Tercihler ve davranışlar

Tercihler ve davranışlar, neden sorgusuna inildiğinde sizi hikâyelere götürür. Joy Williams, 12 öyküden oluşan İyilik’te bunları yakalamaya gayret göstermiş. İnsanların bir nevi garip olarak nitelendirilebilecek davranışlarını, bu davranışlara sebep olan güdüyü derinlemesine incelemeden, bu noktayı atlayarak, çok iyi bir gözlemle ve iyi bir dille bizlere anlatmış.



26-02-2017 09:37
Caner Almaz

“Dünyada güvende olma içgüdüsü olmasa, bir kuş yuva kurar mı hiç?”

ACK isimli öyküden

 

En sonda söylemek istediğim şeyi, en başta söyleyerek başlamak istiyorum: Yüz Kitap’ı ve onların edebiyatımıza kazandırdığı kitapları muhakkak keşfetmenizi tavsiye ediyorum. Geçtiğimiz günlerde beşinci kitapları raflardaki yerini alan, sessiz ama emin adımlarla yürüyen bu yayınevini lütfen gözden kaçırmayın. Olabildiğince gürültülü bir şekilde seyreden yayıncılık sektöründe bunu hak ediyorlar.

İnsan psikolojisi oldukça değişken barındıran, her bireyde farklı gözlemlenebilecek, göreceli, karmakarışık bir yapıya sahiptir. En basiti, kendi hayatımızda bulunan insanlar üzerinden bu tür gözlemleri ve hatta anlam veremediğimiz davranış tespitlerini yapabiliriz. Sanırım hiç kimse bu duruma yabancı değildir. Olaylara, durumlara verdikleri tepkiler nedeniyle “değişik”, “sorunlu”, “takıntılı” vb. gibi sıfatlarla nitelendirdiğimiz insanlar mutlaka olmuştur. Yaşanan şeye verilen tepkilerin kaynağının nerede yattığı ise başka bir sorundur aslında. Kişinin psikolojisi, geçmişi, travmaları gibi etkenlerin yanında hayatın mevcut akışı da insanların davranışlarını şekillendirebiliyor. Tercihler ve davranışlar, neden sorgusuna inildiğinde sizi hikâyelere götürür. Geçmişten gelen izlerin, sorunların ve günün her anının getirebileceği sürpriz hadiselerin “karar verme” hususunda yönlendirici olduğu bir gerçek…

İşte, Joy Williams, 12 öyküden oluşan İyilik’te bunları yakalamaya gayret göstermiş. İnsanların bir nevi garip olarak nitelendirilebilecek davranışlarını, bu davranışlara sebep olan güdüyü derinlemesine incelemeden, bu noktayı atlayarak, çok iyi bir gözlemle ve iyi bir dille bizlere anlatmış. Bunu biraz açmam gerekiyor galiba… Kitabın ilk öyküsü, ölümüne sayılı günler kalan bir kadının, kızıyla arasında geçen olayları, bu iki karakter arasında ölümün nasıl sıradanlaşabildiğini ve annenin yaşadığı ruh haliyle daha önce yapmayacağı, yapmaktan çekineceği birçok şeyi yapmaya başlamasını aktarıyor. Bu durum karşısında kızının acı çekişini pek umursamayışı, kızını ölüm duygusuna alıştırma çabaları, anlamsız bir şekilde zirvelere çıkabilen psikopat halleri ve ölüm hali yaklaştıkça insanlara çökebilen o bilge hal, öykünün damarlarında yürüyen kan oluyor. Ölümü bekleyen karakterimizin durumunu kabullenişi, can sıkıcı derecede iyi aktarılmış. Ölümü kabullenebilmek kolay bir şey değilken, ölüm düşüncesinin bile çoğumuza ürpertici gelmesini umursamadan yüzümüze acımasızca bazı gerçekleri haykırıyor Williams. Etkili bir dille çoğu öyküsünde bu tarzı sürdürür. Kan donduran soğukkanlı bir mizah anlayışıyla…

Diğer öykülerde de benzer noktalara farklı karakterlerle ve takıntılarla değiniliyor. Aslen bir roman yazarı olan Joy Williams, her öykünün içerisine sakladığı öykücükleri aracılığıyla dilini ne kadar işlevsel kullanabildiğini, bu konuda ne kadar yetkin olduğunu kanıtlıyor. Her bir öykü, başlı başına roman konusu olabilecek derinlikte ve başta da söylediğim gibi başarılı psikolojik analizler ve gözlemlerle dolu. Öykülerin sonuna ulaştığınızda bir diğer öyküye iştahla başlıyorsunuz. Aynı zamanda öykünün tam tadında bırakılmış, boşluklu ve bazı şeyleri sizin doldurmanızı bekleyen finalleri kitabın cazibeli taraflarından birisi. Williams belli ki bunu düşünmüş. Okurum bana eşlik etsin, diye uğraşmış.

Karakter ve konu tercihlerine de değinmek gerek. Geyik bacağından yapılmış bir lambayla arkadaşlık kuran bir karakter var mesela. Tek zevki, akıl hastanesinde yatan arkadaşını ziyaret etmek olan bir karakter var. Yardıma muhtaç birilerine içgüdüsel olarak yardım etme gereksinimi hisseden bir kadın karakter var. Zengin bir müşterisinin bileğini çatlatan masöz, intihar eden arkadaşının kendisine miras bıraktığı köpeğe tutkuyla bağlanan bir başka kadın, insanların kendisinden ve hayatlarından bahsetmesinden tiksinen ve en sonunda isyan ederek bu duvarı yıkan bir başka kadın… Evet, bir kere daha söylemekte fayda görüyorum: Karakterlerimizin tamamı takıntılı, yalnız, huzursuz, mutsuz ve çıkış yolu arayan kişiler. Her birinin öyküsü, hayatımızda kolayca etiket yapıştırmaktan çekinmediğimiz insanlardan birisinin öyküsüyle arkadaşlık ediyor olabilir… Williams’ın yeteneği, bunu fark edip anlatıya dönüştürmesidir.

Yüz Kitap, daha önceki kitaplarında da karşılaşabileceğiniz temiz, özenli ve kaliteli bir eser takdim ediyor okuyucularına. İyilik, Yüz Kitap’la henüz tanışmadıysanız iyi bir fırsat.


 

Künye: İyilik, Joy Williams, çev. Kıvanç Güney, Yüz Kitap, 2017, 200 sayfa.