Taşı toprağı beton: İstanbul'da park ve bahçe oranı yüzde 2,2

İstanbul'da sık sık yaşanan aşırı hava olayları ve selleri aşırı betonlaşmaya bağlayan uzmanlar yanıtlıyor: İstanbul, bu nüfus artışını karşılayabilir mi?



05-11-2017 16:59

İstanbul'a 18 Temmuz 2017'de son 32 yılın en yüksek yağışı düşmüş ve pek çok semt sular altında kalmıştı. 27 Temmuz 2017 tarihinde de şiddetli yağışın ardından Taksim Tüneli sular altında kalmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ise su baskınlarının nedenini "küresel iklim değişikliği" diyerek meşrulaştırmaya çalışmıştı. Uzmanlar, İBB'nin "Küresel iklim değişikliği ile artan yağış oranları su baskınlarına neden olmaktadır" açıklamasını inandırıcı bulmuyor.

'AŞIRI BETONLAŞMA SERA ETKİSİ YARATIYOR'

Deutsche Welle Türkçe'nin aktardığına göre; TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükşehir Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Ali Hacıalioğlu su baskınlarından kentleşme politikalarındaki hataların sorumlu olduğunu söyledi. Hacıalioğlu, “Böylesi bir aşırı betonlaşma, yani bizim kentleşme politikamızın, yönetmeliklerimizin ruhunda adeta kentler betonarme binalar, otoyollar ve otoparklardan ibaretmiş gibi görünüyor. Her yer betonlaşmaya başlayınca doğal olarak bir sera etkisi oluşuyor, sera etkisi iklimi etkiliyor" dedi ve ekledi:

"Bunlara bağlı olarak ciddi bir şekilde altyapı yetersizliğinden dolayı aşırı yağışlar, yağmur suyunu emecek toprak alanı kalmadığından dolayı bir anda debisi yüksek su akıntıları ve su baskınları oluyor."

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna ise Taksim ve çevresindeki plansız kentleşmenin sel riskini artırdığını belirtti. Suna, "Eskiden Taksim Meydanı komple beton muydu? Şimdi bir gram yeşil alan yok. Peki, bu, betonlaştırılan İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı'na yağan yağmur suyu nereye gidecek? Emecek toprak yok. Olduğu gibi orada birikecek” dedi.

PARK VE BAHÇE ORANI YÜZDE 2,2

Dünya Şehirleri Kültür Forumu’nun yayınladığı son rapora göre, İstanbul'daki kamuya açık yeşil alan yani park ve bahçelerin kentin yüzölçümüne göre oranı yüzde 2,2. Bu oran Moskova’da yüzde 54, Sydney’de yüzde 46, Viyana’da yüzde 45,5 ve New York’ta yüzde 27 civarında. En düşük ordan ise yüzde 2 ile Dubai.

NASA'nın daha önce yayınladığı uydu görüntüleri de İstanbul’daki betonlaşmayı ortaya koyuyor. 1975 ile 2011 yıllarını kıyaslayan özel uydu görüntülerinde, gri bölgeler İstanbul’da hızla artan betonlaşmayı gösteriyor.

İstanbul'da hızla artan nüfusun da beraberinde bazı sorunları getirdiğine dikkat çeken Nusret Suna, kentsel dönüşüm adı altında yapılan talan projeleri hakkında şöyle konuştu:

"Şu anda kentsel dönüşüm tümüyle mevcut binaları yerinde yenileme mantığıyla yapılıyor. Siz burada 10 hanelik bir yeri 13-14 haneye çıkarıyorsunuz. Durduk yerde o bölgenin nüfusunu artırıyorsunuz. Peki, nüfusu artırırken altyapıyı iyileştiriyor muyuz? Hayır iyileştirmiyoruz. Trafiği rahatlatıyor muyuz? Rahatlatmıyoruz ama olduğu şekilde bu nüfusu yüzde 30 artırıyoruz ve kenti yaşanmaz hale getiriyoruz.”

'DEPREM TOPLANMA ALANLARININ YÜZDE 75'İ İMARA AÇILDI'

Uzmanlara göre, hızla nüfusu artan İstanbul'da beklenen büyük bir depremin yaşanması durumunda yurttaşların toplanacağı alanlar da talana açıldı.

Hacıalioğlu, “İlk deprem olduğunda 1999’da o psikolojiyle birçok deprem toplanma alanı belirlendi. Ama daha sonraki süreçlerde o alanlarda yapılacak binalarla elde edilecek rant bu tehlikeden daha değerli oldu. Ve bu yönde birçok yer talebe bağlı olarak imara açıldı. Deprem tabii ki bizim ülkemizin bir gerçeği ama depremin felakete dönüşmesinin sebebi de yine bizleriz” dedi.

Nusret Suna, 17 Ağustos 1999 depremi sonrası, 490 küsur deprem toplanma alanı tespit edildiğini ancak bu yerlerin dörtte üçünün imara açıldığını söyledi: "Bu alanların yüzde 75'inin hepsine inşaat yapıldı. Deprem toplanma alanı dediğimiz anda altyapısı hazırlanmış, orada vatandaşların ikamet edebileceği, temiz su, pis su giderlerinin, elektriğinin, altyapısının hazırlandığı deprem toplanma alanları olarak kabul ederiz. Bizim yöneticilerimizin söylediği okul bahçeleri, cami avluları, parklar, çocuk bahçeleri deprem toplanma alanı değildir. Onlar deprem anından geçici kaçıp bekleyeceğimiz yerlerdir.”

Birleşmiş Milletler’in “2016'da Dünya Kentleri” adlı raporunda göre, İstanbul nüfusunun 2030 yılında 16 milyon 694 bine çıkması bekleniyor. Bu da 2030’da kadar yılda ortalama yüzde 1,1’lik nüfus artışı anlamına geliyor. Öte yandan, raporda Türkiye toplam nüfusunun yüzde 18,5’inin İstanbul’da ikamet ettiği belirtiliyor. Toplam kent nüfusunun ise yüzde 25,1’i İstanbul’da yaşıyor.