Suruç Katliamı davasında ara karar açıklandı

Urfa’da IŞİD saldırısı sonucu 33 kişinin hayatını kaybettiği Suruç Katliamı davasının 3. duruşması bugün Hilvan Adliyesi’nde görüldü.



13-11-2017 17:25
İleri Haber

Urfa’nın Suruç kentinde 20 Temmuz 2015’te IŞİD tarafından gerçekleştirilen ve 33 kişinin hayatını kaybettiği, 100’e yakın kişinin yaralandığı Suruç Katliamı’yla ilgili davanın 3’üncü duruşması bugün Hilvan T Tipi Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu'nda görüldü.. Biri tutuklu 3 sanığın yargılandığı davada 104’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Bugün saat 11.00'de başlayan 3. duruşmada tek tutuklu sanık olan Yakup Şahin, önceki karara aykırı olarak SEGBİS yolu ile dinlenmek istendi. Sanığın mahkemeye getirilmemesine itiraz eden müştekiler ve avukatlar, davanın sanık ile yüz yüze getirilmeden çözüme kavuşamayacağını belirtti.

Taleplerin ardından duruşma savcısı mütaalasında 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin ve diğer müdahillik taleplerinin reddini, ayrıca sanığın SEGBİS'le dinlenmesini, müşteki ve tanıkların talimatla dinlenmesini talep etti.

Mahkeme heyeti tarafından açıklanan ara kararda ise sanıkların müdafileri istifa ettiğinden barodan müdafi atanmasına, heyet değişikliği nedeniyle adli emanetleri tasnif edemediğinden, eşyaların iadesine daha sonra karar verilmesine, tanıkların ifadesinin talimat ile alınmasına, müşteki vekillerinin sanığın ve tanıkların huzurda bulundurulmasına dair taleplerin reddine karar verildi. 

Dava sonrası HDP ilçe binasında basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasında konuşan Veli Saçılık, "Bugün mahkemede gördük ki aslında bir mahkeme yok varmış gibi yapılıyor. O yüzden sanığın mahkemeye gelmesine önem vermiyorlar. Mahkeme çıkışı da biz şunu gördük ki, acılı ailelerin çocukları için bir kaç kelam etmesin diye 3 tane toma, 1 tane akrep, yüzlerce jandarma ve polis getirmişlerdi. Hakimler bize katliamı araştırıp ortaya çıkarıp cezalandırma peşinde olmadıklarını, aksine bizleri cezalandırma peşinde olduklarını söylüyorlar. Ben bu mahkemeyi Nuriye ve Semih davasından anımsadım. 10 Ekim gar katliamı davasında anımsadım. Aynı tarz yürütülen davalar, görevlendirilmiş savcı ve hakimler bize mahkemelerde adaleti aramayın sokakta arayın diyorlar. O zaman bizde adaleti sokakta ararız" dedi.


Güncelleme 15.36

Jandarma, duruşma sonrası basın açıklamasına izin vermedi. Basın açıklamasının HDP ilçe binasında ailelerle birlikte yapılacağı bildirildi.

Güncelleme 15.00

Jandarma, duruşma sonrası basın açıklaması yapmak isteyenleri, "Basın açıklaması yapılırsa müdahale ederiz" şeklinde tehdit ediyor.

Vekil ve avukatların görüştüğü jandarmalar basın açıklamasına izin vermeyeceklerini, yapılması halinde "müdahale edeceklerini" söylüyor.

Güncelleme 14.34

Mahkeme kararını açıklıyor: Sanıkların müdafileri istifa ettiğinden barodan müdafi atanmasına, heyet değişikliği nedeniyle adli emanetleri tasnif edemediğinden, eşyaların iadesinin daha sonra karar verilmesine, tanıkların ifadesinin talimat ile alınmasına, müşteki vekillerinin sanığın ve tanıkların huzurda bulundurulmasına dair taleplerin reddine karar verildi.

Fiziki yaralanmadıkları gerekçesi ile Suruç Katliamı'nda Amara'da bulunanların müdahallik talepleri THIV raporlarına rağmen reddedildi.

Duruşma "tiyatroya" dönüştü. Mahkemenin ara kararı bir önceki celsedeki kararın aynısı: Tek fark geçen celse sanığın getirilmesine karar verilmişti, bu celsede  SEGBİS olarak yazıldı.

Bir sonraki duruşma tarihi 8 Şubat 2018 saat 10.30 olarak açıklandı.

Güncelleme 13.55

Duruşma savcısı mütaalasında 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin ve  diğer müdahillik taleplerinin reddini, ayrıca sanığın SEGBİS'le dinlenmesini, müşteki ve tanıkların talimatla dinlenmesini talep etti.

