Suriye'nin dostları, 'davetsiz misafirler' ve emperyalizmin çöken planları

Bugün Idlib’te Suudi destekli çeteler ile Katar destekli çeteler birbirlerine düştüler. Doğu Guta’da durum Idlib’ten farklı değil. Katar krizi ile birlikte Suriye’deki cihatçı çeteler arasındaki ayrımlar keskinleşti. Rakka ile meşgul olan Suriye Ordusu ve müttefikleri, şimdilik Idlib’e müdahale etmiyorlar. Şu an için Rakka’nın ABD’nin eline geçmemesi Suriye açısından çok daha büyük önem taşıyor.



28-07-2017 15:47
Serhan Kayır

Suriye savaşının ilk gününden bu yana Suriye hükümetinin askeri ve siyasi alanda gösterdiği başarının en önemli nedeni onlarca yıldır değişmeyen sadık dostları oldu. Suriye krizi boyunca ana akım Batı ve Türk medyası davetsiz bir şekilde Suriye’ye giren işgalci ülkeleri değil Suriye hükümetinin daveti üzerine gelen müttefiklerinin varlıklarını ve niyetlerini sorguladı. 

2015 yılının Eylül ayında yoğun çatışmaların ardından Suriye ordusu Idlib’ten çekilmek zorunda kalmıştı. Bu geri çekilme, savaşın gidişatı açısından önemli bir dönüm noktasıydı. Suriye ordusu, Lazkiye ve Şam şehir merkezine sıkışmıştı. İşte bu noktada o güne kadar Suriye hükümetine siyasi alanda destek veren Rusya, Suriye hükümetinin daveti ile krize askeri olarak müdahil oldu.

Davetsiz "misafir" ABD’nin aksine Rusya, uluslararası hukukun ve Suriye hükümetinin kendisine verdiği meşruiyet ile ne askeri birliklerini ne de üslerini dünyadan gizlemedi. Rus birlikleri, Palmira’nın kurtarılmasında, Lazkiye kırsalının cihatçı çetelerden temizlenmesinde ve Halep zaferinde büyük rol oynadı. 

Suriye’nin diğer iki önemli dostu ise İran ve Lübnan Hizbullahı, en başından bu yana verdikleri desteği gizlemediler. İran, Irak ile savaşında tek Arap müttefiği olan Suriye’yi krizin ortaya çıktığı ilk günden bu yana askeri, siyasi ve ekonomik olarak yalnız bırakmadı. İran Devrim Muhafızları, binlerce askeriyle Suriye ordusunun yanında savaşırken özellikle Ulusal Savunma Güçleri’nin (USG) örgütlenmesine ve geliştirilmesine yardımcı oldular. Bazı tahminlere göre İran, savaşın başlangıcından bu yana Suriye’ye yılda 35 milyar dolar tutarında yardımda bulundu. Bu yardımların petrol ve hafif silahlar şeklinde yapıldığı biliniyor.

Lübnan Hizbullah’ı ise yine İran gibi binlerce askeriyle Suriye’nin en güçlü müttefiklerinden birisi oldu. Kent savaşı deneyimiyle USG’nin geliştirilmesinde büyük katkılar sağladı. 

ABD’nin Suriye’deki son büyükelçisi Robert Ford, geçtiğimiz günlerde Londra merkezli bir Arap gazetesine verdiği röportajda, "2013’ün sonunda savaşın rejime ağır geleceğini, muhalefetle bir anlaşma yapmak zorunda kalacaklarını düşündüm. En büyük hatam, İran ve Hizbullah’ın destek için binlerce savaşçı göndermesini ön göremememdi” demişti. Aslında Suriye’de bu kanlı savaşı başlatan emperyalist güçler Suriye’de hiçbir şeyi doğru olarak öngöremedikleri için batağa sürüklendiler. 

Suriye’nin bütün düşmanları aslında eski büyükelçi ile aynı fikirdeydi. Tüm planlar Esad’ın birkaç ay içerisinde gidişi ve rejimin istedikleri yönde değişimi üzerineydi. Hiç biri Suriye’nin dostlarının vereceği desteğin boyutunu hesap edemediler. Kimi iki haftaya Şam’da Cuma namazı hayalleri kurarken kimi babasının tarlasını pay eder gibi Suriye haritaları çizdi.   

Rusya’nın Ortadoğu’da eski etki alanlarını yeniden kuracağını öngöremediler. İran’ın Irak savaşından kalma vefa borcunu ödeyerek bölgedeki tek Arap müttefiğini yalnız bırakmayacağını öngöremediler. Hizbullah’ın Levant’ta Siyonizm'e karşı mücadelede defalarca kez İsrail’le savaşan hatta bu uğurda Golan Tepeleri’ni kaybeden Suriye’nin yardımına koşacağını öngöremediler.

Onlarca yıldır Suriye’de mülteci olarak huzur içinde yaşayan Filistinlilerin başka bir ülkeye kaçmak yerine binlercesinin Suriye için savaşacağını öngöremediler. 

Bugün artık tüm bu öngörüsüzlüklerinin sonucunda Suriye’nin düşmanları krizin ilk günlerinin aksine yekpare hareket edemiyorlar. Suriye’nin dostlarının verdiği destek, kriz süresince izlediği politikalar hatta kimi zaman Suriye’nin düşmanları ile geliştirdiği ikili ilişkiler, Suriye karşıtı blokun bölünmesini sağladı.

Bugün Idlib’te Suudi destekli çeteler ile Katar destekli çeteler birbirlerine düştüler. Doğu Guta’da durum Idlib’ten farklı değil. Katar krizi ile birlikte Suriye’deki cihatçı çeteler arasındaki ayrımlar keskinleşti. Rakka ile meşgul olan Suriye Ordusu ve müttefikleri, şimdilik Idlib’e müdahale etmiyorlar. Şu an için Rakka’nın ABD’nin eline geçmemesi Suriye açısından çok daha büyük önem taşıyor.

Önümüzdeki günlerde Suriye’de en çok Rakka meselesini konuşacağız. Suriye’de krizin kaderini büyük ölçüde Rakka belirleyecek. IŞİD’in tamamen yok olmayacağı ve yeni bir yapıya dönüşeceği ise başka bir yazının konusu, şimdiden bu yönde gelişmeler var bile.