Umut Barış Uçan yazdı: TKP'nin ikili görevi, ilk adım ve Onbeşler



28-01-2017 12:28

İşgal altındaki ülkenin bağımsızlığı ve sosyalizmin bu coğrafyada, en sancılı günlerde gerçek bir alternatif olarak öne çıkması için bütün olumsuz koşullara rağmen tereddüt etmeden mücadeleye atıldı 15'ler. Bu yolculukta, Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Mustafa Suphi ve Genel Sekreteri Ethem Nejat da dahil 15 komünist, 28-29 Ocak 1921 gecesi haince katledilirler.

15'lerin emperyalizme karşı çıktıkları yolculuk, bugün yoldaşlarının omuzlarında yükseliyor.

Kuruluşu 10 Eylül 1920 olan TKP, Ekim Devrimi’nin ve Anadolu’daki emperyalizme karşı kurtuluş mücadelesinin ateşleri içinde doğdu. Bu iki büyük tarihsel olay yalnız TKP’nin doğduğu zemini değil, aynı zamanda önündeki ikili görevi de açıklar. TKP kuruluş kongresi de bu ikili görevi son derece açık bir biçimde formüle etmişti: “TKP, III. Enternasyonal’in üyesi olarak dünya devriminin bir müfrezesi olacak, aynı zamanda kendi programı ve bağımsız güçleriyle ulusal kurtuluş savaşına katılacaktır.”

28-29 Ocak 1921 gecesi, sonu 15 komünistin ölümüyle biten yolculuğun arka planında böyle bir siyasal değerlendirme yer alır. Değerlendirme yapılır ve bu değerlendirmelerden doğan görevi yerine getirmek için yola çıkılır. 

BAĞIMSIZLIK İÇİN ATILAN ADIM 'ÖLÜM YOLCULUĞUNA' DÖNÜŞÜR

Bakü'den Ankara'ya doğru yola çıkan Mustafa Suphi ve yoldaşları Erzurum tren istasyonunda önceden örgütlenmiş büyük bir protestoyla karşılaşır. Heyet şehre sokulmadan Trabzon'a yönlendirilir. Trabzon'a giderken Değirmendere'de yolu kesilen heyet, burada kendilerini katletmek için organize olmuş çeteci Yahya Kaptan ve adamları tarafından tekrar Bakü'ye gönderilecekleri yalanıyla bir takaya bindirilirler. 

Ülkenin bağımsızlığı ve sosyalizm için başlayan yolculuk artık ölüm yolculuğuna dönmüştür. 28 Ocak'ı 29 Ocak'a bağlayan gece Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı vurularak, kesilerek, taş bağlanıp denize atılarak öldürülürler. Mustafa Suphi'nin eşi Maria ise katil çete tarafından ganimet olarak alınır. Daha sonra çete reisi Yahya Kaptan, Maria'yı Rizeli kabadayılara "hediye" eder ve Maria orada öldürülür.

SUPHİLERİN İŞGALCİLERE KARŞI AÇTIĞI MÜCADELE BAYRAĞI BUGÜN GERİCİLİĞE KARŞI DALGALANIYOR

Anadolu’da emperyalizme karşı mücadeleyi yükseltmek için başlattıkları yolculuk haince katledilmelerine rağmen bitmedi, devam ediyor. Bağımsız, aydınlık, eşit ve özgür bir ülke özlemiyle Mustafa Suphi'lerin başlattığı yolculuk bugün yoldaşları tarafından sürdürülüyor.

O dönem emperyalistlerin açık işgali altında olan ülkemiz şu anda gerici bir hükümet eliyle adım adım islami faşizme doğru gidiyor. Bir yandan insanlığın tüm evrensel kazanımları yok sayılırken, bir yandan da cumhuriyet hızla tasfiye edilmeye çalışılıyor. O gün Anadolu'nun işgal altındaki durumunu görüp harekete geçen 15'lerin yoldaşları, bugün de gerici faşist saldırılara karşı bağımsızlık ve sosyalizm mücadelesi veriyor.

ANADOLU'YA ATILAN O İLK ADIM YOLUMUZU AYDINLATIYOR

Sonu trajediyle biten o cüretkar ilk adım, 15'lerin yurda gelip mücadele etme iradesi bugün yolumuzu aydınlatıyor. "Mustafa Suphi, Üsküdarlı Ethem Nejat, Erzincanlı öğretmen Aşçıoğlu Bahaeddin, Uşak Hacı Hüseyin Mahallesi’nden Kasım Hulusi, Sürmeneli Kıralioğlu Maksut, Cihangirli Hilmioğlu Doktor İsmail Hakkı, Van Erciş’ten Ahmetoğlu Hayrettin, Bandırma Manyas nahiyesinden Topçu Yüzbaşı Hakkı Bin Ahmet Ali, İstanbullu Mühendis Emin Şefik, Kadıköylü Tayyare Yüzbaşısı Tevfik Bin Ahmet, Manisalı İhtiyat Zabiti Kazım Bin Ali, Erzincan’ın Akdağ kariyesinden Hatipoğlu Mehmet, İzmir Tilkilikten Hacı Nustafaoğlu Mehmet, Kandıralı Cemil Nazmi Bin İbrahim ve TKP kayıtlarında adı Meryem Yoldaş olarak geçen Mustafa Suphi’nin eşi Maria.

Hepsini sevgiyle ve saygıyla anıyoruz. 

ONBEŞLER İÇİN

Yangınlara fazla bakan gözler yaşarmaz
Alnı kızıl yıldızlı baş secdeye varmaz
Dövüşenler ölenlerin tutmaz yasını
Yine fakat bir yıldırım zulmeti yırtsa
Sağır göğün koynundaki çanı haykırtsa
Anıyoruz göğsünüzün son sayhasını
Eski cihan yeni cihan önünde eğil!
Aramızdan birkaç yoldaş ayırmak değil,
Her ne yapsan varacağız emelimize!
Karadeniz… bunu duysun derinliklerin:
O ateşli göğüsleri delen hançerin
Kabzasını alacağız biz elimize!

Nazım Hikmet – Vala Nurettin (Batum, 1922)