Bu memleket bizim



16-03-2016 09:20


Emre Deveci

Görkemli Gezi/Haziran günlerinde iliklerimize kadar hissetmiş ve söylemiştik; 12 Eylül dönemi kapanmıştır. Ankara'da 37 canımızı alan son katliamın ardından, ülke yangın yerine dönmüşken, bu tespit geçerliliğini koruyor mu? 

Bu zor soruya yanıt vermeden önce biraz geriye dönelim ve hatırlayalım;

12 Eylül, halkın siyaset sahnesinin dışına itilmesiydi. Haziran ise halkın o sahneye muhteşem geri dönüşü...

12 Eylül, gericilikti, tarikatlardı, Madımak'tı. Haziran ise laiklik.

12 Eylül, paraydı, inşaattı, piyasaydı. Haziran ise dayanışma, paylaşım, doğaya ve kamusal alanlara sahip çıkış.

12 Eylül, korkuydu, sokaklara ölüm sessizliğinin sinmesiydi. Haziran ise korku duvarının yıkılması, sokakların yaşamla dolması.

12 Eylül AKP'ydi, saltanattı, faşizmdi. Haziran ise cumhuriyet ve özgürlük.

12 Eylül alışmaktı, unutmaktı. Haziran ise alışmamak ve unutmamak.

12 Eylül en çok, ülkeden umudu kesmek, bu ülkeden adam olmaz demek, ülkeden kaçma isteği duymak ve sürgünde yaşamaktı. Haziran ise dünyanın öbür ucundakilerimizin söylediği "şimdi İstanbul'da olmak vardı" şarkısı....

Halkın tekrar gerçek anlamıyla halk olmasında, milyonların kendi kaderlerini ellerine almasında, laikliğin geri dönüşünde, dayanışmada, sokakların dolup taşmasında, cumhuriyette, özgürlükte, alışmamakta, unutmamakta, milyonların "bu memleket bizim" demesinde, kendi sonlarını gördüler. Ölesiye korktular. TOMA ve biber gazı yetmedi, canlı bombalara sarıldılar.

"Türkiye saraydan büyüktür" diyenlere, onu başkan yaptırmayanlara Diyarbakır'da, Suruç'ta, Ankara'da bombalarla yanıt verdiler.

Niçin mi yaptılar?

Sarayları, başkanlık koltukları, cepleri için yaptılar ama en çok da ülkeden yine umudu kesmemiz, yine bu ülkeden adam olmaz dememiz, ülkeden kaçma duygusuna geri dönmemiz için yaptılar.

Sarayın bu hedefine hizmet eden Ankara'daki son saldırının ardından, bombaların yarattığı dehşetin, korkunun, acının, öfkenin, gözyaşının arasında baştaki soruya dönelim. Daha açık soralım: Başardılar mı?

Çok yol aldıkları kesin ama bu sorunun yanıtı, Ankara'da pazar akşamı hastane bahçesinde dile gelen "yerin dibine batsın" haykırışındadır. "Bu adam kim" diyenlere verilen "O adam benim" yanıtındadır. Bombaların patladığı yere bırakılan "alışmıcam kardeşim" yazısındadır. Bunlar varsa, henüz başaramamışlar demektir.

Alışmayacağız, kaçmayacağız, yerin dibine batsın diyenler yan yana geleceğiz, yenilmeyeceğiz.