Saraybosna: Olimpik şehirden nahiyeye



21-04-2018 00:04


Özgür Dirim Özkan

Binali Yıldırım’ın 29 Mart’taki Bosna ziyaretinin göründüğü gibi turistik amaçlı olmadığı, kapalı kapılar ardında Bosna’daki FETÖ’cülerle ilgili pazarlığa oturulduğu daha önce ortaya çıkmıştı. Geçen hafta bu köşedeki sorumuz ise FETÖ’cülere karşılık neyin verileceği idi ve hafta içinde bazı ithalat ürünlerinde Bosna menşeli ürünlere gümrük vergisi alınmayacağı bilgisi medyaya yansıdı.

Hal böyle olunca, Kosova’da altı FETÖ’cünün derdest edilip Türkiye’ye iade edildiği skandal sonrası Kosova-Türkiye ilişkileri üzerine başlayan tartışmaların benzeri Bosna’da da başladı. Bosna-Türkiye ilişkilerinin çok iyi olduğu su götümez bir gerçek ama Bosnalılar Bosna’nın Türkiye’nin vilayeti gibi muamele görmesine karşı ittirazlarını daha sert ifade etmeye başladılar.

Elbette bu itirazlar hükümetten ya da Türkiye ile ilgili bilgi kaynakları AA ve TRT ile sınırlı olan Türkiye’deki kadar olmasa da basın özgürlüğü sıralamasında oldukça kötü bir nota sahip Bosna medyasından gelmiyor. Ama sosyal medya ve haberlere yapılan yorumlarda, daha da önemlisi sokaktaki diyaloglarda Türkiye’ye, özellikle Türkiye’nin Bosna politikasına karşı itirazlar sıklıkla dile getirilir oldu. Hemen hemen her ay bu itirazlara neden olan olaylara bir yensi ekleniyor.

Şubat ayında daha önce Saraybosna Belediyesi tarafından Orhan Pamuk’a verilen “fahri hemşehrilik” unvanı geri alındığında da bayağı bir tartışma yaşanmıştı Bosna’da. Saraybosna Belediyesi şu gerekçeyle Orhan Pamuk’a verdikleri “fahri hemşehrilik ünvanını geri aldığını açıkladı: “Zaten bize faydası yoktu!” O zaman iki sorumuz var:

  1. Orhan Pamuk’u fahri hemşehri ilan ettiğiniz zaman, kime, ne faydası vardı?
  2. Diğer fahri hemşehrilerin ne yararı var Saraybosna’ya? (Ya da sizin 25 senedir ne faydanız var Bosna’ya?)

Bizim kafamızda bu deli sorular dolaşırken, Bosnalılar ise daha çok bu kararın arkasındaki siyasî nedenlerle ilgileniyordu. Muhalafetteki sosyal demokrat Naşa Stranka (Bizim Partimiz) bu kararın arkasında Pamuk’un Türkiye’deki yönetimle artık sıkıntılar yaşıyor olması ve Bosnalılar’ın da RTE’den çekindikleri gerekçesini gösteriyordu. Sosyal demokrat partisi sözcüsü Malik Garibi ise belediyede bu kararı alan beyefendilerin Saraybosna’ya babalık yapmaları gerektiğini ama şu an sanki Erdoğan’a ait küçük bir köyde üvey anne gibi davrandıklarını açıkladı. Bunun ardında yatan nedenin SDA’nın AKP’ye karşı borçlu olmasını gösterdi. Saraybosna belediyesine TİKA tarafından bağışlanan birkaç eski tramvay ve eski otobüse, Saraybosna’nın onurunu sattığını da belirtti. Garibi, Saraybosna’nın olimpik bir şehir olduğunu ama SDA’lı belediyenin aldığı kararla Saraybosna’nın nahiye haline dönüştüğünü, Osmanlı idaresi altında bile Bosna’nın Saray’a bu kadar bağımlı olmadığının altını çizdi. (1)

