Zaman daralıyor… Nuriye ve Semih 200 gündür açlık grevinde!

KHK ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen’in “İşimi geri istiyorum” diyerek Ankara Yüksel Caddesi’ne çıkması ve ardından ihraç edilen öğretmen Semih Özakça’nın katılmasıyla başlayan Yüksel Direnişi yüz binlere hatta milyonlara dokundu. OHAL koşullarında tüm baskılara rağmen Ankara’nın göbeğinde yükselen bu direniş büyük bir kesimde umut yeşertti. İşlerine geri dönme talepleri iktidar tarafından görmezden gelinen Gülmen ve Özakça 200 gün önce başladıkları açlık grevlerini zorla kaldırıldıkları hastanede sürdürüyorlar. Gülmen ve Özakça için zaman daralıyor…



24-09-2017 09:22
Necdet Berkay Sağol - Tuğba Özer

Nuriye Gülmen Öğretim Görevlisi Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında Konya Selçuk Üniversitesi'nde kadroluydu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde görevlendirilmişti. Sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine açtığı davayı kazandı. Yedi ay sonra Selçuk Üniversite'sinde göreve başladı. Göreve başladıktan bir gün sonra da hakkında açılan soruşturmada açığa alındı. 6 Ocak 2017 tarihinde yayımlanan KHK ile de ihraç edildi.

Semih Özakça, Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu'nda üç yıldır sınıf öğretmeniydi. 29 Ekim 2016'da Resmi Gazete'de yayınlanan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden ihraç edildi. Gülmen 9 Kasım'da, Özakça ise 23 Kasım'da Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde "İşimi Geri İstiyorum" talebi ile oturma eylemi yapmaya başladılar.

SAÇILIK VE KARADAĞ’IN KATILMASIYLA DİRENİŞ BÜYÜDÜ

Çalıştığı okuldan KHK ile ihraç edilen 20 yıllık öğretmen Acun Karadağ, Altındağ Halim Şaşmaz Ortaokulu önünde başlayan direnişini 20 Kasım'da Yüksel Caddesi'ne taşıdı.

5 Temmuz 2000 Tarihinde Burdur Cezaevine yapılan operasyonda kolu koparılan Veli Saçılık, 22 Kasım 2016 tarihinde yayınlanan 677 nolu KHK ile ihraç edildi, bu tarihten sonra Yüksel Caddesi'ndeki eylemlere katıldı. Veli Saçılık ve Acun Karadağ’ın Yüksel Direnişi’ne dahil olmasıyla direniş daha da büyüdü.

GÖZALTINDA AÇLIK GREVİ

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça direnişlerinin 120. gününde yani 11 Mart'ta süresiz, dönüşümsüz açlık grevine başlayacaklarını duyurdular ve 9 Mart'ta gözaltına alındılar. Gözaltına açlık grevine başlayan Gülmen ve Özakça, 14 Mart'ta serbest bırakıldılar.Gözaltında başlattıkları açlık grevi eylemlerini serbest bırakıldıktan sonra Yüksel Caddesi'nde 24 saatlik nöbet ile devam ettiren Gülmen ve Özakça, 17 Mart'ta Veli Saçılık ve Esra Özakça'nın da olduğu yedi kişi ile birlikte yeniden gözaltına alındı.

AÇLIK GREVİ 60’LI GÜNLERDE

Yüksel Caddesi’nde açlık grevi eyleminin 60. gününden itibaren ise kamuoyunda yoğun bir duyarlılık oluştu. Türkiye’nin birçok noktasında Gülmen ve Özakça için dayanışma grevleri başlatıldı. İnsan Hakları Anıtı önünde yoğun bir kitle ile basın açıklamaları, destek eylemleri düzenlenmeye başladı. Türkiye’nin birçok noktasından gelen ve KHK ile işlerinden ihraç edilen akademisyenler, kamu emekçileri ve eğitimciler Gülmen ve Özakça’nın durumuna dikkat çekmek için açlık grevine girmeye başladı.

