17 Nisan Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü'nün 25. yıldönümü: 'Gıda egemenliğini savunacağız'

Bugün Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü'nün 25. yıl dönümü. Tarım işçileri, 17 Nisan'ı dünyanın dört bir yanında direniş günü olarak kutluyor...



17-04-2021 15:09

İleri Haber

Bugün 17 Nisan’ın “Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü” olarak ilan edilişinin 25’inci yıldönümü. Tarım emekçileri, 17 Nisan’ı 1996’dan bu yana mücadele günü olarak kutluyor. 

Çiftçiler Sendikası (Çiftçi Sen), Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü'nde bir basın açıklaması yayınladı. Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel de Efes Tarlası Yaşam Köyü Manifestosu’nu kamuoyu ile paylaşırken, HDP Tarım Komisyonu Sözcüsü ve Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ise "Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü kutlu olsun!" başlıklı bir açıklama yaptı.

'SALGIN TEHLİKEYİ GÖZLER ÖNÜNE SERDİ'

“Köylülerin gıda egemenliğini hayata geçirme mücadelesinde 25’inci yıl” başlığıyla yayınlanan Çiftçi-Sen'in açıklamasında dayanışma eylemleri yapılması çağrısında bulunuldu.

Çiftçi-Sen'in açıklamasında "Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü’nün ilan edilişinin ve Gıda Egemenliğin’in ilk defa dillendirilişinin 25. yılındayız. 'Gıda Egemenliği' merkezinde küçük çiftçilerin kendi kültürlerine uygun gıdayı üretme ve tüketme biçimlerini oluşturabilme hakkıdır. Şirketler Covid-19 pandemisini gerekçe yaparak kendi gıda sistemlerini güçlendirecek kararların alınmasını sağlayabilmektedirler. Salgın, açlığa karşı yerel gıda sistemlerinin önemini gıdanın giderek daha az sayıda şirketin eline geçmesinin tehlikesini göstermiştir" denildi.

'ÇİFTÇİLER ZOR ŞARTLAR ALTINDA'

Efes Tarlası Yaşam Köyü Manifestosu yayınlayan Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ise “Bugün 17 Nisan, Köy Enstitüleri’nin kabulünün yıldönümü ve Uluslararası Çiftçi Mücadeleleri Günü. Sizlere bugün Efes Tarlası Yaşam Köyü’nden sesleniyorum. Efes Tarlası Yaşam Köyü, tamamen Belediyemizin öz kaynakları ile hayata geçirdiğimiz bir proje. İlhamımızı Cumhuriyetimizin köylere ulaşma hamlesi olan Köy Enstitülerinden aldık” dedi.

"Köylerimizin boşalıyor, aile tarımı ve küçük üretici çiftçilerimiz zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor” diyen Sengel’in açıkladığı manifestoda şu ifadeler kullanıldı:

-Üreticiler ile tüketicileri birbirlerinin gözünün içine bakarak, sesini duyarak insani bir etkileşimde bir araya getireceğiz. Pahalılaşan, sağlıklı olmayan ve besleyiciliğini kaybeden market gıdalarına karşı; üreticilerimizin sağlıklı ve besleyici ürünlerini doğrudan halka sunabildikleri ve hem üreticinin hem de tüketicinin kazandığı üretici pazarımızı süreklileştireceğiz.

-Geleceğin dünya vatandaşları çocuklarımızı, doğanın ve yaşamın bilgisiyle donatarak onların sosyal bireyler olmalarını sağlayacağız.

-Kentlerin her gün daha da dolup taştığı, kırsal alanların insansızlaştığı bir dönemde, aile tarımına sunduğu destek ile Yaşam Köyü ile geleceğin Türkiye’sinin kentleşme ve kır politikasının temellerini atıyoruz. Hedefimiz, sürdürülebilir kentler ve doğayla uyumlu her yönüyle toplumsal canlılığa erişen köyler.

-Köylerde yoksullaşan ve kent merkezinde değersiz hissettirilen deneyimlilerimiz, Yaşam Köyümüzde yeni bir hayatın umuduna kavuşacaklar, bizim için ne kadar değerli olduklarını hissedecekler

-Gelirsizliğe, mesleksizliğe ve geleceksizliğe sürüklenen gençlerimiz; Yaşam Köyümüzde edindikleri özgüven ve donanım ile üreten Türkiye’ye güç verecekler, kariyer planlaması hizmetimizle yeni işlerine kavuşacaklar.

-Yaşam Köyü, İlham Veren Kent Efes Selçuk’un yerli ve yabancı misafirlerinin ilk durağı olarak kentimizin kadın ve tarım kimliğini tarih kimliğiyle birleştirecek. Özellikle hafta sonları ağırlayacağı misafirlerin harcamaları ile kent ekonomisine yeni bir kazanç noktası olacak.

