Cinsel istismarın üzerini örtmeye çalışan yasa tasarısı



19-04-2018 08:18


Meltem Kolgazi

Bir süredir konuşulan cinsel istismar suçlarına ilişkin  “Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Meclis’e sunuldu ve kısa bir süre içerisinde görüşülecek. Tasarı ile ilgili daha önce de yazdım fakat bu yazıda kısaca yasa tasarısının özünü açıklayarak, tasarının tamamen içi boş, çözüm arayışından uzak niteliğini göstermeye çalışacağım. Açıkçası alelacele gelen tasarının cinsel istismarı önlemeye değil üzerini örtmeye çalışan, yaldızı dökülecek göstermelik bir seçim yatırımı olduğunu söyleyebiliriz.

Cezaların ağırlaştırılması cinsel istismar olaylarının saklanmasına ya da çocuk cinayetlerine yol açar.

Tasarıda çocuğun cinsel istismarı suçunun nitelikli hali için öngörülen hapis cezasının üst sınırı, 20 yıldan 40 yıla çıkarılıyor. İstismar en yaygın aile içinde yakın ve uzak akrabalar tarafından gerçekleşiyor. Ağır cezalar nedeniyle aileler öğrendikleri vakit olayı yargıya taşımak yerine saklamaya ya da aile içinde başka çözümler bulmaya çalışacaktır.  Diğer taraftan ağır cezaların failleri engellemediğini tam tersi failin şikayet etmemesi için çocuğu ortadan kaldırmaya ya da bilen başka aile yakınlarını öldürmeye kalkıştığını biliyoruz.

Cezaların ağırlaştırılması cezasızlığın önünü açar

40 yıl gibi müebbete denk gelen cezalar hakimlerin istismar yönünde karar almasını önüne geçebilir, yargının daha az cezalar vermek için arayışa girmesine neden olur. Cinsiyetçi yargı mensupları ağır cezalar nedeniyle çoğu zaman beraat kararı vermektedir.

12 yaş altındaki çocuklara yönelik cinsel istismara verilen cezaların ağırlaştırılması çocukluk tanımını değiştirir

Yasa tasarısında 12 yaş altındaki çocuklara yönelen istismara karşı ağır cezalar öngörülürken 15 yaşından büyük çocuklara yönelik fiillerin cezasında bir değişiklik yapılmıyor. Bu 15 yaşından büyük çocukları açık hedef haline getirir ve çocukluk tanımının değişmesine neden olur. 18 yaşından küçükler çocuktur ve cezalar arasında uçurum olması çocukları daha korunaksız hale getirir. Söz konusu tasarıyı yapanların dinen 12 olan reşit olma yaşını benimsedikleri düşünülürse daha iyi anlaşılacaktır. Daha önce kadınların mücadele ederek geçmesini engelledikleri eski ‘İstismar Yasası’nda da rıza yaşının 15’ten 12’ye düşürülmesi ve eski cinsel istismar davalarında istismarcının çocuk ile evlendirilmesi halinde cezanın affedilmesi yer alıyordu. Bu tasarı ile yine rıza yaşının tartışmaya açılması söz konusu olacaktır.

Cinsel istismar suçları ile ilgili yayın yasağı delillerin karartılmasına ve olayların saklanmasına yol açar

Tasarıda soruşturulan cinsel istismar olayları ile ilgili yayın yasağının koyulabilmesi ile ilgili düzenlemeler bulunuyor. Haber alma ve takip etmenin önüne geçilmeye çalışılmasının tek bir amacı vardır o da yeni Ensar’ların duyulmasını engellemektir. İktidar toplumun hesap sormasını ve örgütlü istismarı duymasını engellemek amacındadır.

