'Modern mahrem' rejiminde 8 Mart



08-03-2016 09:39


Ebru Pektaş

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü. Türkiye’ye bakıldığında, zamanında sağcı belediyelerin bile ‘hanımlar’ için karanfiller dağıttığı günlerden bugünlere; 8 Mart sıkıyönetimine, polis terörüne, sokak sokak kadın kovalamacaya fantastik bir dönüşümün içindeyiz.

İşte bu dönüşümün bir dönem liberal ortamlarda çok tutulan ‘modern mahremin’ bir fotoğrafını verdiğini düşünüyoruz. (1)Fotoğrafa daha yakından bakacağız.

Ancak önce biraz daha gerilere gidelim.

Modern dünyada kadının ilk kez siyaset sahnesine çıkışı…

Kadınlar için bu ‘siyaset sahnesinin’ anahtar sözcükleri, boşanma hakkı, eğitim hakkı, eşit yurttaş olma talebi, grev, sendika ve oy hakkıydı. Geçmiş yüzyıllar düşünüldüğünde, bir ayağını aydınlanmaya basan bu dünya-tarihsel dönüşüm öylesine muhteşemdi ki  ‘kadın da yurttaş mıdır?’ sorgulamasıyla başlayıp, siyaset yapma hakkına, örgütlenmeye, haklara ve taleplere uzandığını görebiliriz.

Bugünse konumuz, tüm bu değişimin, büyük şanlı mücadelelerin, devrimlerin, kayıpların ve kazançların bize ne devrettiği, üzerinde devindiğimiz tarihsel momentin neleri işaret ettiğidir.

Yüzyılları deviren eğitim hakkı talebine rağmen dünyamızda halen yarım milyardan fazla kadın adını dahi yazamıyor.

İsveç gibi gelişmiş kapitalist ülkelerde bile kadınlar ek iş olarak bilgisayarın başına geçip vücutlarını pazarlıyor. İstisnasız her ülkede enformel sektör çalışanlarının ezici ağırlığını kadınlar oluşturuyor.

Amerika’da kürtaj yasakları kadınların canını almaya devam ediyor. Hollanda’da liberaller pedofiliyi savunabiliyor. Afganistan’da recm cezası yürürlükte.

Yakın bir coğrafyada geçmişin karanlık ruhlarını çağırırcasına bir kez daha ‘kadın insan mıdır?’ sorusu yankılanıyor.  Riyad’da Starbucks, kadınlara yanlarında eşleri yoksa kahve satmayacağını duyuruyor. Daha yakınımızda İŞİD’in köle pazarlarında sattığı kadınlardan da bahsedebiliriz.

İşin özü, bugün global bütüne bakıldığında neoliberalizmin sınıfa saldırı politikalarıyla, dünyada kadının durumuna ilişkin genel panorama arasında gericiliğin ana kayış haline geldiği bir ilişkilenme söz konusu.

Ana kayış gericilik

İçinde devindiğimiz konjonktürün konularıdır bunlar.

Yeni sağın muhafazkarlığı, lanetlenen Aydınlanma ve Fransız Devrimi, Avrupa’da isteyenler için Şeriat mahkemelerini, nekrofili ve ensest ilişki özgürlüğünü savunan liberaller, yurttaşlık yerine cemaatçilik, pedofili ve erkek çokeşliliği içerenleri de dahil her türlü cemaatin, kadınlara baskı politikalarının ‘yerel kültür’ olarak kutsanması, ‘alternatif modernleşme’, ‘evrensel olan değil kültürel olan’ vb.

İşte böyle bir kez ‘aydınlanmacı despotizme’ karşı evrensel olan reddedildiğinde, klitoris sünneti, imam nikahı ve hatta burka giyme de pekala kadınların kültürel özgürlükleri olarak savunulabildi. Kaldı ki kapitalizm için cepte görülen, her yerde sömürüye hazır, karlı bir ‘toplumsal sermaye’ olarak kadınların ‘batı tipi’ bir modernleşme bandından çıkmaları gerekmiyordu.(2)

Dahası bu yaklaşımın, kadın haklarını ‘kültür emperyalizmi’ ya da ‘Batı zehirlenmesi’ olarak gören şeriatçı unsurlardan akademinin yüksek tepelerindeki postmodernizm aşıklarına kadar hatırı sayılır bir alıcısı oluştu.

