Yıllar sonra keşfedilen büyülü dünya

2010 yılında, Alman araştırmacı Claudia Ott’un keşfiyle ortaya çıkar Yüzbir Gece Masalları. Binbir Gece’den de eski bir elyazmasıdır bulduğu. Berlin’deki “Ağa Han İslam Sanatı Şaheserleri” sergisinde Endülüs hattıyla yazılan metni gördüğünde merakını cezbeder. Araştırdığındaysa Endülüslü yazar Muhammed İbn Abi Bakr az-Zuhri’nin Coğrafya Kitabı’yla birlikte ciltlenen Yüzbir Gece Hikâyesi Kitabı’nı fark eder.



05-03-2017 09:37
Merve Akıncı Almaz

Geçtiğimiz günlerde 30. yılını kutlayan Ayrıntı Yayınları 999’uncu, 1000’inci ve 1001’inci kitaplarını da özel bir baskıyla okurlarının beğenisine sundu. Yayıncılıkta 30 yılı deviren Ayrıntı’nın 1001’inci kitabı, Claudia Ott’un, Berlin’de, “Ağa Han İslam Sanatı Şaheserleri” sergisinde keşfettiği bir elyazması olan Yüzbir Gece Masalları.

Claudia Ott’un metni keşfine kadarki dönemden öncesine, elyazmasının varlığını sürdürdüğü zamana dair birkaç şey söylemek gerek. 18. ve 19. yüzyıla ait nüshaları bulunan bir metin Yüzbir Gece Masalları. Üçü Fransa ikisi Tunus’ta korunan nüshalar, 1979 yılında Mahmud Tarsuna tarafından bir araya getirilir. Bir nüsha daha vardır, o da Cezayir’dedir ve 1836 yılında Suraybit Ahmet Suraybit tarafından 2005 yılında yayımlanır.

İlk dönem Arap kültürüne ve kaynaklarına bakıldığında pek karşılaşılmaz metinle. Ayrıntı Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Burhan Sönmez’in, kitabın sunuşunda aktardığı üzere, bir tek 17. yüzyılda Kâtip Çelebi tarafından kaleme alınan Keşfü’z-Zunûn’da bahsi geçer ki o da “Yüzbir Gece” olarak kullanıldığı için dikkat çekmez.

Nihayet 2010 yılında, Alman araştırmacı Claudia Ott’un keşfiyle ortaya çıkar. Binbir Gece’den de eski bir elyazmasıdır bulduğu. Berlin’deki “Ağa Han İslam Sanatı Şaheserleri” sergisinde Endülüs hattıyla yazılan metni gördüğünde merakını cezbeder. Araştırdığındaysa Endülüslü yazar Muhammed İbn Abi Bakr az-Zuhri’nin Coğrafya Kitabı’yla birlikte ciltlenen Yüzbir Gece Hikâyesi Kitabı’nı fark eder.

Yazıldığı günden 2010 yılına kadarki serüveninde yıpranan ve bazı bölümleri kayıp olan metin, Claudia Ott’un incelikli çalışmasıyla son halini alır. Ott, kayıp görünen “85. Gece”den sonrasını Tarsuna ve Suraybit’in versiyonlarından yararlanarak tamamlar.

Binbir Gece Masalları’nın kız kardeşi” olarak tanımlanan Yüzbir Gece Masalları’na ilk olarak İspanya’da 1234 yılında rastlanıyor. Bu dönemde Binbir Gece de var elbet. Ancak yine de Binbir Gece’nin kısaltması ya da sadeleştirilmiş hali olduğunu düşünmeyin sakın. Yüzbir Gece Masalları; varlığını, kendine özgü üslubu ve Arap kültür dünyasının batısında yer alan masalları ele almasıyla ayırıyor ondan.

Dört ayrı anlatı düzleminde ilerliyor kitap. Anonim olarak aktarılan ve yazar-anlatıcı rolünü üstlenen birinin varlığı söz konusuysa da, diğer anonim eserlerden farklı olarak burada anlatıcı hemen geri çekilip yerini, adıyla anılan, Filozof Faharâyis’e bırakıyor, “Hayali Anlatıcı” düzlemini oluşturuyor. “Çerçeve Hikâye”de Padişahın merakını canlı tutup ona her gece mutlu sona varan hikâyeler anlatan Şehrazat çıkar karşımıza. Gecelerin nasıl oluştuğunu, hikâyelerin her gece anlatılıp kesilmesi ve Şehrazat’la padişahın hikâyesinin müjdelenişini kapsar bu bölüm. “Yüzbir Gece’deki Hikâyeler” düzleminde; masalların öne çıkan belirgin motifleri esastır: efsaneler, kahramanlıklar, olağanüstü hikâyeler, simyacılar, ejderhalar… vb. “Hikâye İçinde Hikâye” olarak belirlenen dördüncü düzlemde ise; hikâye içinde yer alan iç-hikâyelerden oluşuyor.  

Yüzbir Gece’yi okurken masalların büyülü dünyasına giriyoruz, evet. Fakat bugün bile sancısını çokça çektiğimiz bir şey dikkati çekiyor kitapta: Kölelerle siyahilerin, cariyelerle kadınlığın hor görüldüğü, cinsiyetçi ve ırkçı üslubun kullanıldığı bir metin. Dönemsel olarak baktığımızda aslında toplumu ve dünya halini yansıtan kitap, bugün okunduğunda elbette rahatsızlık veren ve tedirgin edici bir yapıya sahip. Tecavüzün, insan ayırmanın, ırkçılığın, iktidarın kötüye kullanılmasının örnekleri mevcut. Erkeğin “güç”, kadının ise “zekâ”yla bağdaştırılması ve bu düzlemde bir anlatıya girişilmesi, masallardaki dengeyi koruma kaygısını gösteriyor.

Ejderhalardan Amazonlara, tutkulu âşıklardan yamyamlara kadar pek çok motifin yer aldığı hikâyeler, çerçeve hikâye dışında, kendi içlerinde de yeterince heyecan verici ve serüven dolu. Birbirinden farklı motiflerle bezenmiş ancak kitabın tamamına bakıldığında mistik ve şahane bir bütünlük oluşturan hikâyeler, sizi de içine çeken görkemli bir atmosfer sunuyor.


KÜNYE: Yüzbir Gece Masalları, Arapça aslından Almancaya Çeviren: Claudia Ott, Almancadan Çeviren: Hüseyin Tüzün, Ayrıntı Yayınları, 2017, 320 sayfa.