Makedon salatası



27-01-2018 00:40


Özgür Dirim Özkan

Geçtiğimiz hafta Yunanistan başbakanı Aleksis Çipras ve Makedonya’nın yeni seçilen başbakanı Zoran Zaev’in Dünya Ekonomik Forumu’ndaki buluşmaları, her iki ülke arasında başbakanlık düzeyinde gerçekleşen ilk temas olmasıyla çok büyük bir öneme sahiptir. Dile kolay; Makedonya Yugoslavya’dan ayrıldığından bu yana 27 yıl geçmiş ve iki ülke arasında bu kadar uzun süren bir siyasî kriz var! Bu görüşmenin şimdiye kadar gerçekleşmemesinin nedeni ise, malumunuz; isim tartışması. Yunanistan “Makedonya” isminde bir devleti tanımıyor.

1991 yılında Yugoslavya’dan bağımsızlığını ilan eden Makedonya, ancak “Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya” ismi ile BM’ye 1993’te kabul edildi. Yaklaşık çeyrek yüzyıldır devam eden “Makedonya Sorunu”nun tıkanmasının, sorunun bir türlü çözülememesinin nedeni, her iki taraftaki milliyetçi bağnazlıktır.

Pekiyi, neler oldu da birdenbire Makedonya ve Yunanistan bu sorunun çözümü için bir şeyler yapmaya niyetli olduklarını gösterdiler?

Makedonya’da geçtiğimiz sene nihayet sona eren Gruevski döneminden sonra siyasi çalkantıların sonunda iktidara gelen sosyal demokrat Zoran Zaev aslında Makedonya’da “etnik barış”ı sağlayacağına dair emareler veriyordu. Daha seçimleri kazanmadan önce bile Makedonya nüfusunun çeyreğini oluşturan Arnavutların liderleriyle yakınlaşmaya başlamış, hatta bu siyasetin bir uzantısı olarak Arnavutluk’un başkenti Tiran’a da bir yolculuk yapmıştı. Bu girişimlerden sonra Makeodnya’daki sağcı iktidar partisinin kışkırtmasıyla Makedon milliyetçiler parlamentoyu basmış Zoran Zaev’e saldırmışlardı. Fakat Zaev yılmadı ve açıkçası milliyetçi provokasyonlar seçimlerde başarıya ulaşamadı. Gruevski dönemi bitmişti.

Seçilir seçilmez iç politikada Arnavutlarla uzlaşıya giden Zaev, Yunanistan’la da siyasi ilişki kurmanın yollarını arıyordu. Tabii ki bu yöneliminde en büyük motivasyon Yunanistan’la Makedonya’nın siyasi bir uzlaşıya varmaları durumunda Makedonya’ya NATO üyeliği ve ardından AB ile müzakere süreci yolların açılması olacaktır.

24 Ocak’ta Dünya Ekonomik Forumu’nda bir araya gelen Çipras-Zaev görüşmesi de bu çerçevede ele alınabilir. Zaev bu görüşme sonrası ilk jestini yaptı ve Üsküp Büyük İskender Havaalanı’nın ve Üsküp’ü Yunanistan sınırındaki Manastır’a (Bitola) bağlayan Büyük İskender Karayolu’nun isimlerinin değiştirileceğini belirtti.

Bu isimler bu kadar önemli mi? Evet. Yunanistan ve Makedonya arasındaki sorun tamamıyla kullanılan isimlerden çıkıyor ve bu tartışma tarihe milliyetçiliğin en büyük gerizekalılıklarından birisi olarak geçmeye adaydır.

İsminin kadimliğine rağmen, Makedonya isminin siyasi bir krize bürünmesinin en fazla yüz yıllık bir geçmişi var. Makedonya Yugoslavya’dan ayrıldığında Makedonya ismini kullanmaya devam ettirdi ama sorun şu ki, Yunanistan’ın kuzey eyaletinin ismi de “Makedonya” ve doksanlı yıllarda Makedonya’daki etkin milliyetçi siyaset kulağa şaka gibi gelse de Selanik’in merkezi olduğu Kuzey Yunanistan’ı da içeren “Büyük Makedonya”, “birleşmiş Makedonya” hayalleriyle sarhoştu. O dönem Yugoslavya coğrafyasında kim ayıktı ki zaten? Yunanistan’daki siyasi krize çözüm arayan Yunan milliyetçileri için de bu söylem bulunmaz bir fırsattı. Makedon milliyetçiliğinin irredentist söylemi Yunan bağnaz milliyetçiliğine geniş bir siyasi alan yarattı.

Sorun yeni bir siyasi sorun olsa da, sorunun kaynağı –Balkanlar’da hemen hemen bütün sorunlarda karşımıza çıktığı gibi- tarihsel mirastan kaynaklanıyor. Daha doğrusu Balkanlar’ı işgal eden emperyal güçlerin Balkanlar’daki politik mirasından...

Batı için Balkanlar her zaman vahşidir, bu vahşiliği medenileştirmek Batı’nın Balkanlar’daki daimi siyasi perspektifidir. Dün de, bugün de kafasına göre Balkanlar’daki sınırları çizenler Batı olmuştur. Balkan gerçekliği, Batı’nın Balkan gerçekliğidir.

Öyle ki, Balkanlar’da “Şopska Salat” diye bilinen hıyarlı, domatesli, peynirli, sirkeli salatayı Fransızlar Makedon salatası olarak adlandırmaktadır. Salatanın oldukça karışık olmasından dolayı. Fransızların bu salatayı Makedon salatası olarak tanımlaması, bölgedeki bütün etnik grupları sinirlendirmiştir. Çünkü bu salata tek bir etnik gruba ait değildir ama Fransız bir kere onu “Makedon Salatası” olarak tanımlamıştır bile.

