Yelda Koçak yazdı: Bir kez daha: Kadınlar boyun eğmezse bu ülke boyun eğmez!

15 Temmuz’dan bu yana OHAL koşulları, KHK’lar, tutuklamalar, atanan kayyumlar, derneklerin kapatılması, tecavüzcüleri aklayan yasa tasarıları derken, 17 Kasım gecesi kadın ve çocukları hedef alan saldırının en büyüğü kadınlar tarafından durduruldu. Anayasa Mahkemesinin daha önce vermiş olduğu 103. maddeyi iptal kararı nedeniyle tehlike hala devam etse de bu kadınların zaferini gölgelemiyor.

27-11-2016 11:06

Yelda Koçak

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü” dolayısıyla 25 Kasım’ı önceleyen haftada kadınlara yönelik şiddetin türleri, kaynağı, mücadele yöntemlerini konuşmayı planlarken şiddetin ağır bir türü olan cinsel şiddeti aklayan ve özellikle çocukları hedef alan yasa tasarısı bu yılki 25 Kasımın ana gündemi oldu.

2016 yılındayız ve biz hala çocuklara tecavüz etmenin meşrulaştırılamayacağını ve faillerin cezalandırılması gerektiğini söylemek zorunda kalıyoruz. 12 yaşında bir çocuk ile neden evlenilemeyeceğini anlatmak zorunda kaldığımız karanlık günlerden geçiyoruz.  Hele bir de inanç ve kültür başlıkları altında topluma zerk edilen gericilik, AKP’nin liberallerle omuz omuza “inancın sorgulanamaması” ideolojik tahakkümü ile bu durum daha da pervasızlaşıyor. Artık o kendisini bir türlü sorgulatmayan “inançlarından”, “kültürlerinden” aldıkları güçle 12 yaşındaki kız çocuklarının evlenebileceğini, reşit sayılabileceğini iddia ediyorlar adına da erken evlilik deme cesaretini gösterebiliyorlar. Tartışacak bir şey yok rıza yoksa tecavüz vardır. 15 yaşından küçük tüm çocuklara karşı yapılan cinsel davranışlarda da rıza aranmaz ve doğrudan istismar/tecavüz olarak kabul edilir.

Her geçen gün artan kadına yönelik şiddetin yayılma ve meşrulaşma kanalı olan dinci gericilik çocuk istismarının aklanması için de yine dayanak oldu. Tecavüz yasası ile ilgili tartışmaların başında TV’de biri açık açık “13 yaşındaki bir çocuğun dini nikâhla evlendirilmesi benim için tamamdır. Benim için doğrudur. Bizim kültürümüzde reşit olmak kız çocuğu için muayyen haldir” diyebildi. Tıpkı belediye otobüsünde Ayşegül Terzi’ye tekme ile saldıran Abdullah Çakıroğlu’nun kendisini İslam hukuku ile savunması gibi... Bugüne kadar kendisini türlü bahanelerle dayatan kadın düşmanlığı bugün gücünü dinci gericilikten aldığını cesaretle söyleyebiliyor ve bunun üzerinden propaganda ediyorsa bize ideolojik anlamda da mücadelesini vermek düşer elbet.

17 Kasım gecesine nasıl geldik? 2015 ve 2016 yılındaki iki ayrı kararında farklı yaş gruplarında olan tüm çocuk mağdurlara yönelik eylemler arasında ceza yaptırımı bakımından herhangi bir ayrım yapılmadan ceza verilmesini ve nitelikli cinsel istismar (tecavüz) durumunda 16 yıldan aşağı ceza verilemeyeceğinin yer aldığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 103.) maddesi, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırı bulunup iptal edildi. TCK 103. maddede yeni düzenleme yapılması için verilen süre Aralık ve Ocak ayında doluyor ve bu nedenle de maddede değişiklik yapılması gerekiyor.

