10 Ekim Ankara Katliamı davası: 'Cumhurbaşkanı bile yanıldığını söylüyor ben ne yapayım'

10 Ekim Ankara Katliamı davası Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Katliamın planlayıcılarından IŞİD yöneticisi Erman Ekici, Cumhuriyet tarihinde ilk defa 'insanlığa karşı suç'tan hakim karşısına çıktı.



21-11-2019 13:36

Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen Emek ve Barış Mitingi’ne yönelik IŞİD tarafından gerçekleştirilen saldırıyla ilgili davanın 16 firari sanık yönünden tefrik edilen dosyanın 3’üncü duruşması Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 

Duruşma öncesinde 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği üyesi aileler adliye önünde basın açıklaması yaptı. Aileler adına konuşan 10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşkun, Türkiye yargılama tarihinde ilk defa 'insanlığa karşı yapılmış' suç yönünde görülecek olan davanın önemli olduğunu ifade etti.

Coşkun, “İlk defa insanlığa karşı suç tanımlamasıyla bir yargılanma gerçekleşecek, sanık tarafından da ilk defa bir duruşmada bir sanık göreceğiz. 16 firari sanığın yargılandığı dosya şimdiye kadar hiçbir ilerleme kaydedememişti. Başından beri söyledik söylemeye devam edeceğiz bugün bu duruşma çok önemli bütün emek demokrasi güçleri bu sürecek yargılamaya desteklerini talep ediyoruz” diye belirtti.

COŞKUN: HATİCE ÇEVİK'İN TUTUKLANMASINA ÖFKELİYİZ

Katliamdan yarılı kurtulan Suruç Belediye Eşbaşkanı Hatice Çevik’in tutuklanmasına tepki gösteren Coşkun, “Yapılan bu tutuklama karşısında sadece öfkeliyiz diyoruz. Öfkemiz daha da büyüdü. Hatice Çevik ve 10 Ekim aileleri yalnız değildir” dedi.

Coşkun, katliamında yaşamını yitiren anısına yapılacak ‘10 Ekim Emek Barış Demokrasi Anıt Meydanı ve Anma Yeri Uluslararası Fikir ve Tasarım Projesi’ yarışmasının haftaya resmi olarak başlayacağı bilgisini de paylaştı.

Açıklama sonrası “10 Ekim’i unutma, unutturtma” sloganları atan aileler, duruşmayı izlemek üzere mahkeme salonuna geçti.

SANIK SIRALARINDA BU KEZ ERMAN EKİCİ YER ALDI

Önceki iki duruşması boş sanık sandalyeleri ile görülen davanın bugünkü duruşmasına ana davada 'örgüt yöneticiliği'nden 18 yıl hapis cezası verilen, ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyuruları ile hakkında bu kez 'insanlığa karşı suç işlemek'ten iddianame hazırlanan Erman Ekici getirildi.

Aynı mahkemede görülen ana dava yargılaması sonucu 35 sanık arasındaki tutuklu 19 kişiye 7 buçuk yıl ve 101 kez ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen sürelerde hapis cezası verilmişti. 

Sanık Erman Ekici’nin katıldığı yargılama öncesi duruşma salonunda yoğun güvenlik önlemleri alındı. Duruşmaya müşteki avukatların yanı sıra Türkiye’nin birçok yerinden gelen mağdur yakınları izleyici olarak katıldı. HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz da izleyiciler arasında yer aldı. 

SANIK İSMİ OKUNDU, AİLELER 'TUTUKLU' DİYE BAĞIRDI

Salona getirilmesi sırasında aileler sanık Erman Ekici’ye 'Allah belanı versin' diyerek tepkilerini gösterdi.

Başlayan duruşmada önce mahkeme başkanı tarafından davaya katılanların isimleri tek tek okundu. İsmi okunanlardan biri 10 Ekim katliamında kızını ve eşinin kız kardeşini kaybeden  Suruç Belediye Eşbaşkanı Hatice Çevik’ti. Yerine kayyum atanıp, tutuklanan Çevik’in ismi okunduğu sırada ise aileler hep birlikte “tutuklu” diye bağırdı. 

