Yargıtay, AKP-cemaat ortaklığına 'kaçınılmaz hata' dedi

Yargıtay, AKP-cemaat ortaklığına ilişkin "Kaçınılmaz hata" dedi.



05-12-2017 08:53

Yargıtay, AKP-cemaat işbirliğine "Kaçınılmaz hata" dedi, "Bu yanılgı içinde bulunanların cezalandırılamayacağını" söyleyerek ortaklığı aklayacak yorumlarda bulundu.

Cumhuriyet'ten Alican Uludağ'ın haberine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hâkimler Mustafa Başer ve Metin Özçelik hakkında Fethullah Gülen cemaatine üyelikten verilen hapis cezasını onadığı kararın gerekçesinde, AKP’nin cemaatle sürdürdüğü ortaklığı “aklayacak” yorumlarda bulundu.

Gerekçede, Fethullah Gülen cemaatinin "başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıktığı ve genellikle böyle algılandığı" öne sürüldü. Kararda, cemaatin "gayri meşru amaçlarının bilinip bilinmediğinin" olaysal olarak TCK’nin “hata” başlıklı 30. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi, bu konuda 7 Şubat 2012’deki MİT olayı, 17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun dikkate alınması gerektiği söylendi. Kararda ayrıca, Suriye’deki cihatçılara Türkiye’nin verdiği desteği somut olarak ortaya koyan MİT TIR’larının da adı geçirildi. Yargıtay’ın kararında cemaate karşı 2004 MGK’de alınan tavsiye kararı ve uyarıların hiç yer almaması da dikkat çekti.

Metin Özçelik-Mustafa Başer kararının 76 sayfalık gerekçesini açıklayan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu ortaklığın soruşturulmasına yargı yolunu kapatacak değerlendirmelerde bulundu. Cemaat yapılanmasının anlatıldığı kararda, hiyerarşik yapılanmanın tabakakat sistemine dayandığı, bunun 7 kattan oluştuğu ifade edildi. Birinci katı “örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanların oluşturduğu” ve “bunların birçoğunun örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesim, halk tabakası” olduğu ifade edildi. “Sadık tabaka” olarak adlandırılan ikinci katın okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluştuğu, bu kişilerin cemaat sohbetlerine katıldığı, düzenli aidat ödediği az veya çok cemaat ideolojisini bilen kişiler olduğu kaydedildi. Kararda, üçüncü katın "ideolojik örgütlenme", dördüncü katın "teftiş kontrol", beşinci katın "organize eden ve yürüten tabaka", altıncı katın "has tabaka", yedinci katın ise "kurmay tabaka" olduğu ileri sürüldü.

‘DÖNÜŞMESİ MÜMKÜN’

Kararda, Fethullah Gülen cemaati için "silahlı terör örgütü" ifadeleri kullanılırken, “hata hükümleri çerçevesinde silahlı terör örgütü üyeliği suçunun değerlendirilmesine” yer verildi.

Kararda ayrıca, "Bir suç örgütünün, baştan itibaren suç işlemek üzere kurulmuş illegal bir yapı olabileceği gibi, legal olarak faaliyet göstermekte olan bir sivil toplum örgütünün sonradan bir suç örgütüne, hatta terör örgütüne dönüşmesinin de mümkün olduğu" söylendi, “Bu kapsamda önceden var olan ancak hakkında karar verilmediği için kamuoyu tarafından varlığı bilinmeyen örgütün hukuki varlık kazanması mahkemeler tarafından verilecek karara bağlı ise de örgütün kurucusu, yöneticileri ya da üyeleri; kuruluş tarihinden veya meşru amaçlarla kurulup daha sonra suç örgütüne dönüştüğü andan itibaren ceza hukuk bakımından sorumlu olacaklardır” denildi.

Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun doğrudan kastla işlenebileceğine işaret edilen kararda, hukuki zeminde faaliyet gösteren ve nihai amacını gizli tutması nedeniyle açıkça bilinmeyen yapılara dahil olan örgüt mensuplarından bir kısmının, oluşumun bir terör örgütü olduğunu bilmediklerini iddia etmeleri durumunda, TCK’nin 30. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hata” hükmü uyarınca değerlendirme yapmak gerektiği öne sürüldü. Kararda, buradan yola çıkılarak, “Buna göre fail, işlediği fiilin bir haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve yanılgısı içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise artık cezalandırılmayacaktır” yorumu yapıldı.

TCK MADDE 30

Cemaatin yöntemlerini bilenlerin "konumları" gözetilerek cezalandırılacağı belirtilen kararda, 3, 4, 5, 6, 7’nci katlarda bulunanların bu durumda olduğu anlatıldı. Kararda, “Ancak önce dini bir kült, ardından da terör örgütüne dönüşen FETÖ/PDY’nin başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve genellikle böyle algılanması, örgütün gayri meşru amaçlarını gizleyip alenen kriminalize olmamaya çalışması ve örgütün kurucusu ve yöneticisi Fethullah Gülen hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat kararının onanarak kesinleşmesi karşısında, özellikle örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan diğer katlardaki örgüt mensupları tarafından bilinip bilinmediğinin olaysal olarak TCK’nin 30. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir” denildi.

Kararda, 7 Şubat 2012 tarihli MİT olayı, 17-25 Aralık operasyonları ile 1 Ocak ve 19 Ocak 2014 tarihli MİT TIR’larının durdurulması "cemaat tarafından terör faaliyetlerinin icra edilmesi" olarak gösterildi.