge İran Anayasasında Kürdistan Eyaleti. Çukurca’nın Cizre’ye kadar olan, Irak sınırlarında kalan bölge Irak Anayasasında Kürdistan Bölgesi. Kürdistan, Türkiye’ye bir karış geçmiyor mu? Tam sınırda mı bitiyor?

'SİYASİ REHİNELER TAHLİYE TALEP ETMEZLER'

Duruşmanın öğleleden sonraki bölümü avukatların savunmasıyla devam etti.

Avukatların savunması sonrası söz alan Demirtaş, “ Ben hukuk ve kanun çerçevesinde tutuklu olsaydım tahliyemi talep ederdim. Siyasi rehineler tahliye talep etmezler. Ben de tahliyemi talep etmiyorum” dedi.

1’ E KARŞI 2 OYLA TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Demirtaş’ın konuşması sonrası mahkeme heyeti 1’e karşı 2 oyla Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar verdi. 

Karşı oy kullanan üye, AHİM kararına atıfta bulunarak, “ Tukluluk halinin devamını haklı gösteren yeni unsurlar veya deliller sunulmadığı sürece mümkün olan en kısa sürede başvuranın tutukluluğunun sona erdirme görevinin davalı devlete derhal tutukluluğa son verilmesi yükümlülüğünün  yüklenmesi nedeniyle sanığın Ceza Muhakemesi Kanununun 109’uncu maddesinin 3’üncü fıkrasının a bendi gereğince dosyanın geldiği aşama itibari ile yurt dışına çıkmamak adli kontrolü uygulanmak sureti ile salıverilmesine karar verilmesi kanaatindeyim” dedi.

Mahkeme bir sonraki duruşmayı 16-17 Temmuz tarihine erteledi.