AKP’nin sosyal yardım demagojisi

AKP’nin yoksullardan oy almasında “sosyal yardım” politikalarının da pay sahibi olduğu açık.

Örneğin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın verilerine göre, 2013 yılında sosyal yardımlardan yararlanan hane sayısı 3.096.489 olmuş (http://goo.gl/4QUEOy). Diğer yandan, TÜİK’in verilerine göre, “sosyal koruma yardımları”nın gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı 2003 yılında yüzde 10,4’ken, 2013 yılında bu oran yüzde 13,8’e yükselmiş.

Bu tür sayıların katkısıyla, AKP hükümetleri döneminde sosyal yardımlarda ciddi artışların gerçekleştiği algısının yaratıldığı da açık.

Ama sayılara biraz daha yakından bakıldığında, gerçeklerin biraz daha farklı olduğu ve ülkemizin bir “sosyal devlet” olma yolunda ilerlemediği de açıklık kazanıyor.

Öncelikle, TÜİK verilerinden hareketle şu tabloyu sunayım:

Sosyal koruma yardımlarının GSYH’ye oranı (%)

 

2003

2013

Hastalık/sağlık bakımı

4,0

4,2

Engelli/malül

0,2

0,5

Emekli/yaşlı

4,5

6,7

Dul/yetim

1,2

1,6

Aile/çocuk

0,2

0,4

İşsizlik

0,0

0,2

Sosyal dışlanma (başka yerde sınıflandırılmamış)

0,1

0,2

TOPLAM

10,4

13,8

Kaynaklar: http://goo.gl/BkUvUZ, http://goo.gl/dHcUU9

“Sosyal koruma yardımları” başlığının altına, SGK’nın ödediği emekli ve dul/yetim maaşları ile aynı kurumun sigortalılar ve emekliler için yaptığı sağlık harcamalarının yanı sıra, ayrı bir fondan ödenen işsizlik yardımları da sokuluyor. Ve SGK’nın devlet katkısı hariç prim gelirleri, 2003 yılında GSYH’nin yüzde 4,66’sı kadarken, bu oran 2012 yılında yüzde 7’ye yükselmiş (http://goo.gl/latYVr).

Dolayısıyla, yukarıdaki tablodan anlaşılabileceği üzere, AKP’nin iktidar döneminin hemen öncesindeki yıl olan 2003 ile 2013 yılı arasında, sosyal yardımlardaki AKP’nin politikalarının ürünü sayılabilecek olan artış, GSYH’nin yüzde 1’ini bile bulmuyor.

34 ülkenin üye olduğu OECD’nin verileri de Türkiye’nin sosyal harcamalar sıralamasında hayli gerilerde olduğunu gösteriyor. 2013’te devletlerin sosyal harcamalarının ülke GSYH’lerine oranları OECD genelinde yüzde 21,7 olurken, Türkiye’de bu oran yüzde 12,5’te kalmış. Türkiye, yalnızca Şili, Güney Kore ve (büyük olasılıkla) Meksika’nın önüne geçebilmiş (http://goo.gl/c3FvUx).

Kuşkusuz, GSYH’nin yüzde 1’i düzeyindeki bir sosyal yardım artışı bile, ülkenin en yoksulları açısından ciddi bir önem taşır.

2013’te, en yoksul ailelere, ilkokula giden erkek çocukları için ayda 30, kız çocukları için 35, orta öğretim kurumlarına giden erkek çocukları için 45 ve kız çocukları için 55 lira ödenmiş. Bu yardımlardan yararlanan hanelerin sayısı 2 milyona yaklaşmış (http://goo.gl/4QUEOy).

Ne var ki, 2013’te yaklaşık 2 milyon hanenin yararlandığı “şartlı eğitim yardımları”nın toplam tutarı 513 milyon lirayken, gerçek maliyeti “ülke ekonomisi zarar görmesin” diye açıklanmayan Kaçak Saray için bugüne kadar 1 milyar liranın çok çok üzerinde harcama yapıldığı kesin.

Ve AKP hükümetleri dönemindeki yolsuzlukların toplam tutarının yanında, Kaçak Saray’ın bugüne kadarki maliyeti önemsiz kalıyor.

Ve özelleştirmelerden, taşeronlaştırmadan, kentsel dönüşüm projelerinden, inşaat ihalelerinden, HES projelerinden vb. vb. yararlanan yerli-yabancı zenginlerin AKP hükümetleri döneminde elde ettikleri haksız kazançlar, yolsuzlukların toplam tutarını gölgede bırakıyor.

Kısacası, AKP’nin hanesine yazılan sosyal yardımlar, bir yağma düzeninde, en yoksulların ağzına çalınan bir parmak baldan fazlası değil.

Dahası, “sağlık reformları” başlığında görüldüğü üzere, aynı AKP, muayene ve ilaç katkı payları gibi uygulamalarla, verdiklerini adım adım geri alabiliyor.

Ama bu durum, AKP’nin sosyal yardım demagojisinin işe yaramadığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla, Ali Mert’in İleri Haber’deki son yazısında sorduğu sorular da önemsizleşmiyor (http://goo.gl/kC0SG2).