Zarrab Davası jüri seçimiyle başladı: Halkbank uyarılmış

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının kilit ismi Reza Zarrab’ın ABD’de ‘dolandırıcılık’ suçundan yargılandığı davada jüri seçimi tamamlandı. İddianamede Sarraf ve Atilla tutuklu olmak üzere ve aralarında eski bakan Zafer Çağlayan’ın da bulunduğu dokuz sanık, İran’a ambargoyu yasadışı yollarla delmekle ve dolandırıcılıkla suçlanıyor.



28-11-2017 07:05

Türkiye’de iktidar ve muhalefetin merakla beklediği, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının kilit ismi İran asıllı iş adamı Reza Zarrab davası, dün jüri seçimi ile resmen başladı. AKP’nin “FETÖ komplosu” ve ‘milli mesele’ şeklinde topluma nakşetmeye çalıştığı davanın iddianamesi Mart ayında görevden alınan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara tarafından kaleme alındı ve Eylül ayında yerine vekâlet eden meslektaşı Joon Kim’in imzası ile genişletildi.

İleri Hatırlatıyor

MİLYONLARCA DOLAR RÜŞVET, DOLANDIRICILIK…

İddianamede, başta Reza Zarrab ve Halkbankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tutuklu olmak üzere, aralarında eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da bulunduğu dokuz sanık, ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoyu yasadışı yollarla delmekle ve dolandırıcılıkla suçlanıyorlar. Sanıklardan birçoğunun, İran’a maddi kaynak aktarımı ve yasadışı faaliyetlerin devamı için Türkiye ve İran hükûmet yetkililerine milyonlarca dolar rüşvet verdiği ileri sürülüyor.

PARAVAN ŞİRKETLER

Cumhuriyet’in haberine göre iddianamede, Türkiye’nin İran’dan satın aldığı petrol ve doğalgaz karşılığı yapılan ödeme Halkbankası’nda İran için açılan bir hesaba yatırıldı. Zarrab’ın paravan şirketleri aracılığı ile banka mevduatını altın ya da nakit olarak Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere ihraç etti, bu ülkelerdeki fonlar ise daha sonra altın ya da döviz cinsinden İran’a ulaştırıldı.

HALKBANK’IN ROLÜ

Halkbankası’nın ‘insani malzeme’ diye belgelendirdiği para transferlerinin ambargoyu ihlal etmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtiliyor. 52 sayfalık iddianame İran’a uygulanan yaptırımların içeriğine dair 1979 yılından bu yana ABD Başkanlarının imzaladığı kararnamelere detaylı göndermeler yapıyor. 2013 yılı ocak ayında İran’a değerli taş ticaretinin de ambargo kapsamına dahil edildiği vurgulanıyor.

ÜST DÜZEY İRANLI İSİMLER DE LİSTEDE

Sanıkların para transferleri yaptığı iddia edilen yasaklı kurumlar arasında İran devlet bankalarından Mellat Bank ve bu bankaya bağlı Mellat Exchange döviz kurumu ile Bank Sermayeh gibi şirketler var. Ayrıca bazı üst düzey İran hükümet yetkilileri de aynı listede yer alıyor.

MAHAN AİR

Savcıların, yaptırımların ihlalinden fayda sağladığını kaydettiği bir diğer yasaklı kuruluş da İranlı havayolu şirketi Mahan Air. Belgede, Mahan Air’in İran Devrim Muhafızları Ordusu’na maddi ve teknik yardımda bulunduğu, ordu personelini askeri eğitim için İran ve Suriye’ye taşıdığı, silah kaçakçılığı yaptığı ve Hizbullah’a hizmet verdiği ileri sürülmüş.

İleri Hatırlatıyor

ÖNE ÇIKAN İSİMLER

İddianame, isnat edilen suçlara dair savcılığın elinde bulunan binlerce görüşme ve teknik takip kayıtları arasından en çarpıcı olanlarına atıfta bulunuyor. Söz konusu kayıtlarda öne çıkan isimler; Reza Zarrab, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, yardımcısı Mehmet Atilla, zamanın İran Merkez Bankası direktörü ve bazı İran üst düzey hükûmet yetkilileri.

