Validebağlılar kafe değil, müze ve kütüphane istiyor

Validebağlılar kafeye dönüştürülen alanın kültürel faaliyetler için kamuya açık olarak kullanılmasını istiyor.



08-04-2018 08:16

Tuğba Özer

Validebağ Öğretmen Evi Çevre Düzenleme uygulaması kapsamında, İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 2015 tarihli kararı ile uygun bulunan restorasyon projesinde atölyelere ‘restoran’ fonksiyonu verildi.

Validebağ Öğretmen Evi Müdürü İsmail Kahraman tarafından kafe olarak kullanıma açılan ancak yurttaşların ısrarlı talepleri sonrası bir bölümü kitap okuma alanına dönüştürülen atölye alanı, yine İsmail Kahraman eliyle kaldırıldı. Atölyeye bağışlanan 300 civarında kitap ’sakıncalı olabilecekleri’ bahanesiyle 10 Mart Cumartesi günü, kitaplık rafları ise 11 Mart Pazar günü kaldırıldı.

Restoran fonksiyonu verilen atölyeler ilk yapıldığında koruda bulunan prevantoryum ve sanatoryumda kalan hastalar için SOLARYUM (Güneşle Tedavi Alanı) olarak hizmet veriyordu.

Taleplerinin kabul edilmesini isteyen Validebağlılar geçtiğimiz hafta boyunca süren bir etkinlik takvimi oluşturdu. Etkinlikler kapsamında koruda halka açık olarak çok sayıda söyleşi ve sergi gerçekleştirildi.

‘TALEPLERİMİZE YANIT VERİLMEDİ’

Validebağ Savunmasından Figen Küçüksezer taleplerini şöyle anlattı:

"Bizim buradaki taleplerimiz solaryum binalarıyla ilgili. Yani daha önce burası sanatoryumken güneşlenme terası olarak yapılan binalar, 1970’lerde atölye binalarına dönüştürülmüş, dolayısıyla da atölyeler olarak biliniyor. Bu atölye binaları 2017’de restore edilmeye başlandı ve yapısal olarak büyük ölçüde eski haline döndürüldü. Bu restorasyon sırasında bizim hem Koruma Kuruluna hem de Milli Eğitim Bakanlığı’na birer dilekçeyle başvurumuz oldu.

Çok sayıda imza topladığımız dilekçelerle buranın kültürel bir alan olması, kütüphane ve buradaki toplumsal belleği ayakta tutacak, buranın eskiden ne olduğunu hatırlatacak bir müze veya sergi salonu yapılması talebinde bulunduk. Fakat bu talebimize yanıt verilmeyerek kafeterya yapıldı. Kafeteryaya bir ara büyük bir ızgara bacası takıldıysa da Koruma Kuruluna yapılan itirazlarla söküldü. Böylece hiç olmazsa ocakbaşı gibi yangın riskini arttıracak bir şeyin yapılması önlenmiş oldu."

KİTAPLARA ‘SAKINCALI’ BAHANESİYLE EL KONULDU

Validebağ Gönüllülerinin Öğretmen Evi yönetimiyle görüşmesi sonucu kafenin bir kısmının okuma köşesi olarak düzenlendiğini ve oraya kitap raflarının konulduğunu anlatan Küçüksezer, "İnsanlar buraya gelip kitaplarını okur hale geldiler. Ancak bir müddet sonra Öğretmen Evi müdürü bunu engellemeye başladı. Hiç kimse gelmediği halde rezerve masalar icat edildi ve insanlar kitap okumak için o alana sokulmadı. En sonunda da bir tartışma sonucu müdürün ‘ben bunların gözden geçirilmesini istiyorum çünkü içinde sakıncalı kitaplar olabilir’ bahanesiyle kitaplara el konuldu” dedi.

