Vitrin: Yeni çıkanlar

İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı arkasında yeni çıkmış ya da baskısı yenilenmiş yüzlerce kitabı da bırakarak geride kaldı. Bu bolluk arasından bize de sizler için güzel olduğunu düşündüğümüz aşağıdaki seçki düştü. Keyifli okumalar dileriz…



19-11-2017 09:13
İleri Kitap

FİDEL’İN ÖYKÜSÜ, ÖZGÜRLÜĞÜN ADI KÜBA

Küba Devriminin önderlerinden, Küba Cumhuriyeti Kurucu Devlet Başkanı Kumandan Fidel Castro, 26 Kasım 2016’da yaşamını yitirdi. Fidel Castro, on binlerin yürekten haykırdıkları “YO SOY FİDEL!..” (Hepimiz Fidel’iz!..) sloganıyla uğurlandı. Yazar Dursun Özden de Kumandan Fidel'in cenaze törenine, elinde Türk bayrağıyla katıldı.

Özden, 12 Aralık 1996 tarihinde Latin Amerika Edebiyat Ödülü’nü almak üzere gittiği Havana'da Kumandan Fidel Castro ile yaptığı görüşmenin ilginç detaylarını aktardığı bu kitabında,  1996, 1999, 2005 ve 2016 yıllarında Küba'ya yaptığı gezilerin bir bilançosunu çıkarıyor.

Kitapta, Fidel Castro'nun yaşamöyküsü ve Mao Xianglin'in “Fidel'in 9 Düşüncesi ve Küba Sosyalizmine Katkıları” adlı makalesi de yer alıyor.

Kitapta yer alan diğer konu başlıkları şunlardır:

Küba’dan İnsan Manzaraları

"Yo Soy Fidel!", Fidel Castro'nun Cenaze Töreni İzlenimleri

“Zafere Kadar Daima!”, Raul Castro'nun Santiago Konuşması

Che Guevara'nın Fotoğrafçısı Alberto Korda'yla Söyleşi

UNEAC Başkanı Alex Pausides ile Nâzım ve Küba Üzerine Söyleşi

Türk Fideller... Türkiyeli Fidel'in Günlüğü

Nâzım Hikmet'in “Havana Röportajı”adlı şiiri…

 (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Fidel’in Öyküsü – Özgürlüğün Adı Küba, Dursun Özden, Kategori Yayınları, 2017, 160 sayfa.

 

SİNEK AZABI – ELİAS CANETTİ

Edebiyattan sosyolojiye farklı alanlarda çok sayıda eser veren Elias Canetti, bu kez de yalnızlık, ölüm, iktidar ve dil temalarını işlediği Sinek Azabı’yla okur karşısında. On yıllardır not aldığı ve daha önce yayınlanmamış aforizmalar, alıntılar ve hatıralardan oluşan bu eserde büyük edebiyatçı ve düşünürün zihninde beliren kıvılcımların ve düşünüş tarzının izini sürmek mümkün. Canetti eserini dilin müthiş kuvvetinin bilinciyle kaleme alırken, 20. yüzyılın büyük bilgesinin derin yaşam deneyimini değerlendirmek de okurlarına kalıyor.

“Her sözcüğün şiddetle etkilediği bir kurbanı vardır; bazen düşünüyorum da, galiba bütün sözcüklerin kurbanıyım ben. Yakayı sıyırabildiğim kelimeler, sadece kâğıda aktarabildiklerim; bunlar beni sakinleştiriyor; bu sözcükleri kullanmama müsaade edilmiş gibi; ölüp gittiğim zaman, beni artık tahrik etmeyeceklerinden eminim, her ne kadar o zaman bile, hatta asıl o zaman var olacaklarsa da.” (Tanıtım Bültninden)

KÜNYE: Sinek Azabı, Elias Canetti, Çeviri: Necati Aça, Sel Yayınları, 2017, 131 sayfa.

 

BAYEL AĞITÇILARI – GULAM HÜSEYİN SAEDİ

Gerçekle gerçeküstü arasında gidip gelen, birbiriyle bağlantılı sekiz öyküden oluşan Bayel Ağıtçıları 1964 yılında İran’da yayımlandığında büyük ilgi toplar.

Eser İran edebiyatının yanı sıra sineması üzerinde de etkili olur. Bu kitaptaki “Dördüncü Hikâye” Gav (İnek) adıyla 1969’da ünlü yönetmen Daryuş Mehrcui tarafından beyazperdeye aktarılır. Film kazandığı ödülle birlikte İran sinemasının adını dünyaya duyururken, ülkenin sinema tarihinde de dönüm noktası olur.

Çağdaş İran edebiyatının özgün kalemi Gulam Hüseyin Sâedi, Top romanından sonra Bayel Ağıtçıları’yla Türkçede...

 Meşhedi İslam öksürdü ve onun bir şey söylemesini bekleyerek: “Meşhedi Hasan, selamün aleyküm, halin keyfin nicedir, iyi misin diye bakmaya geldik.” Meşhedi Hasan sanki geviş getiriyordu: “Ben Meşhedi Hasan değilim, ben ineğim, ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi. Moserha korkuyla geri çekildi. Kethüda: “Böyle konuşma Meşhedi Hasan, sen Meşhedi Hasan’ın ta kendisisin, değil misin?” Meşhedi Hasan ayağını yere vurdu ve: “Hayır değilim. Ben Meşhedi Hasan’ın ineğiyim” dedi.

