Vitrin: Yeni çıkanlar

Bu hafta vitrinimizde farklı kategorilerden her okuyucunun ilgisini çekecek kitaplara yer vermeye çalıştık. Roman, şiir, çocuk, öykü, tarih ve dünya klasiği kategorilerinden en yeni ve öne çıkan kitapları sizinle paylaştık. İleri Kitap takipçilerine keyifli ve bol kitaplı haftalar…



26-03-2017 09:08
İleri Kitap

Güneş İmparatorluğu / J. G. Ballard – Roman

J.G. Ballard’ın yarı-otobiyografik romanı Güneş İmparatorluğu yazarın çocukluğunda bizzat deneyimlediği İkinci Dünya Savaşı’nı ve o yılların Şanghay’ını yine bir çocuğun gözünden anlatıyor.

Uzun süre savaşın dışında kalan Şanghay’daki yabancılar kolonisi, Japonya’nın Pearl Harbor saldırısıyla birlikte kendini şiddet döngüsünün ortasında bulur.Gösterişli bir malikânede yaşamaya alışkın küçük Jim, savaşın kaosu içinde anneve babasından ayrı düşer. Önce işgal altındaki Şanghay sokaklarında, sonra da kentin dışındaki toplama kampında yaşamını sürdürmeye çalışır. Uçaklara meraklı ve Japon askerlerine hayran olan Jim, savaş koşullarında hayatta kalabilecek ve ailesine kavuşabilecek midir?

İlk başta her şeyi bir oyun gibi gören ama giderek masumiyetini kaybeden Jim aracılığıyla Ballard, savaşın korkunçluğunu, ölümün ve vahşetin sıradanlığını, teslimiyet ile yaşama tutunma arasındaki çizgiyi ustalıkla satırlara döküyor.

Künye: Güneş İmparatorluğu, J. G. Ballard, Çev: Emine Güreli, Sel Yayıncılık, 2017, 358 sayfa.

 

Hayır De! / Wolfgang BORCHERT – Şiir

Almanya’da savaş sonrası yıkım edebiyatının en önemli temsilcilerinden Wolfgang Borchert’in, savaşa ve faşizan baskılara karşı kaleme aldığı şiirsel manifestodur Hayır De! 
Şiirleri, öyküleri ve tiyatro oyunlarıyla Nazizme başkaldıran Borchert’in bu uzun ve son derece etkileyici şiiri, toplumun farklı kesimlerinin, savaş ve faşizm koşullarında, bu koşulları daha da ağırlaştıracak politikalara, baskı ve dayatmalara neden Hayır demeleri gerektiğini olağanüstü bir dille anlatıyor. 
Hayır De!’yi özel kılan yanlardan biri de, daha yirmi yaşında kendisini dünyanın en acımasız savaşının ortasında bulmuş, insan kıyımlarının en yabanılının tüm acılarını yaşamış biri tarafından kaleme alınmasıdır. Buna rağmen az rastlanır bir yalınlıkla yazılmış, savaş karşıtı bir manifestodur. 
Tüm güçlü edebiyat yapıtları gibi, belirli koşulların ürünü olsa da benzer ya da farklı koşullarda yaşayanlara da hitap ederek zamanın sınavını geçen, evrensel bir değer taşıyarak güncelliğini hep koruyan bu şiirsel manifestoyu, dilimize Celal Üster kazandırdı. Üster, Wolfgang Borchert’e, 26 yıllık yaşamına sığdırdığı eserlerine, dönem edebiyatına ve Hayır De!’ye dair kapsamlı bir giriş yazısı da kaleme aldı. 
Tan Oral’ın çizgileri eserin Türkçe edisyonuna ayrı bir estetik değer katarken, Borchert’in anlatımıyla savaşa ve baskılara karşı Hayır demesi gereken farklı toplumsal kesimler, âdeta bu çizgilerde yeniden hayat buldu. 
Anaların sesiyle ve sözüyle; “Dünyanın bütün anaları, / yarın size askerî hastanelerde hemşirelik yapacak,/ yeni savaşlarda savaşacak çocuklar doğurmanızı emrederlerse, yapacağınız bir tek şey var: 
HAYIR deyin! / Analar, HAYIR deyin!”
 

Künye: Hayır De!, Wolfgang BORCHERT, Çev: Celal Üster, Yordam Kitap, 2017, 48 sayfa.

 

Julio Cortazar / Nadia Fink, Pitu Saà – Çocuk

Anti prenses Frida Kahlo ile çıktığımız yolculuğa anti kahraman Julio Cortazar ile devam ediyoruz. Arjantin’in en büyük yazarlarından Cortazar sıradışı gerçekliğiyle karşımızda duruyor. Kitaplarında hep başka boyutlara geçmekten söz eden anti kahramanımız; dönüşen hayvanlarıyla, gerçekliği inanılmaz kurgulara sığdıran cümleleriyle ve kocaman gözleriyle karşımızda duruyor. Bazı hayatlar belki de yalnızca kendileri için yaşanmamıştır dedirten bir öykü onunki.

“Cortazar'ın belki de yaptığı en büyük yaramazlık, hayalî varlıklardan bir dünya yaratmasıydı” diyor yazar. Bu kitapla düşüncenin özgürleşebildiği uç noktaları, insan zihninin yaratabildiği mucizeleri ve yeryüzünün sek sek oyununa sığdığı sadeliği tatma fırsatı buluyoruz.

Yayınevinin çizgisini ve bu kitabı sizlerle buluşturma nedenini belki de yine Cortazar anlatır en iyi:

"Çocukların özgürce oyun oynamasına izin verseydiniz, harikalar yaratırlardı. Ama siz onları elma çizmeye, ağaç çizmeye zorladınız ve çocuğu öldürdünüz".