Oluşan yoğun kamuoyunun ardından uzun süredir direniş alanına saldırmayan polis, 12 Mayıs sabahı alanda bulunan destekçilere saldırarak burada bulunanları gözaltına aldı. Gülmen ve Özakça’ya getirilen çiçekleri dahi toplayan polis, bir süre sonra çiçekleri geri iade etti ve alana bir daha saldırmayacaklarını belirtti.

Saldırı ardından alana gelen destekçi sayısı artarken, alanda türküler ile dayanışma grevleri devam etti. 13 Mayıs gecesi alana bir daha saldırı düzenlendi. Polis, alanda destek için açlık grevinde bulunanları gözaltına alırken, çiçekleri de yeniden topladı.

Açlık grevi eyleminin 67. gününün ise Anneler Günü’ne denk gelmesi üzerine alana destek için gelen Nuriye ve Semih'in annesi “Çocuklarımızın ölmelerine asla izin vermeyeceğiz, tek talepleri olan işlerine geri dönmelerini istiyoruz” diyerek hükümete çağrıda bulundu.

75. GÜN TUTUKLANDILAR

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, direnişlerinin 195. günü, açlık grevinin ise 75. gününde haklarında çıkarılan yakalama kararı ile 22 Mayıs sabahı evleri polisler tarafından basılarak gözaltına alındılar. 23 Mayıs günü ise çıkarıldıkları mahkemede tutuklanarak Sincan Cezaevine sevk edildiler. Yüksel'de bulunan İnsan Hakları Anıtı da polis tarafından ‘gözaltına alınarak’ bariyerlerle kapatıldı. 

ESRA VE SULTAN ÖZAKÇA AÇLIK GREVİNDE

Gülmen ve Özakça’nın tutuklanma kararından sonra, Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça ve annesi Sultan Özakça'da açlık grevine başladı. Esra ve Sultan Özakça'dan 2 gün sonra, aşçı İsmail Erdoğan da Nuriye, Semih ve direnen diğer tüm kamu emekçilerinin işlerine iade edilmesi için açlık grevine başladı.

SÜLEYMAN SOYLU'DAN SKANDAL AÇIKLAMA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, tutuklanan ve açlık grevinde olan Gülmen ve Özakça için Ankara'daki konuşmasında, "Yiyorlar, içiyorlar, ertesi sabah 9'da oradaki yerlerine gidiyorlar. Doktora muayeneye gidiyorlar, kendi istedikleri gibi rapor vermedi diye doktoru hedef gösterip linç etmeye çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

Veli Saçılık Yüksel Caddesi'ndeki direnişin sesi oldu.

"ÖLÜM RİSKİ YÜKSEK"

Açlık grevine başladığında 58 kilo olan Nuriye Gülmen, grevin 100. gününde 46 kiloya kadar düştü. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatı Engin Gökoğlu, eğitimcilerin her an kalp yetmezliği yaşayabileceğini, taleplerinin bir an önce kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Sağlık durumlarıyla ilgili de bilgi veren Gökoğlu "Nuriye artık bizim görüşlerimize de tekerlekli sandalye ile geliyor. Kaslarında çok ağrı olduğunu ve gün boyu yataktan çıkamadığını söyledi. Semih hoca biraz daha iyi ama onunda ağzının içinde çıkan yaralar iyileşmedi" demişti.

AÇLIKTA 120. GÜN

Açlık grevini ve yaşananları yalnızca Türkiye değil dünya da takip etti.Grevin 120. günü olan 6 Temmuz'da Guardian gazetesi Gülmen ve Özakça için “zaman daralıyor” başlığıyla haberi duyurarak Nuriye ve Semih'in avukatı Behiç Aşçı ile röportaj yaptı. Aşçı, "Bazı insanlar Nuriye ve Semih'in salınmaları durumunda açlık grevini bitireceklerini düşünüyor. Ancak onlar sadece özgürlüklerini değil, aynı zamanda işlerini ve adalette talep ediyorlar. İşlerini geri aldıkları takdirde açlık grevini bitirebilirler ve hayatta kalıp sağlıklı insan olabilirler" dedi.  