-Kadın Kenti Efes Selçuk’a yakışır bir şekilde yerel kadın üreticilerin ve tüm merkez bölümlerinde kadınların istihdam edildiği bir Yaşam Köyü kurmak, modelimize ayrı bir değer ve güç katacak.

-Kentimize değer katan çok yönlülüğüyle ve bütünsel agroekoloji stratejisiyle Efes Tarlası Yaşam Köyü, Efes Selçuk’ta doğa ile uyumlu bir yaşamın mümkün olduğunu toprağa ve hayata dokunarak kanıtlayacak.

Köy Enstitüleri ruhuyla Gıda Egemenliğini savunacağız.

Çünkü biliyoruz ki yaşam toprakta filizlenir…"

'AKP İKTİDARI SERMAYE LEHİNE POLİTİKALAR ÜRETİYOR'

HDP'li Rıdvan Turan'ın yayınladığı açıklamada ise Brezilya’da Topraksız Kır İşçilerinin toprağa erişmek için başlattığı direnişin ardından 19 çiftçinin katledildiği hatırlatılırken, "AKP iktidarı salgında tarım emekçilerini sağlık ve ekonomik yönden yalnız bırakarak adeta ölüme mahkûm etmiştir. Salgında vakaların ve ölümlerin en çok yükseldiği bugünlerde iktidar, ekonomik dar boğazda olan çiftçiler için çözümler üretmesi gerekirken, sermaye lehine olan mevcut tarım politikalarını sürdürmektedir" ifadeleri kullanıldı.

Turan açıklamasında şunları kaydetti:

"17 Nisan 1996’da Brezilya’da Topraksız Kır İşçileri toprağa erişmek için verdikleri meşru mücadele sırasında şirket ve devletin güvenlik güçleri tarafından saldırıya uğramış ve 19 çiftçi acımasızca katledilmiştir. Bu vesileyle mücadele ederken hayatını kaybeden işçileri saygıyla anıyoruz.

Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü olan 17 Nisan’a tüm dünyayı etkisi altına alan ve 2 milyon üzerinde insanın hayatını kaybettiği Covid-19 pandemisiyle giriyoruz. Çok uluslu tarım ve gıda tekelleri dayattıkları üretim ve tüketim biçimleriyle besin değeri düşük, sağlıksız gıdaları piyasaya sunarak insanların bağışıklık sistemini zayıflatmakta ve onları Covid-19 salgınında olduğu üzere, hastalıklar karşısında çaresiz bırakmaktadır. Pandemide bir kere daha görüldü ki; dışa bağımlı politikaların terk edildiği, endüstriyel tarım yerine ekoloji temelinde küçük ölçekli, yerel çeşitliliğin ve üretimin olduğu, gıda güvencesi, güvenliği ve egemenliğine dayanan bir sistemi oluşturmak gerekmektedir.

Yine pandemide ithalat kıskacında tüm dünyada bir gıda sorunu ortaya çıkmıştır. Ancak başta mevsimlik tarım işçileri olmak üzere, küçük ölçekli çiftçi ve köylüler üretimin bütün aşamalarında zor şartlar altında çalışarak, hayatları pahasına, ihtiyacımız olan gıdaların soframıza gelmesinde büyük bir emek sarf etmişlerdir. Çiftçilerimiz pandemide; mazot, gübre, tohum gibi girdi maliyetlerinin neredeyse %100 artmasına rağmen zararına da olsa üretmeye devam etmiştir. Çiftçilerimiz son dönemlerdeki ani kur değişikliklerinden doğrudan etkilenmiştir. Bu sebeple çalıştıkça borcu artan, emeğinin karşılığını bulamayan çiftçi, tarımsal üretim alanlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Bugün gelinen noktada çiftçilerin borcu 130 milyar TL’yi aşmıştır. Çiftçiler 2019’da hak ettikleri destek ödemelerini bile 2020’de alabilmişlerdir.

AKP iktidarı salgında tarım emekçilerini sağlık ve ekonomik yönden yalnız bırakarak adeta ölüme mahkûm etmiştir. Salgında vakaların ve ölümlerin en çok yükseldiği bugünlerde iktidar, ekonomik dar boğazda olan çiftçiler için çözümler üretmesi gerekirken, sermaye lehine olan mevcut tarım politikalarını sürdürmektedir.

Böyle bir tablo karşısında tarımı dışa bağlı olmaktan çıkaran, çiftçiyi uluslararası tekellere karşı koruyan politikalar hayata geçirilmelidir. Türkiye’deki tarım emekçilerinin hak ettiği ekonomik, sosyal ve sağlık şartları hiç vakit kaybetmeden yasalarla güvence altına alınmalıdır. Bu vesileyle tarımsal üretimin her kademesinde alın teri olan çiftçilerimizin gününü kutluyor, çiftçilerimize pandemi sürecinde gösterdikleri özverili çalışmaları sebebiyle saygılarımızı sunuyoruz."