Komik BBC videosundaki kadın…



13-03-2017 13:05


Emre Gürcanlı

Çoğunuz izlemişsinizdir, Uluslararası İlişkiler Profesörü Robert Kelly, Güney Kore ve bölgedeki gelişmelere ilişkin BBC’ye canlı yayınla bağlandığı sırada kapı açılıyor ve içeriye önce büyük çocuğu ardından tekerlekli yürüteciyle küçük bebeği giriyor, izlemeyenler için şöyle bir linki vereyim:

https://www.youtube.com/watch?v=8UUBmtO5qgU

Özellikle bu videoyu, Ahmet Hakan’ın yorumuyla da izlemenizi istiyorum. Ahmet Hakan diyor ki, “bakıcı çocukları kaptığı gibi…” “çocukların bakıcısına da helal olsun hemen kapıyı kapattı”…

İlk önce şunu söylemeliyim, bana pek de sevimli gelmedi, özellikle Kelly’nin sert ve sevgisiz tavrı ile kadının sadece telaşlı değil biraz da korku dolu bakışları ve hareketleri beni oldukça itti. New Statesman’den Moley Tant’a da biraz itici gelmiş ki, oldukça fazla okunan yazısında Kelly’nin bu tavrının patriarkanın bir göstergesi olduğunu komik olmadığını irdelemeye çalışmış. (http://www.newstatesman.com/politics/media/2017/03/bbc-pundits-children-video-not-funny-its-patriarchy-nutshell)

Neyse, bu ayrı bir tartışma bir kenara koyalım ve biz “bakıcı”ya gelelim. 

Arkadaki kadın kim sizce? İlk ne düşündünüz lütfen doğruyu söyleyin. “Anglo-sakson beyaz bir profesörün uzak doğulu çocuk bakıcısı” öyle değil mi? Peki bu kadın Robert Kelly’nin eşi olamaz mı, neden öyle düşünmedik?

Bu video onbinlerce kişi tarafından izlendi. Yapılan yorumların ezici çoğunluğu benzer olduğu için BBC dayanamadı ve açıklama yapmak zorunda kaldı. 

Evet, işin doğrusu şu, arkada sevimli çocukları canlı yayından telaşla odanın dışına almaya çalışan kişi Jung-a Kim, bir bakıcı değil, Prof.Robert Kelly’nin sevgili eşi!!! (http://www.bbc.com/news/world-asia-39244325)

Jung-a Kim’i bir çocuk bakıcısı olarak görmemizdeki en büyük neden tabii ki gerek toplumsal cinsiyet ayrımı, gerekse de halklar arasındaki eşitsizliğin, bazı halklara biçtiği rolden kaynaklanıyor. Ama bir yandan da, özellikle gözlerindeki ve hareketlerindeki telaşın ötesindeki korku, ev hizmetlerinde çalışan kadınların maruz kaldığı muameleleri de anımsattığı için böyle yanlış bir yargıya itiyor bizi. Ulutaş ve Öztepe (2013) makalelerinde bu konuya değinmişler. Ev işlerinde çalışan işçilerin, özelilkle de kadınların mesleklerinden kaynaklanan sağlık ve güvenlik sorunlarını derlemeye çalışmışlar. Çok ayrıntıya girmeyeceğim, zaten internetten okunabilir ve okunmalıdır. Aşağıdaki tablo rahat gibi görünen, “görünmeyen kadın emeği” tartışmalarında mutlaka gündeme alınması gereken bir durumu net bir şekilde ortaya koyuyor, aynı makaleden aktarıyorum:

7 Saatlik asgari ücret 5.35£ olduğu ve haftada maksimum 48 saat çalışıldığı düşünüldüğünde, bu ücretin öngörülen ücretin hemen hemen yarısına tekabül ettiği görülecektir. Ayrıntılı bilgi için bkz:

http://[www.berr.gov.uk/employment/employment‐legislation/working‐time‐regs/index.html]

“Türkiye’de ev hizmetlerinde çalışan göçmen kadınlarla ilgili yapılan çok sayıda çalışma da ev işçilerinin bir bölümünün, işverenleri tarafından uygulanan aşağılama, sözlü

taciz, cinsel taciz, yatacak yer vermeme, yemek kaplarını ve yemek mekânını ayırma, eve kapatma, yemek vermeme, ayrımcı söylemler gibi kötü muamele ve şiddete maruz kalabildiklerini ortaya koymuştur. Düzensiz göçmenler, güvenlik ve harcama yapmama gerekçesiyle ev dışına daha az çıktıları için yalıtım sorunuyla da yüz yüze gelebilmektedirler

(Kümbetoğlu, 2005; Lordoğlu ve Etiler, 2010; Ozinian, 2009; Ünlütürk-Ulutaş, 2010).”

Alışveriş merkezlerinde zenginlerin çocuklarının peşinde koşan çoğu Filipinli bakıcılar, orta sınıfların tercihi Özbek veya Türkmen bakıcılar düşünüldüğünde, “asyalı bir kadın olsa olsa bakıcıdır” klişesi çoğumuzda yer ediyor.

Ama bu “komik video” vesilesiyle ev işlerinde çalışan kadın işçilerin yaşadıklarının temel bir işçi sağlığı iş güvenliği sorunu olduğunu, görünmeyen emeğin görünür hale gelmesi gerektiği gerçeğini unutmayalım.

Makale için kaynak

Ulutaş, Ç. Ü., & Öztepe, N. D. (2013). Ev Hizmetlerinde Mesleki Sağlık ve Güvenlik Sorunu. Çalışma İlişkileri Dergisi, 4(2), 44-57.