Varlık nedenine bağlılık



26-04-2016 08:41


Haluk Yurtsever

Büyük, derin, keskin, çürüten bir uygarlık krizinin içinden geçiyoruz.

Ekonomik, toplumsal, ekolojik, ideolojik, siyasal, kültürel vb. alanların tümünde bunalım var. İlerici insanlığın uzun, zorlu mücadelelerle kazandığı bireysel-kolektif her türlü hak, hukuk, kural ve sınırların birer ikişer havaya uçtuğu, gerici, karanlık ve kaotik bir dönem bu.

Kapitalist uygarlığın küresel liberal ütopyası çökmüştür. Çoğunluğa, dünyanın hiçbir yerinde hiçbir “bugün” ve “yarın” vaat edemiyor. Artık bir “distopya”dır. Ütopya, insanların eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve barış içinde yaşayacağı ideal bir toplum hayali ise, distopya bunun tam tersidir: İnsanlar arasındaki eşitsizlik ve çelişkilerin sürekli arttığı, “insanın insanın kurdu olduğu”, yüzünü dağılmaya, ilkele, fetişlere çevirmiş bir toplum hayali. Distopyayı, bugün insanlığın barbarlığa dönüşünü anlatan filmlerde, yeni bir yaşam umudu için kendini Akdeniz’in, Ege’nin ölüm sularına atan göçmenlerde, 5 milyon göçmen karşısında düzenleri dirlikleri sarsılan, “değerleri” hiçleşen Avrupa’da, IŞİD barbarlığında, ölümseverlikte bir var olma biçimi arayan çaresiz ve geleceksiz İslam gencinde, her yerde görebilirsiniz.  

***

Egemen bir sistem olduğundan bu yana kapitalizmin tek alternatifi komünizmdir. Kapitalizmin insanlığı sürüklediği yaşamsal sorunlar ancak, evrensel toplumsal aklı harekete geçirme yetisine sahip bir başka uygarlık tasarım ve programıyla, komünizmle aşılabilir.

Evet, komünizm de var olmayan bir dünyayı hedeflemek anlamında ütopyadır. Ama, komünizm yalnızca bir ütopya olmadığı gibi, bir geçiş döneminden sonra oluşacak komünist toplum da bu ütopyaya referansla tanımlanabilecek bir model değildir. Komünizmin kalkış noktası, çelişkileriyle, sorunlarıyla, içinde filizlenen komünizan öğelerle bugünün gerçek dünyasıdır. İdeolojik siyasal bir akım olarak “komünizm” dendiğinde anlaşılması gereken, dünyayı değiştirecek “gerçek hareket”tir. Gerçek bir sınıf ve kurtuluş hareketi.

Dünya, nesnel maddi koşullar, teknolojik ve bilimsel kapasite-birikim ve çok daha önemlisi insanlığın ileriye doğru yürüyüşünü sürdürme gereksinmesi bakımından komünizme, bundan önce hiç olmadığı kadar yakın ve muhtaçtır. Böyle bir tarihsel dönemde, komünist hareketin misyonundan bu ölçüde uzak olması, günümüzün en yakıcı çelişkisidir.  

Sorumluluk ve misyon büyüktür. Olanaklar ve sorunlar da. Komünizm, bugün, gerçek bir ideolojik-siyasal hareket olarak dünyanın hiçbir yerinde reel bir seçenek oluşturmuyor. Bu durumu saptamak ve yinelemek de pek bir işe yaramıyor.  Derindeki nedenlere, sorunların kaynağına, en çok da uygarlık krizinin yarattığı yeni olanaklar içinden belirleyici önemdeki önceliklere yoğunlaşmak gerekiyor. Komünist ve işçi hareketinin,  olumlu ve olumsuz pratikler toplamından damıtılması olanaklı zengin bir birikimi, deneyimi var.

***

Bu çerçevede, sorunlar ve olanaklar üzerine düşünmeye ve tartışmaya başlarken, komünist hareketin var olma nedenini (raison d’etre) bir kez daha bilince çıkarmakta yarar var.

Gerçek bir hareket ve siyasal bir taraf olarak komünizmin varlık nedeni, egemen sermaye düzenine toplumsal bir devrimle son vererek sömürüsüz, sınıfsız, hükmetme, ezme ilişkilerinin kaldırılacağı, insanın yaratıcı kapasitesini gerçekleştirmesinin toplumsal koşullarının yaratılacağı bir yeni toplumsal düzen kurmak, bunun için mücadele etmektir.

Son yüz elli yıllık pratiğin gösterdiği gibi, bu, tarihin cilveli, engebeli yollarında, kendi içinde sıçrayışları ve geri düşüşleri, yengileri ve yenilgileri olan uzun bir yürüyüştür. Üstelik bu iniş çıkışların sonuç belirleyici nedenleri her zaman öznel, bu anlamda insan iradesiyle kaçınılabilir nedenler olmayabilir. Dönemler, toplumlar, ekonomik-siyasal güç ilişkileri, “zamanın ruhu” vb. birçok etmen işe karışmaktadır. Dönemler, devrimci durumun varlığı anlamında her zaman “devrimci” de değildir.

Dolayısıyla, komünist hareketin yukarıda çok genel olarak tanımlanan varlık nedenine bağlılığını sürdürmesi her aşamada yeniden çözülmesi gereken bir sorundur. Çünkü, gerçek (reel) bir siyasal güç olarak var olmakla, varlık nedenine, amacına bağlı kalmak arasında bu iki önceliğin doğalarından gelen çelişkili bir ilişki vardır.

Başka yazılarda, sorunları ve olanakları çeşitli başlıklar altında ele almak üzere, varlık nedenine bağlılık sorununu burada bu kadarla bırakıp, yazıyı, komünizmin varlık nedeniyle ilgili, kanımca hiçbir zaman gerisine düşülmemesi gereken eşiğin altını çizerek bitirelim.

Bu eşik, sermaye sınıfına ve sermaye düzenine uzlaşmaz karşıtlıktır! Komünist siyaset, koşullar ne olursa olsun, kendisini bu temel üzerinde inşa ettiği sürece ve ettiği kadar vardır. Devrimci komünist siyaset, kendisini sermayenin ve sermaye düzeninin uzlaşmaz karşıtı olarak var edebilir. Başka rüzgârlara yelken açanlar, reel siyasette var olmak adına kendilerinden vazgeçmiş olurlar.

Kendisi olmayan ise aslında yoktur!