‘Uydurmak kolay iş değil’

Sonunda söyleyeceğimi başında söyleyeyim, ben bu kitabın öncelikle fikrini sevdim. Yazarların yazın serüveninde okurla görünmeyen ilişkisi dâhil metinlerin oluşum sürecinin bütününe dair ayrıntıları izlemenin, yazma heveslilerini iştahlandırdığını ve okurluk bilincini yükselttiğini düşünüyorum. Kaldı ki, güncel edebiyatın niteliği üstüne zaman zaman harlanan tartışmaların da yolu özünde yazardan öte okura çıkıyor. Kitapta da anıldığı gibi, Borges’in deyişiyle -elbette tartışılabilir- iyi bir okurun yetişmesi iyi bir yazarın yetişmesinden zor.



05-11-2017 08:19
Dilek Yılmaz

Kasım ayının gelmesi ve İstanbul Kitap Fuarı’nın da etkisiyle bu hafta içinde çokça yeni kitap okurla buluştu. Raflarda yerini yeni alanlardan biri de Hakan Bıçakçı’nın hazırladığı ve Türkçe edebiyatın on dört ‘ciddiyetle uyduran’ kaleminin kurmaca üzerine kendi yazın deneyimlerini anlattığı Uydurmanın İncelikleri-Kurmaca Üzerine Kişisel Yaklaşımlar.

Kitap fikrinin nasıl oluştuğuna dair okurun muhtemel sorusunu Hakan Bıçakçı önsözde yanıtlıyor. Hep Kitap Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yüce Başarır’ın önerisiyle yola çıkan Bıçakçı’nın yazar olarak kendisinin de sıklıkla karşılaştıklarından ilhamla geliştirdiği kapsamlı bir soru listesi oluşturduğunukendi adıma memnuniyetle söyleyebilirim. Sorular kolaydan zora mantığında oluşturulduğu hissini vermese de sonlara doğru alışılagelmişi zorlayan bazı sorgulama alanları var ki, ben okur olarak galiba bütün içinde onlara biraz daha fazla odaklandım. Yine de siz baştan başlayın derim, yazarların kimi yanıtlarında doğal olarak öncekilere atıflar da var.

Sonunda söyleyeceğimi başında söyleyeyim, ben bu kitabın öncelikle fikrini sevdim. Yazarların yazın serüveninde okurla görünmeyen ilişkisi dâhil metinlerin oluşum sürecinin bütününe dair ayrıntıları izlemenin, yazma heveslilerini iştahlandırdığını ve okurluk bilincini yükselttiğini düşünüyorum. Kaldı ki, güncel edebiyatın niteliği üstüne zaman zaman harlanan tartışmaların da yolu özünde yazardan öte okura çıkıyor. Kitapta da anıldığı gibi, Borges’in deyişiyle -elbette tartışılabilir- iyi bir okurun yetişmesi iyi bir yazarın yetişmesinden zor.

Uydurmanın İncelikleri; uydurmanın teknik boyutu, planlama ve anlatı tekniğiyle başlıyor. Kurmacanın anlatma mı gösterme meselesi mi olduğuna dair yanıtlardan -kişisel ilgimin etkisi vardır- özellikle keyif aldım. Uydurmanın sözcüleri, genel haller ve uydurmanın uydurulma süreci bunu izliyor. Bölümlerin soru alanlarına dair yanıtlar şüphesiz birbirinden bütünüyle ayrık değil. Bütün yanıtların on dört ayrı yorumu ya da bütünüyle benzeşim gösterdiği sorular da değil bunlar. Kimi yazar, anlatıcının okurdan önde olması gerektiğini söylerken, kimi karakterle okurun bilgilerini eşit ilerletiyor ya da kimi bunu tamamen kurguya bırakıyor. ‘Uydurmanın inandırıcılığına dair bugüne kadar kendi başımdan geçmiş bir şeyi hikâye olarak hiç anlatmadım, anlattığım şeylerin başımdan geçmiş sanılacak kadar gerçeklik hissi uyandırmasından tarifsiz haz alırım’ diyen de var, özgün kılan üslûptur ya da nereye götürdüğün önemlidir diyen de. Fikri önüne koyup duymaya başlayan da, yola çıkılan duygu yazının samimiyet sertifikasıdır ya da benim için her metin bir sorudur diyen de. Öyküyü hikâyenin, dilin, karakterin taşıyıp götürdüğüne inanan da var; yazmak aslında ne yazacağına değil, ne yazmayacağına karar vermektir diyen ya da edebiyat duygu ya da düşünceyle değil kelimelerle yapılır diyen de. Yanıtlarını aforizmayla bağlayan, kısa, çok kısa ya da uzunca anlatan da var. Yanıtlama tercihlerini dil ve biçim açısından eserlerinde gördüğümüz yazın tercihleriyle çoğunlukla uyumlu bulduğumu da belirteyim.    