 (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Bayel Ağıtçıları, Gulam Hüseyin Saedi, Çeviri: Makbule Araz Eivazi, Farhad Eivazi, Yapı Kredi Yayınları, 2017, 160 sayfa.

 

KADINLIK DAİMA BİR MUAMMA – AYŞEGÜL UTKU GÜNAYDIN

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yazılmış ilk kadın romanı, Zafer Hanım’ın 1877 tarihli Aşk-ı Vatan’ıyla başlayan bir serüvene davet ediyor okuru Ayşegül Utku Günaydın.

Tanzimat’tan sonra oluşan siyasal, kültürel gelişmelerin kadın hareketine hazırladığı zeminin, kadınların dergi ve gazetelerde kolektif olarak şekillendirdiği edebiyat geleneğinin, Osmanlı kadın yazarların romanlarında modernleşmenin izleri sürülüyor kitapta. Hem kadının serüveni otuz roman analiz edilerek çiziliyor, hem unutturulan kadın yazarların yazmak, var olmak, ben diyebilmek için, kadın hakları için verdikleri mücadele hatırlatılıyor. Geleneğin ürettiği kodlarla mücadele ettiği için yalnızlaşan yeni kadının annesizliği; kadının kimliğini tehdit eden baba, kardeş, kayınvalide, koca gibi baskı figürleri ile bu yeni kadın karşısında bocalayan “aşırı alafrangalaşmış”, “zayıf karakterli” ve aydın erkeklerin ruhsal dengelerini yitirişi ele alınıyor.

Halide Edib’in Heyûlâ adlı romanında bir erkek karaktere söylettiği “Kadınlık daima bir muamma!” cümlesinden esinlenen kitap, kadınlığın erkeklerin gözünden bir bilmece gibi hep gizemli ve anlaşılmaz bir varlık olarak sunulmasının derinlerine inmeye, edebiyatın mahiyetini anlamaya çalışıyor. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Kadınlık Daima Muamma, Ayşegül Utku Günaydın, Metis Yayınları, 2017, 240 sayfa.

 

LOQUELA/SAYIKLAMA – CARLOS LABBE

Bir yanıyla polisiye bir roman, bir yanıyla aşk hikâyesi.

Gerçek ve hayali olanı harmanlayarak yazının sınırlarını zorlayan bir anlatı, mektup, günlük, okura meydan okuyan, edebi türlere kafa tutan bir manifesto.

Granta dergisi tarafından “İspanyolca yazan en iyi romancılar” arasında gösterilen Şilili yazar Carlos Labbé, okurlarını Juan Carlos Onetti’nin, Julio Cortázar’ın ve Roberto Bolaño’nun ışığında türler arası bir yolculuğa çıkarıyor.

Genç sevgililer Carlos ve Elisa’nın, bir oyun nedeniyle araları açılan albino kızlar Alicia ve Violeta’nın, Şili’nin başkenti Santiago ve kurmaca Neutria şehrinin romanı bu.

Peki kim yazıyor bu romanı, okur mu yoksa yazar mı?

İnsanın etrafında hızla dönüp duran dünyayı sayfada yakalama çabası Loquela – Sayıklama.

Lanetli yaratıklarız biz, hareketsiz nesneler, mesela bir roman, özel bir günlük, bir mektup olmasa kendimizi tanıyamayacağız.”

KÜNYE: Loquela – Sayıklama, Carlos Labbe, Çeviri: Saliha Nilüfer, Notos Kitap, 2017, 189 sayfa.

 

MİTOLOJİ AJANDASI 2018

“Eski çağlarda insanların yüzü gökyüzüne çevriliydi. Henüz göğe çıkılabilen zamanlar değildi ama karanlık çöktüğünde elini uzatan yıldızlara değeceğini sanırdı. Tohum serpme vakti, suların çekileceği, kuşların döneceği göğün yüzünden okunabiliyordu. Yer ile gök arasında ışık dili konuşuluyordu; kadınlar, kâhinler, bilgeler ve çocuklar bu dile yabancı olana çevirmenlik yapardı. Bu sayede göğün sesi yerde çınlayıp yuvarlanır mitolojik bir hikâyeye dönüşürdü.

Pinhan Mitoloji Ajandası 2018’de “Gökyüzü” temasıyla çıkıyor. Ay ve Güneş tutulmalarından, takımyıldızların mitolojik hikâyelerine yeni yılda gözümüz gökyüzünde kulağımız mitoslarda olacak. Merkür’ün kuraklık deviyle mücadelesi, Mars’ın sihirli bir çiçek sayesinde doğumu, Anahita’nın bereketli suları, Sirius’un sıcak nefesi, Asklepios’un Orion’u diriltişi... En eski çağlardan farklı kültürlere insanlar göğe bakınca neler görmüş, gördüğünü neye çevirmiş gün gün izini sürüyoruz. Yıldızlarla ışıyacağımız, karanlığı salt geceden bileceğimiz her canlının özgürce göğe bakacağı bir yıl dileğiyle.”  -İsmail Gezgin-  (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Mitoloji Ajandası 2018, Hazırlayan: İsmail Gezgin, Pinhan Yayınları, 240 sayfa.