Toplumsal cinsiyete adım atarken: ‘Oğlanlar ve Kızlar’

Genel olarak kitaba bakacak olursak, "Oğlanlar ve Kızlar" kitabı, ebeveynlerin veya öğretmenlerin çocuklarla birlikte okuyabilecekleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine çocukları sorgulatabilecekleri ve tartışma yürütebilecekleri bir kaynak olarak değerlendirilebilir.



29-10-2017 02:02
Selda Salman

Türkiye'de çocuk edebiyatına son zamanlarda ilgi çoğalırken, bu alanda ortaya çıkan her türlü yayın bakılmaya, incelenmeye ve eleştirilmeye değer. Kitapçılarda "Çocuk Kitapları" bölümüne şöyle bir göz atacak olursak; en dikkat çeken serilerden biri olan "Çıtır Çıtır Felsefe" serisi, kavramları, duyguları ve durumları çocukların yaşlarına uygun, karşılaştırmalı bir biçimde, onları düşündürüp sorular sorarak çocuklara aktarıyor. Bu serideki kitaplardan biri olan "Oğlanlar ve Kızlar" ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğini belli başlıklar halinde bizlere sunuyor.

"Oğlanlar ve Kızlar" cinsiyetleri, kadınların toplumdaki konumlarını, cinsiyet rollerini, farklılıkları, cinsiyetler ve meslekler arasındaki durumları eğlenceli bir biçimde çocuklara aktarıyor; çocukları tüm bunlar çerçevesinde sorgulatıyor. Fakat tüm bunların yanı sıra kitabın sadece kızoğlan- kadın erkek cinsiyetleri üzerinden ilerlemesi, Lgbti+ bireylerini  maalesef toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bir kez daha mahkum ediyor. 

Üstünde durulması gereken bir diğer nokta ise, toplumsal cinsiyet eşitsizliği çocuklara sorgulatılırken, yer yer bu problemin geçmişte kalmış, içinde bulunduğumuz zaman diliminde rastlanmıyor oluşuna dair birtakım ifadelere yer verilmesi:

"Aslında eskiden babalar kızların tek sahibiymiş. Kızlarını bir erkeğe verirler, ondan sonra da, kızlar kocalarına ait olurlarmış.

Neyse ki bugün koşullar değişti!"örneğinde bunu görebiliriz.

Elbette ki toplumsal cinsiyet eşitsizliği kapsamında elde edilen kazanımları göz ardı etmemekle birlikte; bu sorunun toplumsal yaşamımızı etkileyen en önemli başlıklardan biri olduğu aşikar. Buraya dair oluşturulabilecek bir yaklaşımın  "Durum, Can'ın babaannesi ve dedesi zamanındaki kadar ciddi değil,ama yine de bir şekilde sürüyor. Normal; çünkü yüzyıllardır süregelen bu gibi şeyler, kolay kolay yok olamaz." şeklinde çocuklara gerçeklikten uzak  naif bir biçimde verilmesi, ilerleyen zamanlarda bu sorunlarla karşılaştıklarında bireylerin sarsılmalarına sebep olacaktır. 

Cinsiyetler, cinsiyetlerin  nasıl oluştuğu, insanlara neler hissettirdiği üzerinde durulduktan sonra "Milyonlarca fark! " diyor bizlere kitap. Ve ardından ekliyor: "Paniğe gerek yok!". İnsanlar arasındaki en büyük farklardan birisinin cinsiyetleri olduğunu belirterek, bu farklılıkların iyi bir biçimde değerlendirilebileceğini vurguluyor. Erkek veya kadın olmakla insanların beklentileri arasındaki ilişkileri örneklerle anlatıyor. Bunu yaparken aynı zamanda bu konunun ekonomik boyutuna da değiniyor. Ve kitap bizlere bir soru soruyor:

"Peki, eğer bütün erkekler savaşçı, güçlü ya da şef olmak istemiyorlarsa?

Daha da güzeli bir sonraki soruyla geliyor:

"Ya da bütün kadınlar evde oturmak istemiyorsa?"

Kitap, kız ya da oğlan olmanın bireyleri  hayatta hangi rollere sokabileceğini "Bizi Engelleyen Roller" başlığı altında topluyor. Kitapta  irdelenen kavramlar "Kız gibi ağlamasana!, Erkek gibi kız! Kız gibi oğlan!" şeklinde karşımıza çıkıyor. Bu tabirlerin bireyleri duygu, durum ve davranışları bakımından nasıl rollere sokabileceğini anlatıyor. Farklı hikâyelerle karşılaştırmalar yaparak bu rollerin kabul edilmişliği ve normalliği üzerine birtakım tartışmalar açıyor.

Kitabın çarpıcı ve aynı zamanda bir o kadar eğlenceli kısmına gelirsek; meslekler ve cinsiyetler arasındaki ilişkinin sözlükteki  karşılıklarına çok güzel bir biçimde değinmiş  olduğunu görüyoruz.

" İtfaiyeci:

Mesleği yangınla savaşmak olan adam.

...

Sözlüğü yazanların, yangınları söndürmek için bir pipi gerektiğini sanıp sanmadıklarını düşünüyor! "

örneği aslında cinsiyet-meslekler kapsamında özet niteliğinde. Çocukların meslekleri, mesleklerin neye göre seçileceğini veya meslek seçerken cinsiyetlerinin seçecekleri mesleği nasıl etkileyeceği veya etkilemeyeceği üzerine düşünmeye adım atması, onların elde edebilecekleri önemli kazanımlardan bir tanesidir.

Kitabın sonlarına yaklaşırken "sihirli iksir"den yani aşık olmaktan bahsediliyor. Buraya kısa bir biçimde değinilirken insanların hissettiği duyguların, cinsiyet farklılıklarından çok daha ötesinde olduğu vurgusu yapılıyor. 

Genel olarak kitaba bakacak olursak, "Oğlanlar ve Kızlar" kitabı, ebeveynlerin veya öğretmenlerin çocuklarla birlikte okuyabilecekleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerine çocukları sorgulatabilecekleri ve tartışma yürütebilecekleri bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Belli süreçler sonucunda çocukların bu konuyla ilgili var olanı  sorgulaması ve ardından belli farkındalıklar yaratması; kendi hayatlarını, alışkanlıklarını, kullandığı dili ve hayallerini  şekillendirirken toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gündemleri haline getirmeleri onların hayatına yapılabilecek en büyük katkılardan biri olacaktır.

KÜNYE: Çıtır Çıtır Felsefe-4 / Oğlanlar ve Kızlar, BirigitteLabbe, MichelPuech, Çeviri: Azade Aslan, Günışığı Kitaplığı, 2011, 40 sayfa.