Liberalizm gerilerken sosyalistler



16-09-2014 09:14


Erkin Özalp

1990’lı yıllarda, yani sosyalist ülkelerdeki çözülmenin ardından dünya genelindeki en parlak dönemlerinden birini yaşayan liberal ideoloji, son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de ciddi bir itibar yitimine uğradı.

Bu gerilemenin dünya genelindeki temel nedeninin, toplumsal eşitsizliklerin giderek artmasına yönelik toplumsal tepkiler olduğunu söyleyebiliriz. 2010 yılından bu yana Yunanistan, İspanya, Portekiz, Şili, İsrail, İngiltere, Bulgaristan ve Brezilya gibi ülkelerin yanı sıra ABD’de gerçekleşen kitlesel protesto gösterileri hatırlatılabilir. Türkiye’de ise AKP iktidarına yönelik tepkiler daha belirleyici önem taşıdı.

Liberalizmin gerilemesinin göstergelerinden biri de, sol liberalizmin güç kaybetmesi.

Özellikle 1990’lı yıllarda, (eski) komünist ve sosyalist örgütlerin büyük bir bölümü hızla sağa savrulmuştu. O dönemde, sosyalizm hedefine bağlı kalmaya çalışan örgütlerin en önemli mücadele konularından biri, kaçınılmaz olarak, liberalizmin soldaki etkileriydi.

Örneğin, özelleştirmeleri “ceberrut devletin küçültülmesi” olarak gösterenlerin solda da önemli bir ağırlığı vardı. Buna karşı geliştirilen kamuculuk savunusu, toplum geneline hitap etmekten çok, sol içi mücadelenin bir parçası olarak kalmıştı.

Yine o dönemde, sosyalist örgütlerin birliktelik (ittifak, cephe vb.) kurma girişimlerinin çoğu, hem dünyada hem de Türkiye’de, asıl olarak liberalizmin soldaki etki alanını genişletiyordu.

Dünyadaki önemli örneklerden biri, 1995’te İtalya’da kurulan Zeytin Ağacı koalisyonuydu. İtalyan Komünist Partisi’nin devamcısı olan Solun Demokratik Partisi’nin yanı sıra Komünist Yeniden Kuruluş Partisi’nin de katıldığı bu koalisyonun diğer ortakları Hıristiyan demokratlar, sosyal demokratlar, yeşiller ve liberallerdi. İktidara geldiği için dünya genelinde ilgi uyandıran Zeytin Ağacı, sosyalizm mücadelesine mevzi kazandırmak yerine onun zayıflatılmasını sağlamıştı.

İtalyan komünistler, bugün de birlikte mücadelenin olanaklarını tartışıyor. Ama bu kez hayli farklı bir yaklaşımla.

Bu ayın başlarında, İtalyan kamuoyunda tanınan 100’den fazla komünistin imzasını taşıyan bir çağrı metni yayımlandı. İmzacıları arasında bir kitabı Türkçeye çevrilmiş olan Domenico Losurdo’nun da bulunduğu metnin iki ana ekseni var. Birincisi, komünistlerin, kapitalizm karşıtlarının, sosyalistlerin (“sosyal demokratların” diye okumak daha doğru olur) ve liberalizm karşıtlarının, bir asgari program temelinde, emperyalizme ve sermayenin saldırılarına karşı, siyasal ve toplumsal haklar için birlikte mücadele etmek üzere bir sol cephe kurmaları isteniyor. İkincisi, tüm komünist güçlerin kendi aralarında bir araya gelmesi talep ediliyor. Ama ilkesiz bir yan yana geliş önerilmiyor. Aksine, İtalyan Komünist Partisi’nin, İtalyan solunun ve uluslararası komünist hareketin tarihsel deneyimlerinden çıkarılan güncel dersler ışığında kurulacak, Lenin’in ve Gramsci’nin katkılarından başlayarak Marksist geleneklere yaslanacak olan bir birliktelik isteniyor!

İtalyan komünistlerin bu çağrısının liberalizme yeni kapılar aralayabileceğinden korkmak için çok fazla neden olmasa gerek. Anlaşıldığı kadarıyla, tam tersine, liberal ideolojinin güç kaybetmesinden de yararlanarak, sol (kapitalizm ve liberalizm karşıtı) mücadelenin toplumsal etki alanını genişletmeyi ve komünistlerin bu yolla güç kazanmasını hedefliyorlar.

Türkiye’de de, özellikle Gezi Direnişinden bu yana, AKP’ye ve daha genel olarak sermayenin ve emperyalizmin saldırılarına karşı mücadelenin daha geniş birlikteliklerle yürütülmesi girişimlerinden korkmak için çok fazla neden bulunmuyor. Böylesi birliktelikler, ne “yetmez ama evetçilik” türü siyasal eğilimlerin yeniden canlanmasını sağlayabilir ne de Ufuk Uras gibi politikacıların yeniden itibar kazanmasını.

Dahası, iş cinayetlerinin ve işçi eylemlerinin yol açtığı toplumsal tepkilerin gösterdiği üzere, içinde sosyalistlerin de yer alacağı bir birlikteliğin, işçi sınıfının mücadelelerinden beslenmemesi ve o mücadelelere katkıda bulunmaması olanaksız. Bir başka deyişle, birliktelik, liberalizmi daha fazla geriletmeyi de kolaylaştırabilir.

Geniş birlikteliklerin liberalizmi geriletmesinin somut örnekleri de var önümüzde. 1998 yılından bu yana Latin Amerika’da sol adına kazanılan mevzilerin neredeyse tümü birlikteliklerin ürünü oldu.

Bugün, geçmiş dönemlerin anlaşılır ve haklı korkularını diri tutmaya çalışmaktan başka bir şey yapmamak, gerçekte siyaset yap(a)mamak anlamına gelir. Her tür birliktelik önerisini sosyalizm hedefinden uzaklaşma girişimi olarak damgalamaksa, olsa olsa, en büyük mutluluğu küçük sosyal çevrelerinde bulanların tenezzül edeceği bir ayak oyunu olabilir...

Kaynaklar

İtalyan komünistlerin çağrısı: http://www.comunisti-italiani.it/2014/09/05/lappello-un-associazione-per-la-ricostruzione-del-partito-comunista-nel-quadro-ampio-della-sinistra-di-classe/

İspanyolca çeviri: http://www.larepublica.es/2014/09/italia-una-asociacion-para-la-reconstruccion-del-partido-comunista-en-el-amplio-marco-de-la-izquierda/

Almanca haber: http://www.jungewelt.de/2014/09-11/028.php