Yargıtay: Aldatılan kadının 'gavat' demesi kusur sayılmaz

Yargıtay aldatılan kadının 'gavat' demesinin kusur sayılmayacağına hükmetti.



05-04-2018 11:20

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu aldatılan kadının ‘gavat, dürzü’ gibi ifadelerinin tepki niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak, boşanmaya sebep olayda herhangi bir kusuru olmadığına hükmetti.

C.K. ve E.K. çifti, 7. Aile Mahkemesi’ne karşılıklı boşanma davası açtı. E.K. isimli kadın eşinin çeşitli bahanelerle eve geç geldiğini, evin ihtiyaçlarını karşılamamaya ve başka bir kadınla yaşamaya başladığını anlattı. Kocasının kendisine hakaret ettiğini, en son 24 Kasım 2012’de evi terk ettiğini belirten E.K, boşanmaya karar verilmesini, 800 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50 bin TL maddi ve 50 TL manevi tazminata hükmedilmesini istedi.

Erkeği haksız bulan mahkeme, aldatmasına tepki olarak "dürzü-gavat" diyen kadının boşanma talebini ise yerinde buldu. Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan eşin, karşı davacı kadına 500 TL yoksulluk nafakası ile 30 bin lira maddi ve 5 bin TL manevi tazminat ödemesine karar verildi.

Karar her iki taraf avukatınca temyiz edildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davacı-davalı eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmak şeklindeki ağır kusuruna karşılık davalı-davacı kadının da eşine "zürriyetsiz, dürzü, gavat" şeklinde hakaretler ettiğini belirtip mahkeme kararını bozdu. İkinci kez görülen davada 7. Aile Mahkemesi, eşini aldatan erkeği yine haksız bulup ilk kararında direndi.

YARGITAY: TEPKİ İLE SÖYLENEN SÖZLER

Kararın erkek tarafından temyiz edilmesi üzerine devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Genel Kurul, eşine "dürzü-gavat" diyen kadına kusur yüklenilemeyeceğine hükmetti. Kararda, şunlar vurgulandı: "Somut olayda da davacı karşı davalı erkeğin başka bir kadınla ilişki kurmak, bu kişiyi yakın çevresine ’yengeniz’ diyerek tanıtıp, sosyal ortamlarda birlikte bulunmak suretiyle açık şekilde sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılmıştır. C.K.’nın annesinin beyanına göre davalı karşı davacı kadının da eşine ’zürriyetsiz, dürzü, gavat’ şeklinde hakaret ettiği anlaşılmıştır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, olaya özgü nedenlerle davalı karşı davacı kadının evlilik birliği içinde aleni bir şekilde sadakatsiz bir yaşam süren eşine bu şekilde söylemiş olduğu hakaret sözcüklerinin tepki ile söylenmiş olduğu kabul edilmelidir. Tepki ile söylenen sözler nedeniyle kadını az da olsa kusurlu saymak mümkün değildir. Burada TMK’nın 166/2. maddesi koşullarının oluştuğundan söz edilemez. Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında davacı karşı davalı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı karşısında kadının sözlerinin tepki olarak söylendiğinin kabulünün olanaklı olmadığı, sarf ettiği sözler nedeniyle az da olsa kusurunun bulunduğu, bu nedenle bozma kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan sebeplerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Bu itibarla, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, tanık beyanlarına, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenler ve özellikle tepki niteliğinde olduğu kabul edilen davranışlarda bulunan davalı karşı davacı kadına boşanmaya sebep olan olaylarda herhangi bir kusur yüklenemeyeceği sonucuna varıldığından davacı karşı davalı erkeğin davasının reddine ilişkin direnme kararı yerindedir.”(İHA)