Güncelleme 13.29

Avukat Can Tombul dosyanın en başından bugüne dosyanın durumuna ilişkin beyanda bulunuyor.

Tombul: Sanığın bilgisayarında çıkan belgede ESP doğrudan hedef gösterilmişken hangi gerekçe ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin katılma talebi reddedilmiştir?

Tombul tekrardan ESP, SGDF ve BEKSAV adına katılma talebinde bulundu. Emniyette rehin tutulan, mağdurlara ait eşyaların ailelere teslim edilmesini talep etti.

HDP ve Diyarbakır Barosu adına katılma talebinde bulunuldu.

Av. Nuray Özdoğan: Sanık susma hakkını kullanabilir, ifade verebilir ancak  nerede ifade vereceğine dair seçme hakkı yoktur. Bunu mahkeme belirler. Sanığa böyle bir soru sormanız tarafsızlığınız konusunda bizde şüphe yaratmıştır.

Av. Mustafa Yalçın Gaziantep Barosu adına müdahillik talebinde bulundu.

Güncelleme 12.40

Duruşma müşteki ifadeleriyle devam ediyor.

Ramazan Aksu: Sanığın duruşmaya getirilmesini istiyorum, sanığın arkasında olan herkesin açığa çıkmasını istiyorum.

Gamze Yıldız: Bu oturum sizler için çok sıradan olabilir ama biz, öğlen sıcağında ölüm haberini aldığım babam için ve katliamda yaşamını yitiren insanlar için buradayız. Adaletin yerini bulması için sanığın yüz yüze yargılaması gerektiğini heyetinizin bizden iyi bilmesi gerekir. Sanık duruşmaya getirilmelidir.

Suruç yaralılarından Koray Türkoğlu: Bu yargılamada sanık, tanık, mağdur hepsi karıştı. İddia makamının tüm tavrı mağdurlardan aleyhindedir. Sanıkların buraya getirilmesinden önce sizi akla ve vicdana davet ediyorum.

Ali Rıza Arslan: Sanıkların olmadığı bir duruşmada bizden beyan sormayın. Önce sanıkları buraya getirin.

Ali Deniz Esen: Vekalet verdiğim avukatlarım tutuklu, sanık sandalyesi boş. Bu haliyle, sanık huzurda olunca ifade vereceğim.

Erkan Keskin: Mahkeme, bu davanım katliam, sanığın insanlığa karşı suç iddiasıyla yargılama yaptığının farkında hareket etmelidir. Bu ciddiyeti yakalamak zorundadır. Avukatlarımız ve katliamdan sağ kurtulan arkadaşlarımızın tutukluluğunu protesto ediyorum ve bu aşamada ifade vermeyeceğiz.

Müşteki Yalçın Demir, katliamda hayatını kaybeden 33 kişinin isimlerini ve doğum tarihlerini okuyor.

Demir: Düş yolcularını saygı ve özlemle anıyorum. Şikayetçi değilim hesap soracağım, soracağız. Ve biz kazanacağız.

Pınar Gayıp: 3 duruşmadır burada bir oyun sergilendiğini düşünüyorum, katilin devlet eliyle korunduğunu düşünüyorum.

Yusuf Yurtgül: 30 yıldır kamuda çalışıyorum, bana her zaman adalet yok derlerdi, ben gerçekten bugün adaletin olmadığını gördüm. Katili getirip buraya karşımıza dikmeniz gerekir.

Av. Senem Doğanoğlu: Yüz yüzelik açısından, savcıyı bile göremeyeceğimiz bir duruşma salonundayız. Suruç katliamda fiziksel yaralanması olsun olmasın, insanların nasıl ruhsal ızdırap çektiğini anlatmaya çalışacağım. "İddianamede ismi yok" gerekçesiyle müvekkillerimin katılma talepleri reddedilmişti. İddianamede ismin olup olmaması insanların mağdur olup olmadığını belirlemez. Sadece iddianamenin ne kadar eksik olduğunu gösterir. Hiçbir CMK hükmü mağdur sayabilmek için fiziksel yaralanma şartı aramaz. Ruhsal yaralanmayı fiziksel yaralanmadan daha önemsiz gören heyetinizdir. Dosyada hesap sorma yönünden irade koyan herkesin katılma talebini kabul etmeniz gerekir.

Güncelleme 12.15

Müşteki ifadelerine geçildi. Bayram boyraz konuşuyor.