Uzatın elinizi ve başka bir boyuta geçiverin diye…

Künye: Julio Cortazar, Nadia Fink ve Pitu Saà, NotaBene Yayınları, 2017

 

Sen Buralarda Yokken / Nilüfer Altunkaya – Öykü

“Yani,” derdi dedem, o belirgin yüz hatlarına sinmiş bilgelikle, “bir köstebek insana kuyuyu gösterdi. Kuyu açıldıkça içinden çıkan beyazaltın bize bir ömürlük ekmeğimizi kazandırdı. Şehrimizin dünya çapında tanınmasına sebep oldu. Şimdi kıymetinin bilinmediğine bakma, zanaatçı olmak insanı hayata bağlar. Tüm dertlerini, tasalarını unutursun taşı işlerken, kendi söyleyeceğini susar, taşa dokursun ahını, taş seni anlar, ruhunun motiflerini işlersin taşa, taş seni duyar ama insan insana nankördür, sağır, dilsizdir. Taş vefalıdır, taş seni arkandan vurmaz, insan kibirlidir, taş sana canını sunar, insan canına kasteder.”

Sevgili Yalnızlık kitabıyla akrabalık ilişkilerine ve eski dostluklara özlemini dile getiren Nilüfer Altunkaya, Sen Buralarda Yokken’de de insan ilişkilerine eğiliyor. Bir mahallenin, bir sokağın yaşantısı gözler önüne seriyor. Odunpazarı’ndan, Dere Sokağı’ndan sesler taşıyan öykülerinde Altunkaya; bir ölümün gölgesinde aşka, dostluğa, ayrılığa, çıkmaz sokaklara sürüklüyor okurunu. Sen Buralarda Yokken’i okurken kaybolmuş değerlere, özlem çekilen komşuluk ve dostluk ilişkilerine, çaresiz aşkların yakıcılığına dokunacaksınız.

Künye: Sen Buralarda Yokken, Nilüfer Altunkaya, Alakarga Yayınları, 2017, 108 sayfa.

 

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat / Stefan Zweig – Roman

Biyografileriyle özellikle sanatçı ruhunun derinliklerine ışık tutmakta ne kadar usta olduğunu gösteren Stefan Zweig, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat’te bu defa dikkatini “sıradan” bir yaşamın olağanüstü bir gününe ve yirmi dört saatlik bir fırtınaya tutulan bir kadının ruhuna yoğunlaştırıyor.  Bu küçük kitap aynı zamanda, Zweig’in birçok öyküsü ve novellası gibi, analize açık, klasik bir “vaka örneği” niteliğinde.

Künye: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Stefan Zweig, Çev: Veysel Lidar, İthaki Yayınları, 2017, 88 sayfa.

 

Tarih / Herodotos – Dünya Tarihi

Tarih, Herodotos’un Yunan-Pers Savaşlarının kökenlerine dair yaptığı araştırmaları içerir. Herodotos eserine Lidya’nın güçlenişini ele alarak başlar, Medlerin Lidya’yı fethiyle devam eder ve Perslerin Medleri dize getirdikten sonra Mısır, İskit ve nihayet Yunanistan seferlerine çıkmalarını konu eder. MÖ 490-479 yılları arasında cereyan eden Yunan-Pers Savaşlarını tek tek tüm ayrıntılarıyla aktardıktan sonra anlatısını Perslerin Küçük Asya’ya çekilişiyle noktalar. Sadece tarihsel olayları aktarmakla kalmaz, bize son derece zengin coğrafi ve etnografik bir materyal de sunar. Herodotos sözünü ettiği olayların büyük kısmına bizzat tanık olmadığını, onları sadece kendisine anlatıldığı şekliyle okuyucuya aktardığını özellikle vurgular.

Künye: Tarih, Herodotos: Çev: Furkan Akderin, Say Yayıncılık, 2017, 584 sayfa.

 

Ölü Canlar / Nikolay Vasilyeviç Gogol – Klasik

Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna’da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak gelenekleri eserlerine yansıdı, Ukrayna halk kültürünün ögeleriyle işlenmiş öyküler yazdı. Mizah anlayışı, gerçekçi tutumu ve canlı anlatımıyla Rus edebiyatında önemli bir yeniliğin öncüsü oldu. Bu yenilik, Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları, Petersburg Öyküleri ve Mirgorod Öyküleri’nde mizahın yanı sıra yaşam karşısında karamsarlık ve dünyanın kötülüğü üzerine düşünceleriyle şekillendi. Müfettiş adlı oyununda yozlaşmış bürokratları acımasızca alaya aldı.

Gogol, Ölü Canlar adlı romanıyla 19. yüzyıl Rusyası’nda toplumsal düzenin ve bireylerin eleştirisini eşsiz bir başyapıt olarak ortaya koymuştur.

Mazlum Beyhan (1948): Dostoyevski’den Suç ve Ceza ve Budala, Tolstoy’dan Sanat Nedir?, Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik, Gogol’den Bir Delinin Anı Defteri, Burun, Palto Mazlum Beyhan’ın çevirdiği başyapıtlar arasında yer alır. Ayrıca Çernişevski, Belinski, Kropotkin ve Şçedrin’den Türkçeye kazandırdığı eserlerle hiç tartışmasız son 35 yılın en önemli Rus edebiyatı çevirmenlerinden biridir.

Künye: Ölü Canlar, Nikolay Vasilyeviç Gogol, Çev: Mazlum Beyhan, İş Bankası Kültür Yayınları, 2017, 484 sayfa.