Raşit Tükel hepimizin rektörü!



16-03-2015 08:56


Erkin Özalp

Eski rektör Yunus Söylet’in AKP’den milletvekili adayı olmak için istifa etmesinden sonra İstanbul Üniversitesi’nde yapılan baskın rektörlük seçimlerini Raşit Tükel kazandı. İstanbul Üniversitesi Demokratik Üniversite Girişimi’nin adayı olan Tükel 2537 geçerli oyun 1202’sini alırken, eski yönetim anlayışının temsilciliğini yapan ve bunun olanaklarından yararlanan vekil rektör Mahmut Ak 908 oyla ikinci, Harun Cansız ise 382 oyla üçüncü sırada kaldı.

Prof. Dr. Raşit Tükel, 2012 yılındaki rektörlük seçimlerine de katılmış ve 631 oyla ikinci olmuştu. Rektörlük seçimlerinde en çok aday alan 6 adaydan 3’ünün YÖK tarafından keyfî bir şekilde seçilerek cumhurbaşkanına bildirilmesi ve onun da bu 3 adaydan dilediğini rektörlüğe ataması uygulamasına karşı çıkan ve birinci olamayan adayların çekilmesi gerektiğini savunan Tükel, 2012’de, söylediğini yaparak adaylıktan çekilmiş ve YÖK’e gönderilen listede yer almamıştı (http://goo.gl/9m1r7o).

Tükel, son seçimler öncesinde de aynı yaklaşımı savunmaya devam etti. Ama YÖK’e ve asıl önemlisi Tayyip Erdoğan’a güvenen Mahmut Ak, adaylıktan çekilmeyi düşünmüyor (http://goo.gl/Gp6n6q).

Ne de olsa, Raşit Tükel, ilerici güçlerin adayıydı!

Seçim broşüründe şu ilkeler de vardı:

> Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti çerçevesi içinde, katılımcı, özgür ve özerk bir üniversite.

> Akademik özgürlük ve güvenceli çalışma. (Sözleşmeli çalışmaya hayır.)

> Öğretim üyelerinin ve tüm çalışanların özlük haklarının geliştirilmesi.

> Dekanların ve kurul yöneticilerinin atanmak yerine seçimle göreve gelmesi.

> Öğretim üyesi yardımcılarının, araştırma görevlilerinin, memurların ve öğrencilerin örgütlenme özgürlüğüne sahip olmaları ve kendilerini ilgilendiren tüm kararlara seçtikleri temsilciler aracılığıyla katılabilmeleri.

> Öğrenciler için demokratik bir ortamın, baskılardan uzak, özgürce var olabilecekleri yaşam alanlarının ve sosyal olanakların sağlanması.

> Toplumsal gereksinimlere öncelik verilmesi, bilginin toplumsal amaçlar için üretilmesi, üniversitelerin şirketler gibi yapılandırılmaması.

> Tüm yönetsel süreçlerin tüm çalışanlarca saydam bir şekilde izlenebilirliğinin sağlanması.

> Üniversite kurullarının toplumsal konularda görüş açıklaması (http://goo.gl/pWNnyO).

Tükel, adaylığını açıkladığı basın toplantısında, taşeronlaştırmaya, işten atmalara ve iş güvenliği politikalarının göstermelik düzeyde tutulmasına karşı olduğunu söylerken, iş cinayetlerinin İstanbul Üniversitesi’nde de yaşandığını vurgulamıştı (http://goo.gl/mXkHjc).

Seçimler öncesinde, 63 üniversiteden 257 akademisyen bir açıklama yayımlayarak, “... soruşturmaların, antidemokratik uygulamaların, güvenlik kuvvetleri ve uygulamaların olmadığı, özgür, özerk- demokratik bir üniversite için, yaşam için toplumdan, ve özgürlüklerden yana araştırma ortamını yeniden inşa edeceğinden emin olduğumuz Prof. Dr. Raşit Tükel’i destekliyoruz” demişti (http://goo.gl/YalTJT).

İşte tam da bu nedenlerle, Tayyip Erdoğan’ın seçimi kazanamayan adaylardan birini rektörlüğe atama girişiminde bulunması olasılığı yüksek. Ve aynı nedenle, #RektörRaşitTükel “hashtag”inin kullanıldığı bir imza kampanyası başlatıldı: http://www.rektorrasittukel.org/

İmza metninde öz olarak şu söyleniyor: “YÖK’ü ve Erdoğan’ı uyarıyoruz! Sıralamanın değiştirilmesi ve Prof. Dr. Raşit Tükel’den başka bir adayın rektör olarak atanması meşru değildir. Gayrimeşru bir atamayı kabullenmeyeceğiz.”

Gerçekten de, öncelikle “uyarı” görevinin etkili bir şekilde yerine getirilmesi gerekiyor.

Eğer yine de Tükel’in rektörlüğünü gasp etme girişiminde bulunulursa, söylenmesi gereken şey yine belli: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

Ama sadece bir laf olarak değil, Tükel’in rektörlüğünü geri alana kadar ve gerçekten!

Çünkü, İstanbul Üniversitesi Demokratik Üniversite Girişimi ve Raşit Tükel, örnek alınması gereken bir mücadeleyi zaten vermiş durumda. AKP’li Yunus Söylet’in rektörlük döneminde Tükel’in oylarının (atanmama riskinin bulunduğunun bilinmesine ve bu nedenle oy kayıplarının yaşanmasına rağmen) iki katına çıkmış olması, her tür “meşruiyet” tartışmasını ortadan kaldırıyor. Ve asıl önemlisi, bu seçimleri, bir “kişi” değil, onun temsil ettiği “ilkelerimiz” kazandı.

Onlar, “kendi adamlarımızı yedirmeyiz” diyor...

Böyle bir şey söylemek, bizim dilimize de yaklaşımlarımıza da pek uymaz. Ama şunu somut olarak göstermeliyiz: Hak ettiğimiz kazanımları yedirmeyiz!

Not: Daha geniş destek bulan ve Raşit Tükel'in kişisel web sitesinde de duyurulan imza kampanyası şu adreste: http://rektorrasittukel.com/