Boyraz: Mahkemeniz neden getirmiyor sanığı duruşmaya, ben bunu anlamak istiyorum. Sanığı bizden neden kaçırıyorsunuz? Sokaktaki insanlar dahi duruşmadan bir şey çıkmayacağını bize söylüyorlar.

M. Şerif Akhamur: Sanığın duruşmaya getirilmesini talep ediyorum.

Sinem Kılıç: Ben her duruşmaya 2000 kilometre uzaktan geliyorum. Ama siz sanığı Ankara'dan buraya getirmiyorsunuz. Biz adaleti aramak için buradayız sanık gelene kadar da burada olacağız. Biz hiçbir düş yarım kalmayacak dedik hala sözümüzün arkasındayız. 

Fethi Aydın: Çocuklarımızı elimizden alan katiller neden burada değil? Benim çocuğum bu halka hizmet etmek istiyordu ama katledildi. Siz sanığa burada mı ifade vermek istersin, yoksa orada mı ifade vermek istersin diye soruyorsunuz. Bu ne kadar keyfi bir tutumdur. Suruç gazileri, yaralıları, avukatları neden tutuklanıyor bunu anlamak istiyorum. Sanık bu duruşmaya gelene kadar elbette ben de geleceğim ve bu davanın peşini bırakmayacağım.

Nimet Yurtgül: Sanık duruşmaya gelene kadar ifade vermeyeceğim.

Gökçe Çetin: Sanık duruşmaya gelene kadar ifade vermeyeceğim.

Şemsi Yurtgül: Oğlumu öldürenlerden şikayetçiyim. Benim oğlumu neden öldürdüler? Suçu neydi? Sizin de çocuklarınız var. O katili burada görmek istiyorum.

Sunay Sadet: Suruç Katliamı'ndan bu yana olmadık şey kalmadı. Bu duruşmaya sanık gelecek diye hazırlandık, yine getirmediniz. O sanığı burada görmek istiyorum.

Av. Arın G. Yeniaras: Özgen Sadet kardeşinin tabutunu taşıyan kişinin, ablasının cenazesini taşıdığı için örgüt üyeliğinden tutuklandı kayda geçmesini istiyorum. 

Hasan Tuna: Her duruşmaya geldiğimizde aynı şeyleri duyuyoruz. Davacı mısın? Elbette davacıyım çocuğumu kaybettim ben orada. Sanığın buraya getirilmesini istiyorum.

Ali Sadet: Söyleyecek çok şeyim var ama öncelikle şu katilin duruşmaya getirilmesini istiyorum.

Kenan Yıldızerler: Amara Kültür Merkezinde insanlık suçu işleyen bu caninin mahkemeye getirilmesini istiyorum. Hukuksuzca tutuklanan avukatlarımız serbest bırakılıncaya kadar ifade vermeyeceğim.

Mehmet Özkan: Burada söyleyecek çok sözümüz var ama söylemiyoruz. 3 mahkemedir burada bize yaptığınız psikolojik işkenceden başka bir şey değildir. Kendinizi bizim yerimize koyun. Sizin çocuğunuz ölmüş olsaydı sanığa “Gelmek ister misin, istemez misin” diye soracak mıydınız?

Çağla Seven: İlk defa bir duruşmaya katılıyorum. Girişte silahlar bize doğrultuluyor, telefonlarımız, çantalarımız alıkonuluyor. Çocuklarını bir kişinin üstü aranmadığı için kaybeden insanlar didik didik aranıyor burada bu psikolojik işkencedir. Elbette ki şikayetçiyim ve davaya katılmak istiyorum. 

Yağmur Şeker: 17 yaşında beni babasız bırakan sorumlular, failler buraya getirilmeli. Bize, "neden" sorusuna cevap vermeli.

Süleyman Özkan: Cenazeye katıldıkları için tutuklanan avukatlarımız ve kardeşlerimiz serbest bırakılmalıdır. Bu katliamda zerre payı olan herkesten şikayetçiyim.

Normal şartlarda açık olan ve duruşmaya gelenlerin alışveriş yapabildiği kantin, Suruç Katliamı duruşması için kapatıldı. Katliam mağdurlarının su bile alabileceği bir yer yok.

Güncelleme 12.07

Dosyada sanık müdafii olarak görevlendirilmiş olan avukatlar dosyadan istifa etti. Sanık müdafiiler "Vicdani olarak duruşmada bulunmayı doğru bulmuyoruz" diyerek dosyadan çekildiler.

Mahkeme heyeti: Sanık müdafiileri çekildiği için sanığın getirilmesi konusunda duruşma sonunda karar verilecek.

Güncelleme 12.02

Verilen aranın ardından duruşma başladı. Ara sonrası müştekiler, izleyiciler yine aranarak salona alındı.