Kimyasal hadımı çözüm olarak görmek çocuk istismarının bir hastalık ya da bir kontrolsüzlük olarak nitelendirilmesi gibi büyük bir yanlış anlayışla ilişkilidir

Cinsel istismar kontrolsüzlük, aşırı arzu ya da bir hastalıkla ilişkili değildir; istismar bir şiddet türüdür ve suçtur. Tecavüz ve cinsel istismar kadının ya da çocuğun bedenini sahip olduğu bir nesne olarak gören, bu nedenle rızaya ihtiyaç olmaksızın her türlü müdahaleyi kendine hak bilenlerin uyguladığı bir şiddet biçimidir. O nedenle kimyasal hadım hiçbir şekilde çözüm olamaz, göstermelik bir düzenlemeden öte bir anlam taşımıyor. Diğer taraftan, kimyasal kastrasyon ya da hadım kişinin rızası olmadan uygulandığı durumlarda bir insan hakkı ihlalidir.

Tasarıda akran ilişkisi söz konusu olduğu ya da failin de çocuk olduğu durumla ilişkili herhangi bir düzenleme yer almıyor

Tasarıda ağırlaştırılmış müebbet hapis ya da 40 yıl gibi son derece ağır cezalar yer alırken failin çocuk olduğu durumlara ilişkin düzenleme yer almıyor. Failin çocuk olduğu durumlarda salt cezalandırma değil ıslah etme de amaç olmalıdır. Devlet çocukları korumalıdır, çocuk yaşta bu denli ağır cezalar başka bir adaletsizlik yaratacaktır.

İyi hal indirimleri ile ilgili gerekçe belirtmemek tasarının göstermelik bir düzenlemeden öteye gitmediğinin bir diğer göstergesi olarak sayılabilir

Saygınlık, kravat, takım elbise giyme gibi bahanelerle yapılan takdir indirimler için ciddi sınırlamalar getiriliyormuş gibi görünüyor. Fakat hiçbir gerekçe yazılmadığında mevcut düzenlemenin bir etkisi olmayacaktır. Çocuk bağırmadı, bekaret bozulmadı gibi gerekçelerle iyi hal indirimi verildiğini görmeye devam edeceğiz.

Tasarının genel hatları değerlendirildiğinde cinsel istismarı önleyici değil örtbas edici bir niteliğe sahip olduğu görülüyor. Uzun yıllar çocuk hakları mücadelesi veren dernekleri kapatan, “9 yaşında çocuk evlenebilir” diyen Diyanet’i toplumsal dönüşümün aracı haline getiren, tecavüzcü Ensar Vakfı’na siper olan bir hükümetin çocukları koruyan bir yasa çıkarmasını beklemek zaten en azından saflık olur. Hükümet tasarıyı seçim öncesi cinsel istismara çözüm buluyormuş gibi yapabilmek için hızlıca çıkarmaya çalışıyor. Kadın örgütleri ise izin vermemek için 23 Nisan günü tüm Türkiye’de tasarıya karşı eyleme çıkmaya hazırlanıyor.

Cinsel istismarın önlenebilmesi için devlet koruyucu ve önleyici önlemler almalıdır

Çocukların zihinsel ve bedensel gelişimi takip edilmeli, fiziksel ve duygusal ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bunun için çocuklara özel sosyal hizmet ağı kurulmalıdır. Devlet güvencesi altındaki böyle bir sosyal hizmet ağı şeffaf çalışmalı, çocuklara yönelen ailesinden dahi olsa her türlü şiddeti engellemeli, gerekirse çocukları koruma altına almalıdır. Önleyici çalışmalar yapılmalı ve çocukların korunması devlet garantisi altında olmalıdır. Uluslararası anlaşmalara göre çocukların korunması ile ilgili yükümlülükler yerine getirilmelidir. Çocukların ve cinsel şiddete tanık olanların bildirimde bulunabileceği merkezler açılmalı ve çocuklar özel olarak buradan takip edilmelidir. Şiddete uğrayan çocukların rehabilite edilmesi için özel programlar geliştirilmelidir. Tüm bunlar için özel bir devlet bütçesi ayrılmalıdır. Tüm bunlar gerçekleştiği durumda ancak ağır cezalar caydırıcı olabilir ve hukuki düzenlemeler etkili olabilir.