Birleşik Haziran Hareketi’nin geleceği



23-12-2014 08:41


Erkin Özalp

Sabah gazetesine göre, “Paralel örgütün kaos çağrısına soldan iki destek” gelmiş. Bunlardan ilki, İşçi Partisi’nin öncülüğüyle yapılan “Cumhuriyet çağrısı”. İkincisi, Pazar günü başta İstanbul ve Ankara olmak üzere pek çok il ve ilçede geniş katılımlı toplantılar düzenleyen Birleşik Haziran Hareketi. Gazetenin İnternet sitesinde yer alan haberde, “Gezi ruhunu yeniden hortlatma yemini yapan” Birleşik Haziran Hareketi’nin “İstanbul buluşmasında Taksim Dayanışması’ndan Avukat Can Atalay[ın] Berkin Elvan’ın ailesini alkışlatarak başladığı konuşmasında ‘AKP hükümetini alaşağı etme görevimizi açıkça beyan ediyoruz’ diye konuştuğu" söyleniyor.

Hiç utanmadan “Biz bilmiyorduk, meğerse ‘paralel’ciler bir sürü yalan söylemiş” türü laflar edebilenlerin “habercilik”i de böyle işte... Aynı utanmazlıkla yalan söyleyebiliyor, hiçbir ilgileri bulunmayan girişimleri aynı çuvala sokabiliyor, kendi çaplarında “algı operasyonları” düzenlemeye çalışabiliyorlar... 

Sabah’ın haberini fazlaca ciddiye almak anlamsız olur elbette. 

Birleşik Haziran Hareketi’ne yönelik yine pek fazla ciddiye alınamayacak bir başka karalama, turnusol.biz yazarı Gökhan Kaya’dan geldi. Kaya, “Birleşik Haziran Hareketi Gezi’yi temsil edebilir mi?” başlıklı yazısında, Fikir Kulüpleri Federasyonu ile Komünist Gençlik’in Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin açılışına Orhan Pamuk’un davet edilmesini protesto etmelerinden hareketle, “dogmatiklik”, “totaliterlik”, “yalancılık”, “Stalin özentiliği” vb. suçlamaları eşliğinde, bir bütün olarak Birleşik Haziran Hareketi’ni mahkum etmeye çalıştı. Sanki protesto bir suçmuş ya da ilgili protestoları Birleşik Haziran Hareketi düzenlemiş gibi... 

Birleşik Haziran Hareketi’yle ilgili ciddiye alınabilecek olan bir açıklama, Yeni Özgür Politika gazetesinde “Selahattin Erdem” imzasıyla yazan KCK Yürütme Kurulu üyesi Duran Kalkan’dan geldi. Kalkan, hareketin kurucu unsurları arasında yer alan ÖDP’ye açık mektubunda, bu partinin 2015 genel seçimlerinde HDP’yle ittifak yapması gerektiğini savundu ve şunları söyledi: “Eğer bu iki parti ittifak konusunda anlaşırsa, o zaman tüm sol ve demokratik güçlerin bu ittifak içinde birleşeceği ve böyle bir ittifakın güçlü bir sinerjiye yol açarak oy oranını yüzde on beş-yirmilere kadar çıkartacağı açıktır.”

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Birgün gazetesine yaptığı açıklamada, Duran Kalkan’ın çağrısını “içten” bulduğunu belirtirken, “Hem ÖDP, hem emek ve demokrasi güçleri bu öneriyi tartışacak, kendi aralarında değerlendirecektir” dedi.

Birleşik Haziran Hareketi’nin solda yeni bir heyecan ve umut yarattığı ve Duran Kalkan’ın çağrısının bunun bir göstergesi olduğu açık. Diğer yandan, bence de, önerinin tartışılması, değerlendirilmesi gerekir... 

Ama kanımca, Türkiye ölçeğinde bir ittifak kurulması, her iki taraf için de bazı sakıncalar doğuracaktır. 