17 Kasım gecesi bir kısım AKP milletvekili meclise, komisyonda daha önce görüşülmemiş bir önerge/teklif sundular ve bu teklif “rıza yaşını 15’ten 12’ye düşürülmesini ve 16.11.2016 tarihinden önceki cinsel istismar davalarında istismarcının çocuk ile evlendirilmesi halinde cezasının affedilip ertelenmesini” içeriyordu. Benzer bir teklif daha önce boşanma komisyonu raporunda da karşımıza çıkmıştı. Çocukları tecavüzcülerle, istismarcılarla evlendirilmesini içeren bir önerge toplumdan ve en başta da kadınlardan güçlü bir tepki aldı. Yasa içerisine eklenmesi için verilen söz konusu önerge geri çekildi ancak TCK. 103. Maddeye ilişkin yasa tasarısı geri çekilmedi ve yasalaştı. Meclisten geçen TCK 103. Madde değişikliği ilk bakışta sorunsuz görünse de başka düzenlemelerle birlikte ve AKP’nin tasarıyı sunarken ki gerekçelere baktığımızda özellikle kız çocukları için büyük bir tehdit söz konusu! Yasaya baktığımız zaman ilk olarak 15 yaşından küçükler için rıza aranmayacağının yasada açık bir şekilde yazmadığını söyleyebiliriz. Anayasa Mahkemesi resmi nikâh olmaksızın imam nikâhı kıyılmasını suç olmaktan çıkardığı için küçük yaşta evlendirilmeye çalışılan çocuklar için bir kontrol ve ceza da olmadığı için yasada açıkça belirtilmemesi büyük bir risk taşıyor. Ülke koşullarını, yayılan dinci gericiliği düşünürsek imam nikâhının resmi nikâhsız serbest olması büyük bir tehlikedir ve bu yasanın iptali için mücadele devam etmelidir.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ sürekli yasa mağduru olup hapiste yatanlardan bahsediyor. Mağdur vardır gerçekten, ama mağdur yasaya ve çocuk haklarına rağmen çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarıdır. TCK’nın 103. maddesinin yer aldığı 5237 sayılı yasa 2004 yılında yürürlüğe girmiştir. Demek ki, 12 yıldır bu yasa çocuk yaşta kız çocukları ile evlenmeyi istismar kapsamına alıyor. Tepkiler geldikçe Bekir Bozdağ çocuğu olan mağdur genç annelerden de söz etmeye başladı.  Hapiste yatanlar 12 yıldır bu yasa olmasına rağmen, kız çocuklarıyla evleniyor. Peki eşi hapiste olmayanlar, çocuk yaşta evlendirilen kızlar… Bu istismara, suça bizzat devlet yetkilileri göz yummaktadır. Köyünde düğün dernekle, takı törenleri ile çocuklar evlendirilirken Saray’da diploma peşinde koşan muhtardır bunun sorumlusu... Kaç muhtar köyünde yapılan çocuk düğününü bildirmiştir. Muhtarı geçelim nerde bu mağdurların anneleri babaları? Kaçı yargılanmış? 2004 yılından bu yana uygulamada olan yasayı uygulamayacaksınız, önce çocukları istismar edeceksiniz, buna göz yumacaksınız, sonra da fiili durum bu hadi buna uygun yasa yapalım diyeceksiniz.

AKP bir kez daha kadınlardan oluşan bir duvara çarptı. AKP’nin kadınların duvarına çarpmasının ilki kürtaj yasağı denemesiydi, sonra onu boşanma komisyonu taslak raporu takip etti ve şimdi de tecavüz yasası… Bu duvar kolay kolay yıkılmamak için birbirine kenetlenmiş bir duvar. Derneklerde, vakıflarda, siyasi partilerde, sendikalarda örgütlü kadınlardan ve örgütsüz kadınlardan oluşan bu duvar öylesine güçlüydü ki OHAL sürecinde KHK’lerle memleketi cehenneme çeviren diktatörlüğe geri adım attırdı. Bu geri adım adlı adınca kadın dayanışmasının, mücadelesinin başarısıdır. Feminist, anarşist, sosyalist, komünist, sosyal demokrat, ilerici birçok kadının birlikte mücadelesi ile elde edilmiş bir başarıdır. Meclis önünde erken saatte direnen kadınlar, İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da, Kocaeli’nde, Eskişehir’de, Hopa’da ve daha birçok kentte kadınlar sokaklara döküldü. Çünkü bu kadınlar anneannelerinin, babaannelerinin, annelerinin okula gönderilmeyip evlendirilme hikâyelerini dinlemişlerdi ve yine benzer şeyleri yaşayanlarımız vardı aramızda... Başka kız çocuklarının da benzer şeyleri yaşamasını istemiyorduk.

Dünyanın her yerinde dinci gerici ve muhafazakârlar, kadınlar ve çocuklar için konulan evrensel kurallara karşı “din”, “kültür” ve “gelenek”lere sarılmaktadırlar. Kadın düşmanı gelenek, görenek, örf ve adetlerle birlikte dinci gericiliğe karşı durmanın da yegâne birleştiricisi bilimden, aydınlanmadan, evrensel insan haklarından yana olmak ve bugün için laikliği savunmaktır.