Üniversite öğrencileri anlatıyor: 'Hayır'a saldırının temelinde ne var?

Türkiye OHAL koşullarında referanduma giderken, üniversitelerden 'Hayır' kampanyaları düzenleyen öğrencilere üst üste saldırı ve soruşturma haberleri geliyor. Öğrenciler üniversitelerde yaşanan gergin atmosferi İleri Haber'e anlattı.



27-03-2017 10:24
İleri Haber

Türkiye, Olağanüstü Hal (OHAL) koşullarında referanduma giderken ‘Hayır’ oyu vereceğini ifade eden aydınlara ve yurttaşlara yapılan baskıların ve saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin kundaklanması, muhalif kimliğiyle tanınan gazeteci ve haber spikeri İrfan Değirmenci’nin işine son verilmesi, Devlet Bahçeli tarafından hedef haline getirilen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) genel başkan adaylarına yönelik saldırılar, yurttaşların katıldıkları ‘Hayır’ kampanyalarına yönelik engellemeler ve tutuklamalar kamuoyunda sıklıkla yer buluyor.

Son zamanlarda baskı ve saldırıların yoğunlaştığı bir diğer yer ise üniversiteler. OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile öğretim üyelerinin ihraç edilmesi ile gündeme gelen üniversitelerden, özellikle İstanbul, Ankara, Eskişehir gibi Türkiye’nin büyük şehirlerinden üst üste saldırı ve soruşturma haberleri geliyor. Referandum öncesi üniversitelerde yaşanan gergin atmosferi öğrencilerle konuştuk.

"AKP TEŞVİK EDİYOR; POLİS, ÖGB, REKTÖRLÜK KORUYOR"

İleri Haber’in sorularını yanıtlayan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Birsen Özge Gökçe, 15 Temmuz’un ardından çıkarılan KHK’larla cemaatle hiçbir bağlantısı olmayan öğretim üyelerinin ihraç edilmesinin ve bu hukuksuzluğa karşı çıkan akademisyenlerin ve öğrencilerin de soruşturmalarla baskı altına alınmaya çalışıldığını söylüyor. Gökçe, "Referandum Türkiye’nin gündemine girdikten sonra ise bu baskılara fiziki saldırılar da eklendi. Uzun süredir İstanbul Üniversitesi’nde varlığı olmayan ‘Ülkü Ocakları’, ‘Hayır’ kampanyası yürüten solcu öğrencileri hedef göstererek saldırmaya başladı. Kamuoyuna da yansıdı, provokatif amaçlı haberlere imza atan Mevlüt Yüksel, polis tarafından kendisine ‘sızdırılan’ arkadaşlarımızın kimlik bilgilerini paylaştı, AKP destekli saldırganları ‘göreve çağırdı’. Hemen ertesinde ise ‘göreve çağrılanlar’ arkadaşlarımıza üniversite dışında saldırdı. Burada, saldırıların polisin ve güvenliklerin desteği ile organize edildiğini belirteyim. Bir diğer örnek, Hukuk öğrencileri tarafından başlatılan ‘Bana anayasayı sor’ kampanyası da benzer saldırıların hedefi haline getirildi. Bütün bunlara, saldırganların üniversite içerisinde etkinlik yapacaklarını duyurdukları gün, Valilik skandal bir karara imza atarak, saldırganlar dışında üniversite öğrencilerinin Merkez Kampüse alınmamasının emrini verdi. Bu yaşananlar, saldırıların tesadüf olmadığını, aksine planlı ve organize olduğunu; AKP'nin bunu açıkça teşvik ettiğini; üniversite yönetiminin ise herhangi bir idari yaptırım uygulamaksızın, üniversite içinde yaşanan saldırıları görmezden gelerek saldırganları desteklediğini ortaya koyuyor. Referanduma kadar üniversitelerde yarattıkları bu gerginliği yükseltmenin yollarını arayacaklardır" diyor.  