1. HDP cephesinden gelen son açıklamalara göre, bu parti, bağımsız adaylar göstermek yerine, genel seçimlere parti olarak girmek konusunda kararlı. Açıkçası, CHP’nin Ekmeleddin İhsanoğlu’nu desteklediği cumhurbaşkanlığı seçiminde bile yüzde 10’luk oy oranına ulaşamayan HDP’nin yüzde 10’luk barajı aşma olasılığının bulunduğunu düşünmüyorum. Hele Kalkan’ın sözünü ettiği yüzde 15-20’lik oy oranları tümüyle hayal ürünü.

2. Bağımsız adaylar gösterilse bile, bugünkü koşullarda, Birleşik Haziran Hareketi ile HDP arasında kurulacak olan bir ittifak, bazı özel yerellikler dışında, HDP’nin oy tabanını pek fazla genişletmeyecektir. Oysa Birleşik Haziran Hareketi, HDP’nin kolay kolay oy alamayacağı bazı seçim bölgelerinde somut kazanımlar elde edebilir. Bir başka deyişle, Birleşik Haziran Hareketi ile HDP arasında Türkiye ölçeğinde ittifak kurulması yerine, somut kazanımların gözetileceği yerel ittifakların kurulması çok daha verimli olabilir. 

3. Birleşik Haziran Hareketi, temel ilkelerine yaslanarak güç kazanmayı hedefleyen bir hareket. HDP ile ülke ölçeğinde kurulacak olan bir ittifak, HDP’nin farklı öncelikleri nedeniyle, bu ilkelerin şu ya da bu ölçüde bir yana bırakılması anlamına gelecek ve Birleşik Haziran Hareketi’nin varlık zeminini zedeleyecektir. Bir başka deyişle, ülke ölçeğindeki bir ittifak, bugün belirli bir önem atfedilen Birleşik Haziran Hareketi’nin fiilen tasfiye edilmesiyle aynı anlama gelebilir! 

Oysa Kürt siyasal hareketinin daha dar çıkarları açısından bakıldığında bile, Birleşik Haziran Hareketi’nin Türkiye’de kendi başına güç kazanmasının getirileri olacaktır. 

Bu noktada, Birleşik Haziran Hareketi’nin yoluna ne tür iç karar mekanizmalarıyla devam edeceği ayrı bir önem kazanıyor. 

Şu ana dek, “kurucu unsur”lar arasında yer alan sosyalist örgütlerin yönetimleri arasındaki görüşmeler ve anlaşmalar, doğal ve kaçınılmaz olarak, belirleyici bir role sahip oldu. Başlangıç aşamasında aksi mümkün değildi. 

Diğer yandan, sosyalist örgütlerin katkıları sürmezse hareket de süremez elbette! 

Ama eğer Birleşik Haziran Hareketi’nin kendi başına da bir varlığa sahip olması, mevcut sosyalist örgütlerin kapsayamadığı insanları harekete geçirmesi, Türkiye siyasetinde ağırlık kazanması isteniyorsa, karar alma süreçlerindeki açıklık ve katılımcılık apayrı bir önem taşıyacak.

Fazlaca somutlayarak (dolayısıyla hayli eksik bir şekilde) tarif etmeye çalışayım: Birleşik Haziran Hareketi’nin İnternet sitesini inceleyen herhangi biri, hangi kararların neden ve nasıl alındığını, harekete ne şekilde katkıda bulunabileceğini, ne şekilde somut önerilerde bulunabileceğini, önerilerini kabul ettirmek için neler yapabileceğini kolaylıkla öğrenebilecek mi? Hareketin merkezi kararları gerçekten de tüm üyelerin az çok ortak eğilimlerini yansıtabilecek mi? 

Biraz daha somutlamaya çalışırsam: Duran Kalkan’dan gelmiş olana benzer öneriler geldiğinde, Birleşik Haziran Hareketi, “merkezi” bazı kararlar alıp bunları üyelerine kabul ettirmeye mi çalışacak, yoksa olası seçenekleri hareket genelinde tartışmaya açıp, yine hareket genelinde karar alınmasını sağlamaya mı çalışacak? İkinci yolun seçilmesi durumunda, olması gerektiği gibi, hareket genelindeki oylamalara başvurulacak mı?

Bana kalırsa, ikinci yolu izleyen bir Birleşik Haziran Hareketi, üyelerini ikna etmek konusunda da, Duran Kalkan’ı ikna etmek konusunda da daha az sıkıntı yaşar...