TTB Merkez Konseyi Başkanı Raşit Tükel: Çok sayıda hasta hekimsiz kaldı

OHAL’le birlikte iki binden fazla sağlık çalışanının ihraç edildiğini söyleyen TTB Merkez Konseyi Başkanı Raşit Tükel, “Çok sayıda hasta hekimsiz kaldı” dedi.



05-10-2016 17:01

TTB Merkez Konseyi Başkanı Raşit Tükel OHAL'le birlikte yaşanan ihraçlar neticesinde çok sayıda hastanın hekimsiz kaldığını söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın yıl sonuna kadar 20 bin sözleşmeli personel alacağını belirten Tükel, alımların da mülakatla olması nedeniyle ciddi bir kadrolaşma tehlikesi doğduğunu kaydetti. Tükel aynı zamanda sağlık alanında güvencesiz çalışmanın da ağırlık kazanacağını ifade etti. Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır'a verdiği röportajda OHAL’in hekimlik uygulamaları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Tükel, tutukluların muayenelerinin tıbbi etiğe göre yapılmadığını belirterek “Bu durum adli yargılama sürecine ilişkin ciddi bir hak ihlali oluşturmaktadır” dedi.

"ÜLKENİN KHK'LERLE YÖNETİLDİĞİNE TANIK OLDUK"

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Raşit Tükel, 15 Temmuz 2016 tarihinde askeri darbe girişiminde bulunanların, halka karşı bir insanlık suçu işlediklerini söyledi. TTB Merkez Konseyi olarak, askeri ve sivil darbelere karşı olduklarını ilk günden açık bir dille ifade ettiklerini ve darbe girişiminde bulunanları lanetlediklerini ifade eden Tükel, darbe girişiminin hemen ardından, 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL ile birlikte parlamentonun işlevsizleştirildiğine, yasama, yürütme ve yargının tüm yetkilerinin tek bir kişide toplandığına, ülkenin KHK’lerle yönetildiğine tanık olduklarını kaydetti.

"OHAL İLE BİRLİKTE OTORİTER BİR REJİM HAYATA GEÇİRİLDİ"

OHAL ile birlikte temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığını, antidemokratik, otoriter bir rejimin hayata geçirildiğini belirten Tükel, Fethullahçı cemaat yapılanmasına karşı mücadele olarak başlatıldığı bildirilen sürecin giderek “cadı avına” dönüştüğünü, darbe fırsatçılığı ile gazeteciler, yazarlar, akademisyenlerin de içinde yer aldığı, emek, insan hakları ve barış mücadelesinde öne çıkmış çok sayıda kişinin hukuksuz bir biçimde açığa alındığını, gözaltında tutulduğunu, tutuklandığını söyledi.

"SAVUNMA HAKKI TANINMADAN, HUKUKSUZ BİR BİÇİMDE, 50 BİNDEN FAZLA KAMU EMEKÇİSİ İHRAÇ EDİLDİ"

“Son geldiğimiz aşama ise, herhangi bir yasal dayanak olmaksızın televizyon ve radyo kanallarının kapatılması olmuştur” diyen Tükel, OHAL rejiminin kamusal alan üzerine olan olumsuz etkilerinin başında, kamu kurumlarından ihraçların geldiğini vurguladı. 672 No’lu KHK ile, savunma hakkı tanınmadan, hukuksuz bir biçimde, büyük çoğunluğu Eğitim Sen’li 11 binin üzerinde öğretmenin de içinde yer aldığı, 50 binden fazla kamu emekçisinin kamu alanından ihraç edildiğini dile getiren Tükel, “Kamu kurumlarından ihraç edilenlerin 2 binden fazlası, Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurum ve kuruluşlarda görev yapan sağlık çalışanlarıdır. Sağlık alanında KHK’ler ile ihraç edilmek üzere yeni listelerin hazırlandığı da bilinmektedir. İsimsiz ihbarlar, gerçekdışı istihbarati bilgiler ve yöneticilerin keyfi tutumuyla uygulamaya konan hukuksuz açığa almalar ve ihraçlar, aralarında hekimler ve diğer sağlık çalışanlarının da olduğu muhalif kişileri baskı altına almak ve sindirmek için bir araç olarak kullanılmaktadır. Çok sayıda hastayı hekimsiz, hemşiresiz bırakan bu cadı avı, sağlık hizmetlerinin sürekliliğini ve niteliğini de olumsuz etkilemektedir. Aynı öğretmensiz kalan okullar için olduğu gibi” şeklinde konuştu.

"CİDDİ HAK İHLALLERİ OLUŞUYOR"

Tükel, OHAL’in hekimlik uygulamaları üzerine olan olumsuz etkilerini gözden kaçırmamak gerektiğine de işaret ederek, “Bu alandaki sorunların başında; gözaltında ya da cezaevinde olanların muayenelerinin tıbbi etik ve İstanbul Protokolü ilkelerine göre yapılmaması ve tıbbi raporların buna uygun düzenlenmemesi gelmektedir. Gözaltı muayenelerinin, hekimlik mesleğinin, özgürce, evrensel etik ilkeler ve bilimsel standartlara göre uygulandığı ve resmi otoritenin baskısının hissedilmediği bir sağlık ortamında yapılması gerekirken, sıklıkla muayenelerin kişilerin gözaltında tutulduğu yerlerde yaptırılması, adli yargılama sürecine ilişkin ciddi bir hak ihlali oluşturmaktadır” dedi.

"OHAL'İN KALDIRILMASI VE ÖZGÜR, DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE, BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK İÇİN"

OHAL uygulamalarının, baskıların ve antidemokratik uygulamaları artırmasının yanında, 13 yıldır uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın oluşturduğu sorunları daha da derinleştirdiğini belirten Tükel, “Hekimler olarak, temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran, hekimlik değerlerini yok sayan, halkın sağlık hakkını engelleyen OHAL’in kaldırılması ve özgür, demokratik bir ülkede, barış içinde yaşamak için yılmadan mücadelemize devam edeceğiz" dedi.