Deutsche Welle gazetesi ise Nuriye ve Semih'in bir başka avukatı Selçuk Kozağaçlı ile röportaj yaptı. Kozağaçlı ise Gülmen ve Özakça için hazırlanan iddianameyi değerlendirerek "Gülmen ve Özakça 'terör örgütü üyeliği' ile suçlanırken, suç tarihi 15 Temmuz olarak gösteriliyor. Bu tarih dava dosyasının döküldüğünün, polis, savcı ve yargıçların tek merkezden yönetildiğinin başka bir kanıtıdır" dedi.

Sağlık durumları ile ilgili de konuşan Kozağaçlı "Hapishanede ki doktorlar ‘size müdahale edeceğiz’ dedi o yüzden Gülmen ve Özakça muayeneyi reddetti. 40 gündür muayeneleri yapılmıyor. Gülmen ve Özakça'ya hekim seçme hakkı verilmeli, bu insanlar ölmek istemiyorlar. İnsanların hekim haklarını elinden alırsanız, bu durum hükümetin ölüm eylemine dönüşür" dedi.

SANATÇILARDAN GÜLMEN VE ÖZAKÇA'YA DESTEK

İki eğitimciye destek vermek için Edip Akbayram, Fatoş Güney, Hüseyin Turan, Deniz Türkali ve Ataol Behramoğlu'nun da aralarında olduğu bazı sanatçılar, açlık grevinin 120. gününde Nuriye ve Semih hocaya destek olmak için bir günlük açlık grevine başladılar.

AİHM'DEN RET

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), açlık grevinin 147. gününde tutuklu olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yapılan tahliye başvurusuna, 'şimdilik hayati bir tehlike görülmüyor' şeklinde açıklama yaparak ret cevabı verdi.

GÜLMEN VE ÖZAKÇA İÇİN KISA FİLM: YAŞIYOR

Açlık grevlerinin 147’nci gününde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça için Tufan Taştan’ın  senaryosunu yazdığı Sırrı Süreyya Önder'in yönetmeliğini yaptığı #Yaşıyor adlı kısa film yapıldı. 

'ÖLÜ MÜSÜN DEĞİL MİSİN' DİYE UYANDIRIYORLAR

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde 159. günü geride bırakırken, Semih hocanın açlık grevindeki eşi Esra Özakça, açlık grevindeki iki eğitimcinin belli saatlerde kontrol edildiğini söyledi. Özakça "Semih'i sabahları 'uyan ölü müsün değil misin diye bakacağız' şeklinde uyandırıyorlarmış" dedi.

TUTUKLULUK HALLERİNE DEVAM KARARI

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın ilk duruşması, başlattıkları açlık grevinin 190. gününde 14 Eylül tarihinde gerçekleşti. Duruşmadan bir önceki akşam Ankara Jandarma Komutanlığı tarafından mahkemeye yazı gönderilerek, iki eğitimcinin hem "kaçma şüphelerinin olduğu" hem de sağlık durumlarının mahkemeye çıkmak için uygun olmadığı öne sürüldü. 

Nuriye ve Semih'in mahkemeye getirilmemesini eleştiren avukat Murat Yılmaz, "Nuriye ve Semih'in duruşmaya getirilmemesi, duyulan korkunun göstergesidir" dedi. Yılmaz, beyanatında, "Nuriye ve Semih için derhal beraat kararı talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, savcılığın talebi doğrultusunda Nuriye ve Semih'in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Kararın, "katalog suç, tutukluluğun ölçülü olması ve delil karartma ihtimali" gerekçeleriyle alındığı öğrenildi. Nuriye ve Semih'in yargılandığı davada bir sonraki duruşma 28 Eylül Cuma günü Sincan Cezaevi Kampüsü'nde gerçekleştirilecek. Duruşmaya Nuriye ve Semih'in de getirileceği belirtiliyor.

 AVUKATLAR TUTUKLANDI

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın duruşmasından hemen önce gözaltına alınan Halkın Hukuk Bürosu üyesi 16 avukat savcılık ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edildi. Açlık grevinin 196. gününde mahkemeye sevk edilen 16 avukatın 14'ü tutuklandı.

AÇLIĞIN 200. GÜNÜ

Açlık grevinin 200. gününe giren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, adalet ve eşitlik için direnmeye devam ediyor.