Güncelleme 11.45

Heyet karar için ara verdi.

MAHKEME HEYETİNDAN SANIĞA: DURUŞMAYA GELMEK İSTİYOR MUSUN?

Güncelleme 11.43

Duruşma savcısı: Sanığın ve tanıkların duruşmada hazır edilmesi talebinin reddine karar verilsin.

Mahkeme heyetinden sanığa: Duruşmaya gelmek istiyor musun?

Güncelleme 11.36

Avukat Arın Yeniaras söz aldı: 26 Ekim 2017 de dosyanın iki temel avukatı tutuklandı. Kendi müvekkillerinin otopsilerine katıldıkları için tutuklandılar. Bizim kanatimizce Özlem ve Sezin’in tutuklanması da bu dosya için ellerinin, ağızlarının kapatılmasından başka bir şey değildir. Dosyanın mağdurları ve avukatları kriminalize edilerek failleştirilmeye çalışılıyor. Kriminalize edilmesi gereken faillerdir. Bunun için de sanığın duruşmaya getirilmesi gerekecektir.

Güncelleme 11.30

Avukat Can Tombul: Mesele SEGBİS sistemi tartışması değildir sadece. Bu konu mahkemenizin dosyaya yaklaşımı ile ilgili bir şeydir. Mahkemeniz verdiği karardan neden dönmüştür? Sanığın, müştekilerin bir itirazı bulunmazken verdiğiniz karardan dönmüş olmanız bizde şüphe yaratır elbette. Heyetinizin üzerinde baskı olduğunu düşünüyoruz. Siz sanığı duruşmaya getirmezken dosyanın avukatları Özlem Gümüştaş ve Sezin Uçar tutuklandı. Dosyanın müştekisi Özgen Sadet tutuklandı. Dosya açıldığından bu yana 3 heyet başkanı ve yaklaşık 10 heyet hakimi değişmiş oldu. Bu bile bizim heyetiniz hakkında şüphe etmemize neden olacak bir durumdur.

Güncelleme 11.29

Avukat Kazım Bayraktar: Sadece sanığın değil dosyadaki 2 tanığın ifadesi de bizden kaçırılmıştır. Biz tanıkların da duruşmaya getirilmesini ve duruşmada dinlenilmesini talep ediyoruz.

Güncelleme 11.26

Avukat Leyla Han Tüzel konuşuyor: Ankara Katliamı dosyasında da sorgu SEGBİS ile yapılmak istendi ama bizim ısrarımız sonucu yüz yüze yapılan sorguda biz 4 tutuksuz sanığı tutuklattık. Mahkemenin bu durumun farkına varması gerekiyor.

Güncelleme 11.23

Avukat Mehmet Ümit söz aldı: Gün geçtikçe dosyanın müştekilerinde, yargılamanın adil olacağına ilişkin ümit azalıyor. SEGBİS ile ilgili vereceğiniz karar da bu konuda belirleyici olacaktır. 

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Avukat Mehtap Sakinci müdahillik talebinde bulunuyor ve sanığın yüz yüze yapılacak sorgusunda bulunacaklarını beyan ediyor. 

Güncelleme 11.20

Avukat Özgür Erol: 3 Katliam dosyasının ikisi Ankara'da birisi Hilvan'da görülüyor. Diyarbakır ve Ankara katliamı dosyalarında, sanık duruşmaya getirilmişken sorgular yüz yüze yapılırken, mahkemenizin SEGBİS kurmasının amacı nedir?

Suruç Katliamı'nda 33 insan hayatını kaybetmişken dosyada sadece 1 sanık var ve onu da duruşmaya getirmiyorsunuz.

Güncelleme 11.10

Avukat Nuray Özdoğan söz aldı. Sorgunun SEGBİS sistemi ile yapılamayacağına, sanığın duruşmada hazır edilmesi gerektiğine dair beyanda bulunuyor.

Özdoğan: Sanığın getirilmesine engel bir tablo yok, heyetinizin verdiği kararı değiştirmesine sebep olacak bir olgu yok. Neye dayanarak SEGBİS sistemi ile sorgu almak istiyorsunuz? Mahkemeniz dosyanın ciddiyetinin farkında değil. Bu herhangi bir adam öldürme dosyası değil. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç dosyası. Mahkemenizin bunun ciddiyetinin farkına varması gerekir.