Yazarlarla evvelce tanışmış olmanın yanıtlarla eserler arasında bağ kurmayı kolaylaştırdığı muhakkak. Bununla beraber bu yazarları hatmetmemiş olmanın kitabın keyfinden çalacağını da pek düşünmüyorum. Hatta okur için okunacak milyonlarca şey içinde sıralamayı kolaylaştırıcı bazı ipuçları da oluşabilir. Kaldı ki, içeride okuru karşılayanlar Türkçe edebiyatın güncel isimleriyle sınırlı da değil. Orhan Pamuk’tan Oğuz Atay’a, Murakami’den Kafka’ya ve dahi Aristo’ya kadar yeri geldikçe çokça ismi, ilgili soru alanlarına dair bazı örnekleri ve bilgileri de buyur ediyor yazarlar. Örneğin daha önce bu yanıyla benim kafa yormadığım, finalin açık son olduğu hikâyelerin aslında kötü günler yaşayan toplumlarda daha çok kullanıldığı ya da karakterle özdeşime dair Balzac’ın ölüm döşeğindeyken, kendisini tedavi etmesi için, yakınlarına roman kahramanlarından bir doktoru çağırmalarını söylediğine dair rivayetler gibi…

Uydurmanın kantarı hassas. Metafordan alegoriye doz ayarı konusunda bir yanıtta dendiği gibi, “elinizin ve aklınızın terazisini hassas tutmak zorundasınızdır. Çünkü sözün hükmü var hâlâ bu topraklarda.”

Ne mutlu bize ki, var. Hâlâ…

Bazı yazarların bazı sorulara yanıtları kafamda dolaştırdıklarıma ışık yakarken bazılarında durup uzunca nefeslendim. Edebiyatın zamansızlığı beraberinde örneğin işlevine dair kimi yorumlarda geçen bazı atıflar; dönemi özelinde taşıdığı anlamla, sanat sanat için mi toplum için mi tartışmasına kadar ister istemez uzanıyor. Bunlar içinde yakın ve uzak bulduğum yorumlar var. Kitabın yapısı gereği yanıtlarda kaçınılmaz olarak düşülen kısmî tekrarlar da...

Edebiyatın doğrudan bilgilendirme gibi bir misyonu şüphesiz yok, bununla beraber okuduklarımız kitabı kapattıktan sonra da zihnimizde devinmeye devam eden birtakım izler bırakmalı. Kurmaca üstüne bu soru ve yanıtların bazıları da kafamda uzun süredir gezdirdiğim konuları biraz karıştırdı. Durduk yerde dert sahibi oldum anlamında söylemiyorum, bu özünde bir kitaptan almayı beklediklerimin başında geliyor.

Özetle; Uydurmanın İncelikleri kurmaca tekniklerine dair, yazarların deneyiminden süzülen samimi yanıtlarla ufuk açıcı bir rehber niteliğinde.

Sonuna geldiğimde, okur olarak Hakan Bıçakçı’nın başında yazdığına da hak verdim: “…uydurmak kolay iş değil.”

Muhtemelen bu yazının bazı okurları da benim gibi şu anda ülkemizin 81 iline eşit mesafede yer alan kıymetli beldemiz Beylikdüzü yollarındadır ya da yeni dönmüştür, ayakları sızlıyordur. 

Tepebaşı günlerine hasret ve özlemle, herkese kitapla hemhâlgünler dilerim.

KÜNYE:Uydurmanın İncelikleri-Kurmaca Üzerine Kişisel Yaklaşımlar, Hazırlayan: Hakan Bıçakçı, Hep Kitap, 2017, 196 sayfa.