"MHP İÇİNDEKİ 'HAYIR' ÇATLAĞINI KAPATMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Ankara Üniversitesi öğrencisi Şevket Çavuşoğlu ise, saldırıların Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz’un 'silahımızı alır gerekirse savaşırız' açıklamasının ardından şiddetlendiğini ifade ediyor. Çavuşoğlu, "Saldırıların ‘vatanı savunmak’, ‘güçlü Türkiye’ sloganlarının etrafında organize edildiğini görüyoruz. Bu durum, AKP’nin söylemiyle oldukça benzer yanlar taşıyor. Diğer illerdeki gibi, referandum öncesi ‘Hayır’ kampanyası yürüten öğrencilerin, hedef haline getirilmesinin başka bir boyutu ise MHP ve Ülkü Ocakları’nın içindeki ‘Hayır’ çatlağıyla ilgili. Saldırılardan ‘milli’ bir motivasyon yaratarak içlerinde bütünlük sağlamaya çalışıyorlar. Diğer yerlerde benzer örnekler var mı bilmiyorum fakat Ankara’daki saldırılarda Anadolu Gençlik Derneği gibi islamcı örgütlenmeler de yer alıyor. Akşam saatleri birlikte öğrencilerin güzergahları üzerindeki ara sokaklarda, zaman zaman ise öğrencileri otobüslerden indirerek kimlik soruyorlar. Özellikle Kürt öğrencilere ve üniversite içerisinde tanıdıkları solcu öğrencilere saldırıyorlar" diyor. Çavuşoğlu son olarak, üniversiteye yönelik düzenlenen saldırıların daha önce bu kadar uzun sürmediğini belirtiyor.

"SİLAHLI GRUPLAR 'HAYIR' DİYENLERİ HEDEF ALIYOR"

Sorularımızı yanıtlayan bir diğer üniversite öğrencisi ise Eskişehir Üniversitesi’nden Gökberk Çınar. Çınar, diğer illerdeki saldırılarla ortak noktalara işaret ediyor. Saldırıların ‘Hayır’ kampanyalarının etkili geçtiği yerlerde yaşanmasının tesadüf olmadığını belirten Çınar, "Eskişehir Üniversitesi’nde ‘Hayır’ çalışması yürüten öğrencileri ‘vatan haini’ olarak lanse etmeye çalışıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de oldukça tehlikeli bir provokasyon girişiminde bulundular, bunun bir kısmı kamuoyuna da yansıdı. Fakat esas dikkat edilmesi gereken nokta bu girişimi nasıl hayata geçirdikleriydi. Öğrencilerin çoğunlukla kullandığı kafe, bar gibi sosyal ortamların yerlerine bir süredir pavyon, meyhane, kahvehane gibi yerler açılıyordu. Provokasyon girişiminde, tek tek buraları geziyor, ‘Hayır’ diyen öğrencileri kastederek ‘bunlar terörist’ şeklinde propaganda yapıyorlar. Bunun ardından silahlı, bıçaklı gruplarla şehir içerisinde ekipler halinde terör estirmeye başladılar. Mesela, o gece şehirde 3 bıçaklanma olayının yaşandı. Kent yaşamında alışık olunmayan bir durum bu. Ardından, gece 3’e, 4’e kadar şehir içinde silahlı vaziyette dolaşan bu grup, benimde içinde bulunduğum bir mekanın etrafını sardı. Kendi önlemlerimizi almak zorunda kaldık ve sonrasında uzaklaşmak zorunda kaldılar. Tahmin edileceği üzere bu saldırıların arkası gelecektir" diyerek sözlerini noktaladı.

"SORUŞTURMALARLA DİRENCİ KIRMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Görüştüğümüz bütün öğrenciler, saldırıların fevri bir değil, aksine daha planlı ve organize bir şekilde hayata geçirildiği konusunda hem fikirler. AKP'nin 'Hayır' diyen yurttaşları hedef tahtasına oturtmasının bu tür saldırıların önünü açtığı, teşvik ettiği kanısındalar. Öğrenciler ayrıca, ‘Hayır’ kampanyalarına yönelik fiziki saldırıların artmasının yanı sıra, üniversite yönetimlerinin öğrencilerin direncini kırmak için kulüplere ve öğrencilere yönelik ‘soruşturmaları’ koz olarak kullandığını belirtiyorlar. Bunun yalnızca üniversitelerde değil liselerde de uygulandığını söylüyorlar.

NE OLMUŞTU?

Geçtiğimiz günlerde Manisa’da TÜRGEV’in düzenlediği ve Bilal Erdoğan’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Evet’ etkinliğine lise öğrencileri müdürlerin dayatması ile götürülmüştü. Etkinliği terkeden öğrencilere ise İzmir Marşı’nı söyledikleri gerekçesiyle ‘siyaset yapma’ suçlamasıyla okul yönetimi tarafından soruşturma açılacağı ise basına yansımıştı.

İlgili Haber: Bilal Erdoğan'ın katıldığı ‘evet’ toplantısına götürülen öğrenciler İzmir Marşı'yla okulu terk etti

İlgili Haber: İzmir Marşı'yla salonu terk eden öğrencileri soruşturmayla tehdit eden müdüre soruşturma açıldı