Vitrin: Yeni çıkanlar

TÜYAP arifesinde Vitrin hazırlamak hem keyifli hem de zor oluyor. Yayınevleri son altı ay bugüne hazırlanır desek yanlış söylemiş olmayız. Hepsi birbirinden güzel birçok kitap size yayınevlerinin internet sitelerinden göz kırpıyor. Yayın ilkesi olarak Vitrin’de aynı yayınevinden birden fazla kitap almamak gibi bir kısıtınız da varsa seçim iyice zor hale geliyor. Bu hafta Vitrin’e alacağımız birkaç kitap da önümüzdeki haftalarda tanıtımı yapılacağından elenmiş oldu. Sonuç olarak biz aşağıdaki kitapları seçtik ama gözümüz de daha birçok kitapta kaldı doğrusu…



29-10-2017 01:48
İleri Kitap

HAYIRLI SAVAŞ SÖYLENCESİ – JACQUES PAUWELS

JacquesPauwels, Amerika Birleşik Devletleri’nin İkinci Dünya Savaşı’nda oynadığı rolüinceleyen kitabında, bu savaşın Amerikan tarihindeki en hayırlı savaş olduğuna dair söylenceyi sorguluyor. Bir anlamda ABD’nin ‘‘gizli tarihini’’ anlatan çalışma, ‘‘kirli gerçeklerin’’ üzerine örtülmüş perdeyi aralamak için yanıtlanması zor sorulara cevap arıyor: 
Neden bu kadar çok Amerikalı savaştan önce faşizme yakınlık duyuyordu? ABD’li büyüktekeller Nazilerle ne tür kirli ilişkiler kurmuşlardı? Amerikalıların Nazi Almanyası’na karşı demokrasileri desteklemeye karar vermeleri neden bu kadar uzun sürdü? Neden Birleşik Devletler’in Nazi Almanya’sına karşı savaşa sürüklenmesi için Japonların bir Amerikan toprağına saldırması gerekti? İkinci Dünya Savaşı’nın gerçek dönüm noktası neydi? Başarısız Dieppe saldırısının ya da Dresden kentini yerle bir eden bombardımanın arkasında hangi saikler vardı? Batı Avrupa’da Hitler’e karşı ikinci bir cephenin açılması neden geciktirildi? Hiroşima ve Nagazike’ye atılan atom bombalarının gerçek hedefi neydi? Soğuk Savaş neden çıktı ve nasıl sona erdi? 

Pauwels bu ve benzeri başka pek çok soruyu, askerî tarihin ya da ‘‘büyük adamların’’ tarihinin ötesine geçerek, Amerika’nın iktidar seçkinlerinin çıkarlarını ve emekçi sınıfların mücadelesini temel alan bir ‘‘siyasal iktisat’’ yaklaşımıyla ele alıyor. Hayırlı Savaş Söylencesi ufuk açıcı tezleriyle ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki rolüne dair ezber bozacak bir çalışma. (Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Hayırlı Savaş Söylencesi, JacquesPauwels, Çeviri: Çağdaş Sümer, Yordam Yayınları, 2017, 368 sayfa.

ÖYLE GÜZEL BİR YER Kİ – MURAT GÜLSOY

Camdan bir kutunun içinde kısılı kalmış gibiydi. Başının üzerini yokladı, orada da camdan bir tavan vardı belli ki. Görünmeyen duvarı yumrukluyor, bağırarak yardım istiyordu. Ama kutu sımsıkı kapalı olduğu için sesini duyuramıyordu sanki. Birden başının üzerinde bir ağırlık hissetti, elini kaldırdı, tavan hareket ediyordu. Yavaş yavaş bir piston gibi aşağı iniyordu. Önce direnmeye çalıştı ama görünmeyen tavan güçlüydü.