Türkiye’nin modern mahremi

İşte Türkiye için ‘modern mahrem rejimi’ tam da buraya doğdu. AKP’nin hegemonyasına,  düpedüz gericiliği ‘normalleştirme’ arzusuna, entelektüel cepheden harç taşıyan Türkiyeli mümessiller burada hayat buldu. Öncelikle büyük bir hesaplaşma şarttı(!)

Yıllar boyu Kemalist modernizme, onun ‘despot aydınlanmacılığına’, yaratmaya çalıştığı ‘modern kadın’ algısına cepheden bir karşı duruş gerekliydi. Bu modernizm ne sahici ne de yerliydi.(3)

‘Kadının özgürleşmesi’  batılılaşma ve pozitivist ilerlemecilikle anılan resmi bir söylemdi.

‘Siyah güzeldir’, ‘İslam güzeldir’ mottosuyla kafa tutulan asimilasyoncu modernizmdi. Aydınlanmanın ‘beyaz’ ve ‘batılı’ kimliğine inat, burka siyahtı, siyah güzeldi.

Cumhuriyet ‘batılı olmayan’ kadını baskı altına almaya çalışırken, ‘modern mahremde’, recm, örtünme, ceza hukuku, gündelik hayatın ayrıntıları, haram ve helal “kadınların da içinde olduğu birbiriyle yarışan siyasal aktörler arasında tartışmaya açılmaktaydı.”(4)

Örtünme bir boyun eğişi değil, kadının etkin olduğu bir siyasal gücü, siyasal katılımı temsil ediyordu.

Oysaki bugün ‘alternatif modernleşme’ diye yutturulmaya çalışılan haremlik-selamlık lüks hayatlardır, ‘ter atölyelerinde’ ömür tüketen türbanlı emekçi kadınlara uzanmaz…

Bugün ‘yerlilik’, ‘sahicilik’ diye pazarlanan erkek çok eşliliği, imam nikahı, çocuk gelindir…(5)

Bugün ‘mahalli’ ve ‘sivil’ olarak kutsanan sıbyan mektepleridir, kuran kurslarıdır, daha fazla kız çocuğunun eğitim hakkının elinden alınmasıdır…

Bugün kadınların özel alanda güçlenmesi diye öne sürülen daha fazla aile içi şiddet ve kadın cinayetidir, kadının istihdamdan dışlanmasıdır…

Bugün burkayı batıcı rasyonalizme ve evrenselciliğe karşı savunanlar, diyanetin her gün bir yenisini yayınladığı şehvetten sakınma buyruklarını, o muhteşem üst-olmayan anlatılarına eklemelidirler.

Bugün evrensel üst-anlatıya karşı kültürel melezden bahsedenin, ‘anasının dizinden tahrik olma’ ‘kız çocuğuna şehvet duyma’ ‘cinsel ilişkideyken şeyhini düşünme’ gibi temalara da bir zahmet eğilmesi gerekir.

Bugün ‘yerel kültür’ olarak karşımıza çıkarılan, 8 Martın ‘aile ve toplum değerlerimize uymadığının’ vaaz edilmesidir,  polis terörüdür.(6)

Ve son olarak bugün bizim mücadelemizin konusu, tek arzusu sömürüye hizmet etmek olan bu gericiliktir.

***

1-‘Modern mahrem’ kavramı Nilüfer Göle’ye aittir. Kitabı, Modern Mahrem, Medeniyet ve Örtünme, Nilüfer Göle, Metis yayınları, Dokuzuncu basım(2008)

2- Küreselleşme, Kadın ve ‘Yeni’ Ataerki, Sibel Özbudun, Cahide Sarı, Temel Demirer, Ütopya yayınları,1. Baskı(2007), s.39

3- Modern Mahrem, Medeniyet ve Örtünme, Nilüfer Göle, Metis yayınları, Dokuzuncu basım(2008), s.173.

4- Melez Desenler, İslam ve Modernlik Üzerine, Nilüfer Göle, Metis yayınları, İkinci basım(2002), s.25

5- Çocuklara dağıtılan çok eşli Nasrettin hoca-yerli ve çok eşli- hikaye kitabı vakası hatırlanacaktır. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/490276/_Cok_esli__Nasrettin_Hoca_skandali.html

6- http://ilerihaber.org/icerik/akpli-baskandan-aciklama-aile-ve-toplum-degerlerimizle-ortusmeyen-kadinlar-gunu-kutlamasini-kiniyoruz-51334.html