SÜLEYMAN ASLAN-ZARRAB GÖRÜŞMESİ

İddianamedeki görüşmelerden biri 16 Eylül 2013 tarihinden. Süleyman Aslan ve Zarrab arasında geçtiği iddia edilen konuşmada, AKP’lilerin 2012 yılında 11 milyar doları bulan altın ihracatının “hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın” artırılmasının kendilerinden talep edildiğinden bahsediliyor.

“Bizim bir yöntemimiz var, onu kullanacağız. Oturup karşılıklı konuşmak gerek” diyen Zarrab’ın ileriki tarihlerde farklı bağlantılar ve yöntemler kullanarak İran’a nakit akışına hız verdiği söyleniyor. Sanığa yönelik suçlamalar arasında, ABD doları cinsinden yapılan milyarlarca dolarlık transferlerde yanıltıcı bildirimler sonucu, aracı kurum olarak kullanılan Amerikan bankalarının mağdur edilmesi de var.

Savcılığa göre, Aralık 2012 ve Ekim 2013 arasında Amerika’daki finans kuruluşlarındaki hesaplar aracılığı ile İran’a gönderilmek üzere 900 milyon ABD doları işlem gördü. Verilen bir örnekte, 16 Ocak 2013’te tek bir talimatla gerçekleşen 1 milyon ABD doları civarındaki havale tek bir talimatla gerçekleşiyor. İran’a ulaştırıldığı öne sürülen meblağın çıkış noktası Birleşik Arap Emirlikleri’nde kayıtlı olan ‘Güneş General Trading LLC’; varış noktası ise adı verilmeyen Türkmenistan merkezli bir şirket. 26 Ocak 2011 tarihinde yapılan bir diğer havalenin talimatı e-mail yoluyla Mellat Exchange’den Zarrab’ın sahibi olduğu Al Nafees Exchange’e gönderiliyor. Bu e-mailde alıcı olarak Kanada merkezli İran’a ait inşaat ve termik santral firması MAPNA tanımlanıyor ancak şirketin adı, 953.289 ABD doları tutarındaki havalede geçmiyor. Para transferini gerçekleştiren Amerikalı kuruma sunulan açıklama notunda ise 1 milyon dolara yakın tutarın “Yangın söndürme malzemeleri karşılığı” olduğu kaydediliyor.

ABD HALKBANK’I UYARMIŞ

Kandırıldığı iddia edilen bir diğer kurum ise ABD Hazine Bakanlığı. İddianamede, Amerikan Hazine Bakanlığı yetkililerinin, Halkbankası Genel Müdür Yardımcısı Atilla ile Şubat 2013’te Türkiye’de görüştükleri ve İran’a uygulanan ambargonun ihlal edilmeye çalışıldığına dikkat çektikleri belirtiliyor.

İran’a yoğun para transferlerinin devam etmesi üzerine, Amerikalı yetkililerle Halkbankası yöneticileri arasında Ekim 2014’te bir görüşme daha gerçekleşti. Bu kez yetkililer Halkbankası’nın Zarrab ile ilişkilerini sorguladı.

Dönemin Halkbankası Genel Müdür Yardımcısı Atilla’nın, Zarrab’ın İran’a yönelik ambargoyu ihlal girişimlerinden bilgilerinin olmadığını, hatta önlem olarak İranlı tüccarın iş ortakları hakkında gerekli istihbarat çalışmalarının yapıldığını söylediği de kayıtlara geçti. Savcılığa göre, İranlı yetkililer ve Zarrab arasında e-mail üzerinden çok sayıda döviz ve altın alım-satım talimatı döndü. Para havalelerinde sorun yaşandıkça tonu sertleşen yazışmalardan Zarrab’ın İran’a yasadışı para trafiğinin koordinasyonunda yetkili kılınan tek isim olduğu anlaşılıyor.

İddianamenin son bölümünde ise sanıklara isnat edilen suçlar sıralanıyor; Amerika Birleşik Devletleri’ni dolandırmak amacıyla işbirliği yapmak, Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı ihlal etmek, banka dolandırıcılığı, banka dolandırıcılığı amacı ile işbirliği yapmak, para aklamak, para aklamak amacı ile işbirliği yapmak.

Bu suçlar sabit görüldüğü takdirde maddi hak kaybına uğrayan ABD’nin tazminini de talep eden savcılık mütalaasında, elde edilen kazancın harcanmış ya da el değiştirmesinden dolayı iadesi mümkün olmayacağı bir durumda tazminatın hapis cezasına çevrilmesi öngörülüyor.