17 Ekim notları: Erdoğan ve Trump'ın 'sert aşkı'

'Bugün ne oldu?' köşemizde her gün Editör yorumuyla günün öne çıkan başlıklarını hatırlatıyoruz. Bugün gündemde Trump'ın Erdoğan'a yazdığı skandal mektup, Saray'da alınan ateşkes kararı, ABD'de başlayacak olan ikinci Halkbank davası ve savaşın halkın omuzlarına yükleyeceği ekonomik fatura var.



17-10-2019 23:34

İleri Haber

Saray’ın Suriye’ye yönelik askeri harekatı 9. günde de devam ederken, harekatın başlamasından kısa süre önce ABD Başkanı Trump’ın Erdoğan’a yazdığı mektuptaki ifadeler ortalığı karıştırdı.

Fox News muhabiri Trish Regan’ın ortaya çıkardığı mektupta, Trump’ın Erdoğan’ı ikna etmek için sarf ettiği “aptallık etme”, “Dünyayı hayal kırıklığına uğratma”, “Sert adam olma” sözleri iki müttefik arasındaki pespaye ilişkiyi gözler önüne serdi. Mektup ayrıca, diktatörlüğe hevesli iki mevkidaşın, iç siyasetteki ‘sert’ tavırlarını korumak için kamuoyu önünde birbirlerine yönelttikleri eleştirilere rağmen, perde arkasında kurulan uzlaşı masasını da açığa çıkardı.

Öğleden sonra Saray’da kurulan masada da Erdoğan başkanlığındaki Türkiye heyeti ve ABD Başkan Yardımcısı Pence başkanlığındaki ABD heyeti toplandı. Yaklaşık 5 saat süren görüşmelerin ardından ateşkes üzerinde anlaşıldı. Ayrıca Türkiye, YPG’nin bölgeden çıkması için operasyona 120 saatliğine ara vereceği ve YPG’liler çekilince de operasyonun tamamen duracağı açıklandı. Trump kararları “Bunu yapabilmemiz için 'sert' bir aşk gerekliydi” şeklinde yorumlarken, ortaya çıkan mektuba da atıfta bulundu.

ABD ile Türkiye'nin NATO ittifakının bir kez daha altının çizildiği bu süreçte, her türlü pragmatizm ve u dönüşünün meşru olduğu da görülmüş oldu. Öte yandan, bölgenin bir diğer önemli aktörü Rusya'nın gelecek süreçte Türkiye'yi Suriye'nin tüm bölgelerinde hakimiyeti Şam'a devretmek üzere belli bir vadeye yayılmış şekilde zorlaması beklenebilir.

İLGİLİ HABER | Trump'tan Tayyip Erdoğan'a akıl almaz mektup: Aptal olma!

İLGİLİ HABER | Pence geldi 'sertlik' bitti: Saray'daki toplantıdan ateşkes kararı çıktı!

‘SERT AŞK’IN TUTKALI...

Erdoğan ve Trump arasındaki ‘sert aşk’ın tutkalını ise ABD'nin elinde tuttuğu yaptırımlar, İran ve Halkbank kozları oluşturuyor. 

Günün diğer öne çıkan gelişmesi de bu bağlamda ABD’de iddianamesi hazırlanan Halkbank davasıyla ilgili. Gazeteci Cüneyt Özdemir, konuya ilişkin ''Bu davanın sanık koltuğuna bence Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı oturtacaklar'' derken, İran’a yönelik yaptırımları delmekle suçlanan ve Halkbank’a ilişkin açılan ilk davada tanıklık yapan Reza Zarrab’ın yine tanıklık yapabileceğini iddia etti.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay da, Saray’daki toplantıda alınan kararları bu bağlamda değerlendirdi. Twitter hesabından bir paylaşım yapan Barış Atay, “Bu Halkbank üzerinden yaptıkları ne boyuttaysa artık, adı geçince yerine getirmedikleri istek kalmıyor” ifadelerini kullandı.

İLGİLİ HABER | Cüneyt Özdemir: Halkbank davasında sanık koltuğuna Erdoğan'ı oturtacaklar

SAVAŞIN EKONOMİK FATURASI DA HALKIN OMUZLARINDA

DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), yayımladığı raporda, Türkiye İstatistik Kurumu’nun önceki gün açıkladığı Temmuz 2019 dönemi işsizlik verilerini değerlendirdi. Buna göre; ümitsiz işsizler, iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar, zamana bağlı eksik istihdam ve mevsimlik çalışanlar da hesaplamaya dâhil edildiğinde, Türkiye’de gerçek (geniş tanımlı) işsiz sayısı 7 milyon 364 bini buldu. Geçen yılın temmuz ayında 6 milyon 130 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı, bu yılın temmuz ayında 1 milyon 54 bin arttı. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 21 olarak hesaplandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da savaşın ülke ekonomisine etkisinin nitelikli bir biçimde tespit edilmesi için Meclis Araştırması talep etti. Paylan talep gerekçesinde, “Demokrasiyi sağlamlaştırmak, kriz halinde olan ekonomiyi onarmak ve bölgesel barışı sağlamak yönünde adımlar atması gereken AKP iktidarı, savaş politikasını tercih ederek; Türkiye’yi içinden çıkmak mümkün olmayacak bir “kara deliğin” içine sürüklemektedir” dedi.

Paylan ayrıca, 2019 yılında savaşa ayrılan bütçenin 160 milyar TL olduğunu belirtti. Paylan, bu miktarla halk için yapılabilecek ekonomik iyileştirmeleri şöyle sıraladı:

“Beş buçuk milyon EYT’linin sorunu çözülebilir, tarım kredi borçları silinerek çiftçi içinde bulunduğu dar boğazdan çıkartılabilir, milyonlarca öğrencinin geçinmek zorunda olduğu düşük miktardaki öğrenci kredileri iyileştirilebilir ve mevcut kredi borçları silinebilir, ay sonunu getiremeyen işçi, memur ve emeklinin gelirleri artırılabilirdi.”

Saray Rejimi’nin, PowerPoint sunumlarıyla yapacağını duyurduğu ekonomik düzenlemeler, halkın ekonomik darboğazına yönelik iyileştirmeler yerine, sermayeye daha çok ölçüsüz teşvik ve emekçilerin haklarına daha yoğun saldırı anlamına gelirken, iktidarını korumak adına sürdürdüğü savaş politikaları ise yine halkın omuzlarına yükleniyor.

İLGİLİ HABER | DİSK-AR raporu: Gerçek işsiz sayısı 7 milyon 364 bin

İLGİLİ HABER | Harekatın ülke ekonomisine etkisinin tespiti için Meclis Araştırması talebi!