Fırtınalı bir gecede eskici Kerem'in dükkânında bir araya gelen eski lise arkadaşları geçmişe doğru karanlık bir yolculuğa çıkarlar. Kerem için bu yolculuk hem yeni bir aşkın kapısını aralayacak hem de yıkımın başlangıcı olacaktır.  Yaşadığı ülkenin geçmişi, günü ve geleceği Kerem'in peşini bırakmaz. Binaların, parkların, bütün şehrin dönüşüp yerle yeksan olduğu bir zamanda roman kahramanları yıkımdan kurtulabilecek midir?

Murat Gülsoy okurunu bir yandan hayatın sonsuz anlarını kaydeden bir zihne davet ediyor diğer yandan görünmez bir kapanın içinde kısılı kalmış küçük hayatların, bireysel acıların, bencil hırsların hemen yanı başında kanayıp duran geçmişe ait söylenmeyenleri işaretliyor.

Öyle Güzel Bir Yer Ki, siren seslerine kapılıp giden yaşamımızın, alacakaranlık dünyamızın romanı…(Tanıtım bülteninden)

KÜNYE: Öyle Güzel Bir Yer ki, Murat Gülsoy, Can Yayınları, 2017, 240 sayfa.

AKILLA BİR KONUŞMAM OLDU – FAZIL SAY

İyiden aldığımız güçle yaşarız. 

İyinin dokunduğu yerden filizleniriz. 

İyiden aldığımız güçle yaptıklarımız “umut” olur.

 

Tabular ve önyargılarla insanlar birbirini düşman ilan ediyor.

Çok da iyi bir dünya değil aslında burası.

 

Yine de umutlarınızı yok etmeyin. Bu evrende iyi de var.

 

Sabırlı ol. Güçlü ol. İçine çek nefesi. 

Hayatı, iyiyi içine çek.

 

“Evrendeki iyiden asla vazgeçme.”

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Akılla Bir Konuşmam Oldu, Fazıl Say, Doğan Kitap, 2017, 272 sayfa.

ANARŞIK – FUAT SEVİMAY

Kürdan lakaplı Mahmut’un cenazesi kaldırılmıştır. İmam efendi, mezara indirilenin Kürdan olmayabileceğine dair şüphesini fısıldayınca,
tüm tanıklar sorguya çekilir. Ancak yedi tanığın ifadesi işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Peki Kürdan ölmediyse gömülen kimdir? İmam Efendi cenaze namazında “er kişi niyetine” diyeceği yerde “hatun kişi niyetine” derken bir bildiği mi vardır, yoksa kalbi temiz olduğu için dili mi sürçmüştür? Kürdan arada bir nereye kaybolmaktadır?

Sanayi sitesindeki ustasından kamyon şoförüne, hayat kadınından
muhabbet tellalına, patronundan kabadayısına İzmir’in arka sokaklarında neşeli bir macera. Fuat Sevimay mizahi üslubuyla okuru Kürdan’ın peşinde bir arayışa çıkarırken, acımasız sistemin karşısında vatandaşın çaresizliğini de gözler önüne seriyor.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Anarşık, Fuat Sevimay, Hep Kitap, 2017, 84 sayfa.

BEŞ GÜN BEŞ GECE – MANUEL TİAGO

1940'lı yılların sonu... Bir taraftan Portekiz halkı ve sömürgeleri Salazar liderliğindeki faşist diktatörlük altında ezilirken, diğer taraftan da Portekiz Komünist Partisi PCP'nin başını çektiği antifaşist güçler yeraltında diktatörlüğe karşı zorlu şartlarda mücadele vermektedirler. Bu koşullarda, partinin pek çok yöneticisi ve üyesi gizlice yurt dışına kaçmak zorunda kalır. Eserlerini Manuel Tiago mahlası ile kalem alan ve PCP'nin 1961-1992 yılları arasında genel sekreterliğini yapmış olan AlvaroCunhal da defalarca bu şekilde ülkesini terk edenlerden biridir. 

Beş Gün Beş Gece, 1974'teki Karanfil Devrimi ile sonuçlanacak olan faşizme karşı direniş döneminden bir kesiti o dönemin insan ilişkilerini merkeze alarak gözlerimizin önüne seriyor. Alvaro Cunhal'ın kendi deneyimlerinden yararlanarak ya da en yakınındakilerin yaşadıklarından yola çıkarak bu eseri oluşturduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. 