Makedonya sorunu da böyle bir şey işte. Birileri bir Makedonya tanımlamış, öbürü ayrı bir Makedonya tanımlamış ve Makedonya’yı kendisne göre tanımlayan, Makedonya’nın haritasını kafasına göre çizenler bölgeden ayrıldığında ortalık karışmış.

İlk karıştıran da Romalılar tabii ki. Makedonya ismi antik çağda Kuzey Yunanistan’da Ege Denizi’nin yukarı kesimlerine verilen bir ad. Yunanlılar Antik Yunan’da bu bölgede yaşayan insanlara “Makednos” (dağlı) ismi verilmiş. Adriyatik’i İstanbul’a bağlayan Via Egnetia yolu tamamlandığında Roma İmparatorluğu, Makednosların ismiyle müsemma bölgenin sınırlarını kuzeye doğru genişletmiş. Romalılardan sonra Bizans da aynı idari yapıyı korumuş. Osmanlı döneminde aynı idari sınırlar, fakat farklı bir isimle “Rumeli” ismiyle devam ettirilmiş. 20. Yüzyılın başındaki milliyetçilik rüzgârında Bulgarlara göre Büyük Bulgaristan’ın, Sırplara göre Büyük Sırbistan’ın bir parçası olan Makedonya, Yunanistan’a göre ise Slavlaşmış Yunanlıların ülkesiydi. Asıl korkunç olanı ise bu iddiaların hepsinin akla yatkın olması ve aynı zamanda hepsinin de çürütülebilir olması.

Makedon ulusuyla ilgili olarak tarihte bir veri yok elimizde. Makedonca dili dışında! Makedonca Makedon ulusunun varlığının tek işareti ve Antik Makedonya’da kullanılan dille alakası yok. Daha çok Bulgarcanın lehçesi gibi. Zaten Slavların bölgeye gelmesi Roma’nın bölgedeki egemenliğinden yaklaşık yarım milenyum sonra gerçekleşmiş. Makedoncanın ayrı bir dil olarak ortaya çıkmasında en önemli olgu ise Aziz Kiril ve Metodius’un Slavları Hristiyanlığa kazandırmak için Slav dillerine uygun bir alfabeyi bu topraklarda icat etmiş olmaları. Makedonca, Bulgarca ve Güney Sırbistan’daki Sırpça’nın Torlak lehçesi arasındaki diyalekt sürekliliğinin bir parçasıdır.

Dillerin, sınırların, farklı kimliklerin bu kadar içiçe geçtiği “Makedon Salatası” tarihinin en huzurlu dönemini, çatışmalardan uzak dönemini Sosyalist Yugoslavya’da yaşamıştır. Yugoslavya dönemi sonrasında ise iki kere iç savaş eşiğine kadar gelen, farklı milliyetçiliklerin çatışma alanı olan Makedonya’da barışı korumak zor bir çaba. Sosyal demokrat Zoran Zaev’in barışı korumak için kullandığı referanslar ise oldukça ironik: NATO ve AB. Biri emperyalizmin suç ve savaş örgütü, diğer ise Yugoslavya’nın dağılmasının en önemli sorumlularından…

Şu an durum oldukça parlak görünüyor. Çipras ve Zaev’in samimi görüntüleri birçok barışseveri büyüledi bile. Çipras ve Zaev’in Dünya Ekonomik Forumu’ndaki görüşmelerinden önce 17 Ocak’ta BM’de gerçekleşen görüşmelerde ise şimdilik bir sonuç çıkmadı. Şu an en önemli konu ülkenin yeni isminde mutabakata varılması. Yunanistan Makedonya isminin “Yeni Makedonya”, “Kuzey Makeodnya”, Yukarı Makedonya, “Vardar Makedonyası” gibi bir isimle değiştirilmesini istiyor. Katimerini gazetesinde Yunan tarafının “Vardar Makeodnyası” , Makedonya’nın ise “Yeni Makedonya” isimlerini uygun buldukları haberi çıktı.

Pek tabii ki hem Yunan hem de Makedon milliyetçileri barış görüşmelerinden memnun değil. Yunan milliyetçilier, bilhassa Altın Şafak Makedonya isminin herhangi bir biçimde kullanımda kalmasına karşı bile tepkili. Geçen Pazar on binlerce milliyetçi Yunan görüşmeleri protesto etti: “Makedonya Yunandır!”. Makedonya’da muhalefetteki milliyetçi VMRO’nun öncülüğünde de sürekli olarak protesto gösterileri düzenleniyor.

Milliyetçi odakların sahnede sürekli olarak aktif olması ise Balkan siyaseti için büyük bir gereklilik. Barış projesi tutmazsa, ya da AB’ye, NATO programıyla uyumsuz bir barış programı ortaya çıkarsa, şahinler bu duruma hazırlıklı olmalı. Makedon salatasını dağıtmak için şahinler her daim hazır ve nazır, ama acaba “kardeşlik” projelerini Brüksel ve Pentagon’da tasarlayan Zaev ve Çipras bu şahinlerle mücadeleye ne kadar hazırlıklı acaba?

dirimozkan@gmail.com

Özgür Dirim Özkan’ın İleri Portal’dan önce yayınlanan yazıları için:
http://yugoslavyayazilari.blogspot.com.tr/

Bazı yazıların İngilizce çevirileri için:
http://lettersfromyugoslavia.blogspot.com.tr/