Saraybosnalı yazar Dragan Bursaç ise Bosna’nın en önemli muhalif-entelektüel portallarından Buka’da Orhan Pamuk’a Saraybosna’ya gelmemesi çağrısında bulundu. Bali Bey rolüyle bilinen Burak Özçivit’in popüler olduğu bir Saraybosna’da Orhan Pamuk’a gerçekten de ihtiyaç olmadığını ironik bir dille ifade ediyordu. (2)

"Uluslararası Yazarlar Birliği PEN Bosna-Hersek merkezi başkanı Goran Simiç ise “Saraybosna’ya bir faydası olmayan” Orhan Pamuk’un, Saraybosna’ya “faydası olan” diğer fahri vatandaşlarla karşılaştırmasını yapıp “faydası yoktu” söyleminin saçmalığının altı çizildi. (3)

Orhan Pamuk’un fahri hemşehrilikten atılması sadece Bosna’da değil, yurtdışında da tartışıldı. Fakat Saraybosna belediyesi yöneticileri mağrurur. Onca muhalafete, soruya karşın ağızlarını açıp tek bir söz söylemediler. Konuyu haberleştiren The Guardian’ın telefonlarını bile yanıtlamadılar.

Çok geçmedi Hırvatistan eski devlet başkanı Stepan Mesiç de Saraybosna Belediyesi tarafından kendisine teklif edilen fahri vatandaşlığı kabul etmeyeceğini belirtti.

Şubat’ta Orhan Pamuk vakası daha soğumamışken, 18 Mart Çanakkale Şehitleri anmasında yine kıyamet koptu. Bosna’da Çanakale Şehitleri anması yapılmasına fazla itiraz yoktu ama bu sene anmanın Sanski Most yakınlarındaki Donji Kanegrad’ta yapılması tansiyonu yükseltti. Donji Kanegrad 1463 yılında Osmanlı’ya karşı düşen son Bosna kalesi olarak biliniyor.

Bunun üzerine de bildiğiniz gibi FETÖ’cülerin teslimatıyla ilgili yapılan pazarlık…

Ülkeyi babasının çiftliği gibi yöneten rejim Bosna’yı da yeğeninin bakkalı gibi görüyor: Dilediğini alıp satıyor. Zaten Türkiye’deki her seçimden, her siyasî gelişmeden sonra gaza gelip Başçarşı’daki Sebil’in önünde “eğlen” yapan Türklerden bıkan Bosnalılar arasında Türkiye sempatisi ise, Bosnalı muafazakarlar arasında bile ciddi biçimde azalma eğiliminde.(4)

  1. http://depo.ba/clanak/172394/orhan-pamuk-nece-biti-pocasni-gradanin-sarajeva-vi-ste-gradski-oci-a-ponasate-se-kao-macehe-erdoganove-varosi
  2. http://www.6yka.com/novost/136015/dragan-bursac-jebo-pamuk-kad-imas-turski-svileni-gajtan
  3. http://stav.ba/cime-je-orhan-pamuk-zaduzio-sarajevo/
  4. “Eğlen” yapmak tamamıyla yazarın uydurduğu bir sözcüktür. AKP döneminin ülkemize kazandırdığı eylem yapmakla, eğlenmek arasun daki bir duruma işaret eder. Yaklaşık 2000 TC vatandaşının sürekli ikamet ettiği Saraybosna’da bir-kaç yüz Türk ve bir iki Bosnalının yer aldığı bol bol özçekim paylaşımının yapıldığı “eğlen”ler işaret edilmektedir.

dirimozkan@gmail.com

Özgür Dirim Özkan’ın İleri Portal’dan önce yayınlanan yazıları için:
http://yugoslavyayazilari.blogspot.com.tr/

Bazı yazıların İngilizce çevirileri için:
http://lettersfromyugoslavia.blogspot.com.tr/