‘KENDİMİZ ÖNCÜLÜK EDELİM İSTEDİK’

Mahalle dayanışmaları üyeleri düzenledikleri etkinliklere ilişkin ise şöyle konuştular:

“Bu alanın kamuya ait kültür merkezi, kütüphane ve bir sergi salonu haline getirilmesi talebiyle böyle bir etkinlikler haftası düzenlemeye karar verdik. Etkinlikleri, Acıbadem Ahmet Sani Gezici Lisesi Velileri, Acıbadem Tibaş Parkı Gönüllüleri, Koru Ortak Yaşam Platformu, Mahalle Yaşam Dayanışma Derneği, Neyya Yaratıcı Okuma Atölyesi ve Validebağ Savunması gibi mahallenin pek çok dayanışması ortaklaşa yürütüyor. Böylelikle bu alanın bir kültürel alan olmasına kendimiz öncülük edelim, kültür sanatla ilgili etkinlikler yapalım diyerek bir haftadan beri burada her gün fotoğraf sergileri, çeşitli bilgilendirme atölyeleri, çocuklar için boyama atölyeleri, imza günleri, söyleşiler ve okuma etkinlikleri düzenliyoruz.”

Etkinlikler bugün akşam (Pazar) sona eriyor ancak mahalle dayanışmaları haftanın bir günü, koruda nöbetleşe olarak etkinliklerini sürdürmeyi planlıyorlar. Ayrıca, Validebağ Korusu içindeki eski atölyelerin kafe değil, müze ve kütüphane olması isteğiyle Change.org'da başlatılan 2 ayrı kampanyada da 5 bin imza toplandı.

VALİDEBAĞ KORUSU TARİHÇESİ

Validebağ Korusu yaklaşık 200 yıl önce insan eliyle ağaçlandırılmış ve 354 dönümlük büyüklüğü ile Anadolu Yakası’nın Karacaahmet Mezarlığından sonra en geniş yeşil alanı olma özelliğini taşımaktadır.

Sultan 3. Selim’in annesi Mihrişah Valide Sultan’ın Çamlıca eteklerinde bir bağ evi inşa ettirmesiyle başlayan Validebağ tarihi Sultan Abdülmecid’in söz konusu yapıyı annesi Bezmialem Valide Sultan’a hediye etmesiyle sürmüş. Bezmialem Valide Sultan yurt içinden ve yurt dışından getirttiği bitki türleriyle araziyi modern bir botanik bahçesine çevirmiş.

Koru, Sultan Abdülaziz’in 1853 yılında, kızkardeşlerinden Adile Sultan için yaptırdığı, günümüzde Adile Sultan Kasrı olarak anılan ve Öğretmenevi Kültür Merkezi olarak kullanılan yapı ile, aynı dönemde yapılan Abdülaziz Av Köşkü’ne ev sahipliği etmektedir.

Koru bu nedenle hem doğal hem de tarihsel bir SİT alanı olarak tescil edilmiştir.

Hazineye ait bu arazinin kullanım hakkı Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün isteğiyle öğretmenlere sunulmak üzere 1927’de MEB’e devredilmiştir. Maarif Vekili Mustafa Necati Bey Adile Sultan Kasrı ile Abdülaziz Av Köşkü’nün çocuk prevantoryumuna dönüştürülmesi için 1927’de TBMM’ye teklif getirmiş ve böylece Validebağ Korusu 1970’lere kadar bir Verem Prevantoryum Sağlık Kompleksi‘ne ev sahipliği yapmıştır.

Verem hastalarının taze ve nitelikli besin ihtiyacı koru içerisinde üretilen sebzelerden ve yetiştirilen hayvanlardan elde edilen süt, bal, et ve yumurtadan karşılanmıştır. Verem tedavisinin iyi beslenmeden sonra en önemli ayağı olan güneşlenme ihtiyacı için de, atölye alanı olarak bilinen binalar güneşlenme terası olarak inşa edilmiştir.

Daha sonra verem hastalığının kontrol altına alınmasıyla solaryum binaları, atölyelere dönüştürülerek, hastanenin ihtiyacı olan araç gereçin üretimi ve bakımı için kullanılmıştır.