Tüm Bel Sen'den İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde eylem

Tüm Bel Sen İzmir 1 Nolu Şubesi, belediye emekçilerinin hakları için İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.



25-01-2018 20:46

KESK'e bağlı Tüm Bel Sen İzmir 1 Nolu Şubesi, belediye emekçilerinin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasında konuşan Şube Başkanı Çağdaş Yazıcı, belediye emekçilerinin sorunlarının temelde tüm emekçilerin sorunları olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

2017 yılı kamu emekçileri için kayıp yılıydı. Türkiye’de kalıcılaşan OHAL ve KHK rejimi sadece kamu emekçilerinin iş güvencelerinin fiili olarak ortadan kalkmasına değil, aynı zamanda gözle görünür bir yoksullaşmaya da sebep oldu. Bu tablonun ekonomideki yansıması olan durdurulamaz bir kur artışı ve giderek tırmanan enflasyon oranı nedeniyle kamu emekçilerinin maaşları neredeyse dörtte bir oranında eridi. Buna karşılık bu kayıpların telafisi mümkün olmadı. Hükümetle Memur-Sen’in imzaladığı ve üç milyon kamu emekçisini ilgilendiren toplu görüşme 2018 yılı için yüzde 4+3,5’lük bir zamla sonuçlandı. Enflasyon oranının çok altında kalan, emekçileri enflasyona kurban eden, tümüyle hükümetin belirlediği böyle bir sözleşmenin imzalanması için masada bir sendikanın oturması gerekmese de, Memur-Sen gibi sendikalar tam da bu işlevi yerine getirmek için kurulmuş ve masaya oturtulmuştu. Dolayısı ile bırakalım kayıpların telafisini, kendisi başlı başına kayıp anlamına gelen bir sözleşme sarı sendikalar aracılığıyla kamu emekçilerine dayatıldı.

İz Gazete'den Nazmican Arslan'ın haberine göre, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşlarında çalışan kamu emekçilerinin talepleri hakkında bilgiler veren Yazıcı, şunları söyledi:

Son derece yüksek bir temsil niteliği taşıyan, sitemizden detaylı biçimde duyuracağımız sonuçlar şunu göstermektedir: Her yüz anketten 87’sinde işaretlenen talep ulaşım kartıdır. Emekçiler ulaşım kartının önünde herhangi bir mevzuat engelinin olmadığının bilincindedirler. Karşılanmayan ulaşım haklarının, karşılanmadığı her gün için kendilerine zarar hanesine yazdığının farkındadırlar. Tüm bu yoksullaşma tablosu ile birlikte okunduğunda ulaşım kartının verilmesi emekçilerin sorunlarını çözmemekle beraber bir nebze olsun ferahlama sağlayacak basit bir adımdır. O adım hızla atılmalı, aylar öncesinde Büyükşehir bürokratlarının yapıldığını ifade ettiği konuya ilişkin çalışma nihayete erdirilmelidir, emekçilere kartları takdim edilmelidir. Her yüz formdan 75’inde yemek kartı işaretlenmiştir. ESHOT dahil edilmediği ve sadece Büyükşehir-İZSU üzerinden bir değerlendirme yapıldığında bu rakam da 87’ye çıkmaktadır. Yemekhanelerin açılması bu talebi görüldüğü üzere ortadan kaldırmamıştır. Bu temel talep yerli yerindedir. İş arkadaşlarımız, herkes için sahici bir çözümün yemek kartı verilmesinden geçtiğini tekrar teyit etmişlerdir. Her yüz anketten 69’unda 657 sayılı yasanın kaldırılması ve OHAL-KHK rejimi ile iş güvencesinin kaldırılmaya çalışılması vardır. Sendikamız ve konfederasyonumuz bu konuyu gündemleştiren ve fiili bir mücadele sergileyen tek sendika, tek konfederasyondur. Her yüz anketten 51’nde sosyal imkanlarının arttırılması talebi işaretlenmiş, 43’ünde de hizmet binalarının depreme dayanıksız olması sorunu işaretlenmiştir. Bu son sorun, salt İzmir Büyükşehir Belediyesi ana binadan gelen formlar ele alındığında her yüz anketten 64’üne yansımıştır. Her vesile ile defalarca uyardığımız Büyükşehir idaresini bu vesile ile yeniden uyarıyor, sorumlu davranmaya, bu kaygıyı anlamaya ve gereğini yapmaya çağırıyoruz. Emekçilerin talepleri bunlardır… Bu talepler sorulmadan, çalışanlar sürece katılmadan, onları nesneleştirerek TİS süreçlerini götürmeye çalışanlar işverenlerin dümen suyundadır. Ortaya koydukları taslakların içeriğinden bağımsız emekçileri sürece katmayan, onları yanına almak bir yana arkasından iş çevirenler, işverenin idarenin uygun gördüğü kadarını almakla yetinirler. Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarındaki emekçilere giydirilmeye çalışılan kaftan budur. Ama bu yeni bir şey değil. Yıllardır hepimizin aşina olduğu, her işkolunda benzerine rastlayacağımız, sarı sendikacılık pratikleri burada hâkim kılınmak istenmektedir.