Dijital Flörtleşme Çağı: 'Bu İlişki Nereye Gidiyor?'



21-11-2017 01:27


Ebru Pektaş

“Bu ilişki nereye gidiyor?” klişesini bilirsiniz.

Soğuk ve hesapçı bir soru da olabilir, belli bir çaresizliği dışa vuruyor da olabilir. “Erkek onayına” duyulan arzuyu da, tekinsizliğin, güven kaybının kural olduğu bir dünyada “tutunma” ihtiyacını da ifade ediyor olabilir.

Ne olursa olsun mizahın malzemesi olmaya fena halde meyyaldir “bu ilişki nereye gidiyor” sorusu.

Muhasebesi istenen; bir zamanlar, “seni sevdiğimi biliyorsun değil mi” diyen adamın, şimdi aynı vurguyla, “gelirken tuvalet kâğıdı ve çubuk makarna alırsın değil mi?” demesidir. Mizahi olan da budur.

Yine de bin yıllara uzanan cinsel ilişkilere bakıldığında, tarihin “bu ilişki nereye gidiyor” sorusunu sorması gerekir.

Tarih neler neler görmüştür.

İlkel komünal yaşamdaki çokeşlilik, grup evlilikleri, tek eşli aile, erkek/kadın çokeşliliği, fuhuş, “metres”, “yasa dışı aşk”, “ev ziyareti ile tanışma” “görücü usulleri” vs.

Aslında tarihe kalsa bugünün, “dijital flörtleşme çağının” ilişki halleri tam bir eğlencedir.

Geçmişin o büyük şövalye aşklarından, kavuşma mitoslarından, dağları delen “yiğidolarından” gele gele bugünün, aşkını sizi “like”lara, “fav”lara boğarak gösteren, bol keseden emojili delikanlılarına dramatik bir geçiş olduğunu kabul etmek gerekir.

Peki, geleneksel olandan günümüzün modern ilişkilerine, yaşanan dönüşüme bakıldığında kadınlar daha mı “özgür”?

Sözgelimi flört…

Kültürel senaryoyu izlersek, “flört” işçi sınıfının icadı olarak doğdu.(1)

Önceki yüzyılda, Avrupa’da “saygın” genç adamlar, saygın genç kadınları “evlerinde ziyaret ederek” tanırlardı. Ziyaretin kapsamı, kuralları, ziyarete eşlik edecekler(ebeveynler) katı kurallarla belliydi. Genç kadının piyano çalması, ikram edilecekler, sergilenen evin salonu, ebeveynlerin katı denetimi “üst sınıf geleneksel kur pratiğinin” unsurlarıydı.

İşte flört, “evde ziyaretin” bir alternatifi olarak doğdu. Daha açık ifadeyle “flört”,“davet edilecek”, “sergilenecek” bir salonu olmayanların icadıydı. 19. yüzyılın dünyasında bu “dışarı buluşmalarına” argo bir anlamla “flört” denilmekteydi.

Kadınların üniversiteler, eğlence ortamları, işyerleri gibi kamusal mekânları daha fazla kullanma imkânı oluştukça “flört”, cezbesine tüm sınıfların kapıldığı bir ilişki kurma biçimine dönüştü. Sinema salonlarından ucuz barlara her keseye uygun çeşitli “flörtleşme” mekânları böyle oluştu.

Geleneksel olanlarla kıyaslandığında elbette kadınlar daha “özgür”.

Dahası kimi iddialara göre artık flört bile “geleneksel bir şey” ve kadınlar bu bağlardan da kurtuluyor!

Artık önümüzdeki dijital flört ve hatta yalnızca “takılma”.

Twitter’da “dm’den yürüyenler”, messenger’da birbirini dürtenler, adlı adınca eş bulma aplikasyonları ya da sadece takılma amaçlı “dating” uygulamaları vs.

Sosyal medyada tanımadığınız/anonim bir hesapla uzun uzun yazışabilir, koyusundan bir muhabbete dalabilirsiniz. Gericilik yapacak değiliz ve tüm bunlar epey keyifli ve romantik işler de olabilir.

Yine de yazının başında sorduğumuz soruya “bu ilişki nereye gidiyor?” sorusuna dönersek karşımıza bambaşka bir şey çıkıyor. Biçimi ne olursa olsun, ne kadar “cool” ya da “özgür” görünürse görünsün “modern ilişkiler” de erkek egemenliğinin zehirli izini taşımakta.

Geçtiğimiz hafta yayınlanan bir araştırmaya göre flört ilişkisi yaşayan gençlerin, yarısından fazlası ilişkisinde şiddete maruz kaldığını ifade ediyor. Yüzde 52’si de şiddet uyguladığını söylüyor.(2)

İşin ilginç tarafı, şiddet denildiğinde akla gelen kaba dayağın ya da zorlamanın yerine “modern ve iyi ilişkilerde” çok daha ince işleyen erkek şiddeti biçimlerinin olması. Sözgelimi psikolojik şiddet; aşağılama, küçük görme, takip edilme-stalking (dijital flörtün ya da istismarın gözdesi), kıskançlık, iradeyi-özgüveni yıpratma vb.(3)

Aldatıcı olan da budur…

Dayak yemediği için şiddetten uzak kaldığını sanan biri, klitoris sünneti olmadığı için “cinsel ayrımcılığa” maruz kalmadığını sanan biri gibidir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, kadınlara küçümser biçimde atfedilen “bu ilişki nereye gidiyor sorusunu” değiştirmek, kadını güçlü, savaşkan kılan mücadele yöntemlerine odaklanmak gerekir.

1-Kathleen A. Bogle, Kampüste Seks, Flört ve İlişkiler, Güldünya Yayınları(2015), s.25

2- http://ilerihaber.org/icerik/arastirma-universiteliler-flort-siddetine-maruz-kaliyor-78809.html

3-Bu yazıda daha çok duygusal şiddete değinilse de “erkek şiddeti” oldukça kapsamlı bir başlık. Kaba kuvvet, zorlama ve istismarın ya da cinsel saldırıların ötesinde, “erkek şiddetini”, özgürlüğün ve kişisel iradenin kısıtlanmasına yönelik davranışlarda, kadınların çalışmasına izin vermemede, okutulmayan kız çocuklarında, zorla evlendirmede, kadının kazancına el koymada, kadını ailesiyle görüştürmemede, kadının cinselliğini denetlemeye yönelik her türlü tutumlarda ayırt etmek mümkün.