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Beş Gün Beş Gece, Manuel Tiago, Çeviri: Canberk Koçak, Tekin Yayınları, 2017, 80 sayfa.

CEMAL SÜREYA BİYOGRAFİSİ “AŞK GÜNÜ DOĞDU” – NAZAN ARISOY

“Vuslatta aşk yoktur dediğinden midir bilmem, mutlulukla anılan aşka inanmazdı.

Aşk kanattıkça, coşturdukça, kıskaçlarıyla sıkıştırdıkça yaşanırdı onun için.

Bir çift göze aşkla dokunursa gözleri, başka gözlere bakıp da görmez, baktığı gözün de başkasına karşı kör olmasını isterdi.

Ülke dolusu göz bakıyordu ona, onun gördüğü yalnızca kendi aşk bedeninin gözleri. Yosun gibi, çam gibi, deniz gibi, kömür gibi, bal gibi o gözler. O gözler gizlerdi hüznünü gülümsemeleriyle kırmızılaşırken.

Cemal’i sevmek hüzünle dostluktan, uzun hikâyeli aşk acısından geçenlerin işidir. Kendini tutamayıp gözlerinden olur olmaz yaş sızanların işidir Cemal’i sevmek.

Cemal, gözlerin pınar hükümdarı, yüreklerin aşk hocasıdır daima.

Dibine kadar keder, dibine kadar aşk sancısı, sonuna kadar aşktı. Cemal Süreya, her aşkta yeniden doğardı.”

-Nazan Arısoy-

 (Tanıtım bülteninden)

KÜNYE: Cemal Süreya Biyografisi “Aşk Günü Doğdu”, Nazan Arısoy, Gece Kitaplığı, 2017, 256 sayfa.

ASLINDA… - ERCAN KESAL

Tüm yapıp ettiklerimizle aramızdaki mesafe, aslında bunların yarattığı iktidarın ne kadarından vazgeçebildiğimizin mesafesidir.Hayat aslında kalabalıkmış gibi görünüyor ama çok izole yaşıyoruz ve yalnızız.Her şeyden haberdarmışız gibi davranıyoruz ama çok da yalnız ve çaresiziz aslında. Biz İstanbul’da küçük kasabalarda, küçük şehirlerde yaşıyoruz aslında. Aslında hatırlamak, ayıklamaktır. Belleği diri tutmak da ahlâkî bir seçim aslında. Utanmayı kaybetmek aslında kişinin kendine olan saygısını kaybetmesidir.

Kendi yaşadıklarımızı, “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunun cevaplarından, başkalarından duyduklarımızı “Benim başıma gelseydi ne olurdu?” üzerinden kuruyoruz aslında. Aslında her metnin “ebesi” de şiirdir. Bizim sesimiz aslında yaşadığımız coğrafyanın, kişisel ve toplumsal tarihimizin ve belleğimizin bize bağışladığı bir “tını”dır. Aslında yazmıyorum da bir şey çekip izletiyorum gibi.

Aslında klasik diye adlandırdığımız bütün yönetmenlerin bir sinema felsefecisi gibi yaşadıklarını söyleyebiliriz. Aslında, iyilik kendiliğinden ve istenmeden vermek değil midir? “Sinemanın atına binmiş, edebiyatı kırbaç yapmış” bir yazarla söyleşiler… Hekim sıfatıyla hastalarının, yazarlığıyla Anadolu’nun sır kâtibi olan Ercan Kesal, edebiyatla ilgili, eserleriyle ilgili, memleketle ilgili, hal-i pürmelâlimizle ilgili, taşrayla ilgili, insan halleriyle ilgili, umut ve direnişle ilgili, ahlâkla ve vicdanla ilgili, sinemayla ilgili sohbet ediyor bizimle.

(Tanıtım Bülteninden)

KÜNYE: Aslında…, Ercan Kesal, İletişim Yayınları, 2017, 315 sayfa.