SANIK ERMAN EKİNCİ: 'KURBAN SEÇİLDİM'

Sonrasında dava iddianamenin sanık Erman Ekici yönündeki kısımları okundu. Yöneltilen suçlamaya dair savunma yapan Erman Ekici, "Yunus Durmaz’ın materyalleri ve Yakup Şahin’in ifadesinden yola çıkılarak hakkımda iddianame düzenledi. Şahin ifadesinde hücre evlerinden bahsederken, yetkili kimsenin giremeyeceğini söylüyor. Benim girip, çıktığıma dair görüntü yok. Ben kurban seçildim” diyerek kendisini savundu 

‘EBU TALHA BEN DEĞİLİM’

Ekici, savunmasını şöyle sürdürdü: “Yunus Durmaz, Antep’teki hücre evlerinden bahsediyor. Halil İbrahim Durgun, Talha Güneş, Abdulmuttalip Demir terörden aranıyordu ama bunlar hakkında iddianame hazırlamadı. Bu şahıslar arasında Antep’li Ebu Talha, İçişleri Bakanlığı tarafından aranıyordu ama bulamadığı için benim üzerime atıldı. CMK sadece bize uygulanıyordu. Savcılık aleyhime olanları araştırdı, ancak lehime olan hiçbir şey yoktur. Ebu Talha ben değilim. Talip Akkurt’tur. 1984 doğumlu Ebu Talha ismi ile aranıyor. Sadece Ebu Talha’nın ben olduğumu söylediler. Antep’te, Urfa’da ve Adana’da terör örgütü üyeleriyle görüştüğüm söylendi ama kimle görüştüğüm yer almadı. Hakkımda örgüt üyeliğinden dava açıldı. Benim söylediklerim bu kadar. Siz soru sorarsanız cevap vereceğim. Ebu Talha bulunduğunda pardon mu denilecek.”

'EBU TALHA KARŞISINDA GERÇEK İSİM YOK'

Hakkında ifadeleri kabul etmeyen Ekici’ye, DAİŞ’li Yunus Durmaz’ın öldürülmesinin ardından ortaya çıkan belgeler de soruldu. Sanık Ekici, bu belgelere dair kendisini “Suriye ile görüşülen telefonları yakalattığını söylüyor. Yunus Durmaz beni tanıyan bir kişi ama Yunus Durmaz orada bir isim belirtmemiş. Ebu Talha’yı boş bırakmış. 4 isimden 3’ünün kodu ve gerçek ismi var. Ama Ebu Talha karşısında gerçek isim yok. Orada Ebu Talha geçiyor diye bana suçlama yapılmasını anlamış değilim. Orası neden boş bırakıldı. Beni kullanmış olsaydı oraya Erman Ekici yazardı. Yazışmadan kaynaklı bir isimde olabilir. Ben Ebu Talha’nın kim olduğunu size anlattım. Bu şahıs ben değilim, kabul etmiyorum.

'CUMHURBAŞKANI BİLE YANILDIĞINI SÖYLÜYOR...'

Sayın başkan örgüt yöneticiliğinden mahkum ettiniz. Alt üst ilişkisi kurulamadan bana mahkumiyet kurdunuz. Yunus Durmaz ile 2013’ten sonra hiç görüşmedim. Antep’te dosyalar var bir tanesinden beraat aldım birinden mahkumiyet aldım. İstinaf bozdu. Onunda önümüzdeki ay duruşması var. Örgüt üyeliği hüküm kurulamadı siz yöneticilik hükmü kurdunuz. Türkiye tarihinde hiç kimseye açılmamış bir dava bana açıldı. Kurban edilmekten başka bir şey yapmadım. Yunus Durmaz’ı tanıdığımı ilk mahkemede söyledim. Düne kadar sizin yanınızda oturan insanlarda yargılandı. Cumhurbaşkanı bile yanıldığını söylüyor ben ne yapayım, yanılmış olamaz mıyım? Nerden bileyim eylem yapacak” sözleriyle savundu.

SORULARI YANITSIZ BIRAKTI

Çapraz sorgulamasına geçilen Ekici, avukatlara yanıt vermeyeceğini söyledi. “İlhami Balı, Talha Güneş, Deniz Büyükçelebi ilişkin nedir?” diye sorulan Ekici, soruya yanıt vermedi.