HEYET ÖNCEKİ KARARINA AYKIRI OLARAK SANIĞI SEGBİS İLE DİNLEMEK İSTİYOR

Güncelleme 11.08

Sanık duruşmada hazır edilmedi. Mahkeme heyeti önceki kararına aykırı olarak sanığı SEGBİS yolu ile dinlemek istiyor. Avukat Kazım Bayraktar sorgunun SEGBİS sistemi ile alınmasına dair itirazda bulunuyor.

Güncelleme 11.07

Suruç Katliamı Davası'nın 3. duruşması başladı.

Güncelleme 10.52

Duruşma salonu girişinde jandarmalar "içeri çanta almıyoruz" dayatmasında bulunuyor, dayatmaya karşı çıkanlara saldırarak tehdit ediyorlar.

Jandarmanın, katliam mağdurlarına karşı "müdahale için kalkanları, copları toplayın gelin" çağrısı yaptığı bildiriliyor.


NE OLMUŞTU?

20 Temmuz 2015’te, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla, Kobane’ye oyuncak ve insani yardım malzemeleri götürmek için Suruç’a gelen olan 300 genç, konakladıkları Amara Kültür Merkezi’nde basın açıklaması yaptıkları esnada, Suriye, Irak ve Türkiye’de katliamlar yapan cihatçı terör örgütü IŞİD üyesi Abdurrahman Alagöz tarafından intihar saldırısı düzenlendi. Saldırıda 33 kişi hayatını kaybetti, 100’e yakın kişi de yaralandı.

Saldırıyla ilgili soruşturmaya 23 Temmuz 2015’te gizlilik kararı getirildi.

21 AY SONRAKİ İLK DURUŞMADA TEK TUTUKLAMA

Katliama ilişkin ilk duruşma 21 ay sonra, 4 Mayıs'ta görülmüş, mahkeme heyeti ailelerin müdahillik talebinin kabul edilmesine, Suruç Emniyet Müdürünün yargılandığı dava dosyasının incelenmesine, Abdurrahman Alagöz’ün aramalarda ele geçirilen telefonunun baz istasyonu tepiti için müzekkere yazılmasına, M. Kadir Cebael, Mehmet Akaltın, Şeymus Sarı ve D. Büyükçelebi'nin eşi Songül Büyükçelebi, Nusret Yilmaz hakkında IŞİD soruşturması olup olmadığının araştırılmasına, kimlik ve iletişim bilgileri için müzelere yazılmasına, Türkiye Barolar Birliği, Diyarbakır Barosu, Şırnak Barosu, Antep Barosu ve Özgür Hukukçular Platformu, Demokrasi İçin Hukuk, İnsan Hakları Derneği ile Halkların Demokratik Partisi, Eğitim Sen, ESP, SGDF, Eğitim Sen, PSAKD’ın müdahillik taleplerinin reddine, Ceren Çoban hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, sanıklardan 10 Ekim davasından da tutuklu yargılanan Yakup Şahin'in bu dava için de tutuklanmasına ve sonraki duruşmaya SEGBİS ile hazır edilmesine karar vererek duruşmayı 14 Temmuz’a ertelemişti.

14 Temmuz'da görülen ikinci duruşmaya ise tutuklu tek sanık Yakup Şahin SEGBİS ile katılmış, avukatlar ve aileler duruma itiraz etmişti.

Duruşmada verilen ara kararda, olaya tanık olan kişilerin davaya müdahil olma taleplerinin bir sonraki celsede değerlendirilmesine, yaşamlarını yitirenlerin eşyalarının ailelere iade edilmesine, dosyada adı geçen ve IŞİD sorumlularından olduğu ve Suriye’de öldürüldüğü iddia edilen Deniz Büyükçelebi’nin ölümünün araştırılmasına, kurumların müdahillik taleplerinin reddine, Yakup şahinin tutukluluğunun devamına karar verilerek duruşma 13 Kasım’a (bugün) ertelenmişti.

Saldırıda yaşamını yitirenlerin isimleri şöyle: Koray Çapoğlu, Cebrail Günebakan, Hatice Ezgi Sadet, Uğur Özkan, Nartan Kılıç, Veysel Özdemir, Nazegül Boyraz, Kasım Deprem, Alper Sapan, Cemil Yıldız, Okan Pirinç, Ferdane Kılıç, Yunus Emre Şen, Çağdaş Aydın, Alican Vural, Osman Çiçek, Mücahit Erol, Medali Barutçu, Aydan Ezgi Salcı, Nazlı Akyürek, Serhat Devrim, Ece Dinç, Emrullah Akhamur, Murat Yurtgül, Erdal Bozkurt, İsmet Şeker, Süleyman Aksu, Büşra Mete, Duygu Tuna, Polen Ünlü, Nuray Koçan, Vatan Budak, Mert Cömert.