Özne ve örgütlü olmak



21-06-2016 08:30


Haluk Yurtsever

Dünyayı değiştirecek devrimci özne konusu, çok boyutlu, derin bir konudur.

“Özne”, ele alınacak düzeye göre tanım çerçevesi değişen bir kavram. Toplumsal bir devrimin öznesi toplumsal sınıf ve katmanlardır; toplumsal sınıf ve katmanların öznesi örgüttür; örgütün öznesi o örgütü oluşturan bireylerdir vb. Öznenin sözcük anlamı“fail”dir; yapandır. Siyaset dilinde özne, “fail”den fazlasıdır. Bu anlamda, özne, bilinçli, amaçlı, düşüncesini, iradesini katarak yapandır. Siyasal düzlemde özne, bağımsız, aktif ve kurucu olandır. Kendisini bir ara akım olarak, bir gücün bağlaşığı olarak konumlandıranlar özne değil, adı üstünde yalnızca bağlaşık (müttefik) olurlar. Kanımca, proleter ve komünist hareketin bugünkü en kritik sorunu buradaki tanımıyla özne olma irade ve kararlılığının, özgüveninin ciddi biçimde sarsılmış olmasıdır.

***

Devrimci öznenin bağımsızlığı/hareket özgürlüğü anlamında örgütlülük ve örgütlü bireyin kolektife özne olarak katılımı konunun iki sorunlu alanını oluşturuyor.

Devrimci örgüt, tek tek bireylerin yapamadığını yapmak, güç oluşturmak, bu gücü belli amaçlara seferber etmek, en çok da düzen legalitesinin, devletin zor aygıtlarının denetim ve yaptırımı dışında var olmak ve hareket etmek için gereklidir. 2016 Türkiye manzaraları bu konunun kritik önemini gözümüze sokuyor.

Çözümün, illegal/gizli örgütlenmek, ya da doğrudan karşı şiddet araçlarına başvurmak yalınlığında olmadığını, tarihten ve yakın dönem pratiklerinden biliyoruz. Ayrıca, bu iki yöntemin de “teknolojileri”  eskimiştir. Sorun ise çırılçıplak ortadadır. Hazır bir çözümü yoktur. Bugün için önemli ve gerekli olan, sorunu bilince çıkarmak, siyasal ve yaratıcı bir akılla “zamanın ruhu”na uygun yanıtlar üretmeye çalışmaktır. Devrimcilikte çare tükenmez.

***

Aynı sorunun bir başka boyutunu, “devlet tipinde örgütlenmek” olarak kodlayabiliriz. Siyasal özne olmanın en az koşulu, bir biçimde örgütlenmektir. Örgütlenmek ise şu ya da bu düzeyde temsil, işbölümü, hiyerarşi düzenekleri oluşturmayı zorunlu kılar.  Legal ve açık örgütlenmelerin kuruluş, yapı ve işleyişleri yasalarla belirlenmekte ve devlet tarafından denetlenmektedir. İllegal/gizli örgütlenmeler ise, güvenlik sağlamak ve karşıt zoru oluşturabilmek için, karşısında /zıddında oldukları devletle aynı tipte yapılanmak zorunda kalıyorlar. En azından bir ölçüde.

Bu nedenle, kapitalist toplumda her örgütlenmenin belli ölçülerde “burjuva modelde” olması kaçınılmazdır. Bu ise, kurtuluşçu ve kurucu komünist siyaset ve örgütlenmeyi çetin bir ikilemle karşı karşıya getiriyor. Bir yanda, varlık nedeni olan düzen karşıtlığının, düzen koşullarına, oyunun kurallarına bağlanarak aşındırılmasını kabul etme, öte yanda, bağımsızlığı ve devrimciliği sürdürmek için, devlet tipinde, dikine hiyerarşik, kimi zaman gizli, içe dönük merkeziyetçilik uygulayan bir siyaset ve örgütlenme tarzına yönelme… Toplumsal bir altüstlüğün yaşandığı devrimci durumlarda, hedef daha somut ve görünür olduğu için bu ikilem yumuşamakta, hatta ortadan kalkmakta, “olağan” dönemlerde ise ağırlaşmaktadır. Ne için  mücadele edildiği kadar nasıl mücadele edileceği, mücadele ederken nasıl yaşanacağı sorularının birey özne için de, kitle için de önemi artmaktadır.

***

İnsana, insanın dünyayı değiştirme, kendi yazgısını belirleme, eşit ve özgür toplum yaratma gizil gücüne güven işin özüdür. Bu çerçevede özneleşme yarınlara ertelenecek bir sorun değil, bugünkü mücadele ve oluşumların kritik konusudur… Sosyalist mücadele ve örgütlenmenin ilk oluşumundan, komünizme dek olan sürecin temel, değişmez önceliği, toplumsal kurtuluşun evrensel öznesi olarak proletaryanın ve sosyalist mücadeleye katılan bireylerin sürecin başat, kurucu aktivistleri, karar, söz, inisiyatif ve sorumluluk sahibi eyleyenleri olmasıdır! 

Bu ise, ancak toplumsallık kazanmış devrimci-kurtuluşçu bir mücadelenin içinden yeşertilebilir. 

Mülksüz ve başkası tarafından mülk edinilmesi olanaksız, özgürlüğü insanın insan tarafından sömürülmesine ve her türlü hükmetme ilişkisine son vermeye bağlanmış olan sınıf, yani proletarya bir kıyamet gününde oynayacağı araçsal rol nedeniyle değil, kapitalist toplumun içindeki komünist tohum olduğu için evrensel kurtuluşun toplumsal öznesidir.