Ekici, yine “Genç Ensar Derneği’ne gitme sıklığın, oradaki faaliyetlerin nelerdir? Elazığ örgütlenmesindeki payın nedir? Ahmet Güneş ile ilişkin nedir? Yakup Karaoğlu ile görev paylaşımın nedir? Ağrı’dan İran’a gitmişsin, oradan Afganistan’a mı geçtin mi? Dönüşünü hangi sınır kapısından yaptın? Bu sürecin hem Türkiye içerisindeki IŞİD yapılanmasında yer alıyorsun. Ebu Talha diye uyduruyorsun dediğin senin teşhisin yapıldı. IŞİD üyelerinin hangi evlerde kalacağını IŞİD hiyerarşisi içerisinde nerde tanımlarsın? Sınır geçişlerinde Antep’e diğer illerden gelen kişilerin karşılanması ve gönderilmesine ilişkin İlhami Balı ile görüşmelerin var. Kim yardımcı oluyordu size? Yaralı IŞİD’lilerin tedavi edilmesin için olanak sağlayan kişi ve kurumlar kimlerdi?” sorularına da yanıt vermedi.

Duruşma avukatların sorularıyla devam ediyor.

GÜBRE SATICISI 10 GÜN ÖNCEDEN UYARMIŞ

Katliamın soruşturma aşamasına ait 9 klasörün 4 yıl sonra ortaya çıktığını hatırlatan Avukat Murat Kemal Gündüz, ‘kimseye haber verilmeden bırakılan‘ olarak kayda geçen ama savcının dolabında çıktığı söylenen dosyalarda çok önemli veriler olduğunu ifade etti. Gündüz, “Hatırlarsanız, Yakup Şahin Nizip'e gübre almaya gittiğini ama satıcının vermediğini söylemişti. Ancak dosyamızın savcıları gübreyi vermeyenin kim olduğunun araştırmamışlar” dedi.

Gündüz'ün mahkemeyle paylaştığı belgelere göre Yakup Şahin, 30 Eylül 2015 tarihinde Nizip'te bulunan Özdemir Tarım isimli işyerine 30 Eylül gitti. Üzerinde 33 nitrat yazısı bulunan gübreden 2 ton almak istediğini söyleyen Şahin, 2 bin TL verdikten sonra kamyoneti almak için geri döndü. Gübreciye geldiğinde satıcının kendisinden kimlik istemesi üzerine yanında kimlik olmadığını söyleyerek parasını geri aldı ve iş yerinden ayrıldı.

Ancak satıcı, Yakup Şahin'den şüphelenerek 155'i aradı. Bunun üzerine işyerine gelen polisler, ihbar tutanağı hazırladı ve güvenlik kameralarını inceledi. Kamera kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi (PTS) üzerinden bakılarak Yakup Şahin'in kimliği tespit edildi. 2 Ekim 2015 tarihinde Nizip Savcılığı tarafından istihbarat büro amirliği ve emniyete yazılan yazılarda Şahin'in şüpheli bir şekilde gübre almaya çalıştığı belirtilmesine rağmen yakalanmadı.

BOMBA HAZIRLIĞININ BİLİNMESİ GİZLENMİŞ

Avukat Murat Kemal Gündüz, ihbar tutanağı, savcılık ve emniyet arasındaki yazışmalar ile Yakup Şahin'in tespit edilmesinin 10 Ekim Katliamı dosyasında olmamasına tepki gösterdi.

Antep’te savcılık, emniyet ve istihbaratın bilmesine karşın görevlerini yerine getirmediklerini belirten Gündüz, “Çok açık bir aymazlık var. Yakup Şahin yakalanmış olsaydı, bu katliam önlenebilirdi” dedi. 2017 yılının Mayıs ayında görülen duruşmada gübre alımına ilişkin bu bilgilerin gelmesini istediklerini kaydeden Gündüz, mahkeme heyetinin o gün taleplerini reddettiğini söyledi. Gündüz mahkeme başkanına “Bizden saklamışlar ama sizden de saklamışlar. 9 klasörün kim tarafından bırakıldığının bilinmediği söyleniyor. Bu tek başına bir insanın taşıyabileceği kadar hafif değil. Bu kadar klasörü market arabasıyla taşıyorlar” dedi.

Avukat Gündüz bu dosyaların getirilmesini talep etti.