Sezai Temelli: IŞİD artıklarını, ÖSO’cuları alıp Suriye’den çıkın

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, cezaevlerindeki son durum hakkında konuştu. Temelli, "AKP iktidara geldiğinde Türkiye’de cezaevlerinde 55 bin kişi varmış. Bugün 230 bin kişi var" dedi.



10-04-2018 16:19

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında konuştu.

Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sezai Temelli, tutuklu HDP'li vekiller hakkında "Cezaevlerindeki tutsak yoldaşlarımız, bir suçları olduğu için orada değiller. Bir sevdaları olduğu için oradalar. Onlar için mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz. Cezaevlerinde kötü muamele, işkence sürüyor. Adalet Bakanlığı’nı defalarca uyardığımız halde hiçbir önlem almıyor, soruşturma açmıyorlar" dedi.

'AKP GELDİĞİNDE 55 BİN, BUGÜN 230 BİN KİŞİ...'

Cezaevlerindeki son durum hakkında da bilgi veren Temelli, şunları dile getirdi:

"Cezaevlerindeki son duruma baktığımızda yaşananların AKP iktidarının cezaevi siyaseti olduğunu görüyoruz. AKP iktidara geldiğinde Türkiye’de cezaevlerinde 55 bin kişi varmış. Bugün 230 bin kişi var. AKP 16 yıl boyunca, sadece cezaevi nüfusunu artırmakla kalmamış. Adli kontrol denetiminde yaklaşık 490 bin kişi var. Ya imza atıyorlar ya da yurt dışına çıkış yasakları var. Bazen haftada bir, bazen haftada iki. Yani memleket cezaevi olmuş durumda."

Temelli'nin konuşmasından satırbaşları şöyle:

'CEZAEVİ YATIRIMIYLA ÖVÜNEN İKTİDARLARA FAŞİST İKTİDAR DENİR'

-Tam da bu noktada bakanlar açıklama yapıyor. Yatırım yapıyoruz diye. 38 tane cezaevi yapmakla övünüyorlar. Cezaevi yatırımıyla övünen iktidarlara faşist iktidar denir. Bugünkü de bunu yapıyor.

'BİRÇOK İLÇEDEN DAHA FAZLA BİR NÜFUS CEZAEVİNDE'

-Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrencilerimiz savaşa hayır dedikleri için tutuklandılar. Cezaevlerinde 70 bin öğrenci var. Birçok ilçeden daha fazla bir nüfus, birçok üniversite nüfusundan daha fazla öğrenci cezaevinde. Ve bu 16 yıldır devam eden siyasetin, savaş politikasının, baskı rejiminin sonucu buralara geldi. Öğrencilerin birçoğu 12 yıl, 16 yıl hüküm almış durumdalar. Bu anlamıyla da cezaevi politikası sistematik bir AKP politikasıdır. Bu politikaya karşı da mücadelemizi yükseltme ve tüm tutsaklarımızın özgür kalmasını sağlayana kadar mücadelemizi sürdürme kararlılığındayız.

'TRUMP'LA YAPTIĞI 'KİMYASAL' GÖRÜŞMESİNE GÜMRÜK VERGİLERİNİ SIKIŞTIRIYOR!'

-Artık bu iktidarın vazgeçemediği bir politikadır savaş politikası. Suriye’de yaşananlar bütün çıplaklığıyla bunu bize anlatmaktadır. Dün gece, kimyasal silahla ilgili BMGK olağanüstü toplantısı oldu. ABD’nin karar çıkmazsa bile Suriye’ye müdahale edeceğini açıklaması, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Trump ile konuşması ve kimyasal silah kullanılmışsa müdahale edilmesini istemesi... Tabii bu görüşmeyi yaparken araya da gümrük vergileri mevzusunu sıkıştırıyor. Suriye’de ölen insanların değeri açısından çok önemli bir not. Yani siz oraya dair hassasiyetinizi belirtiyorsunuz, telefon açıyorsunuz, arada da çelik endüstriyle ilgili gümrük işini konuşuyorsunuz!

'GÜNÜ GELDİĞİNDE BU KİMYASALLARI ORAYA YOLLAYANLAR DA YARGILANACAK'

-Bu nasıl bir hassasiyet, sizin gözyaşlarınız timsah gözyaşları. Kaldı ki, kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını bilmiyoruz. Ama daha önce kullanıldığını biliyoruz. Bu kimyasalların nereden gittiğini biliyoruz. Günü geldiğinde, bu belgelerle aslında bütün dünya aydınlanacak. Günü geldiğinde, bu kimyasalları oraya yollayanlar da yargılanacak.

-Bugünkü iktidar, Suriye’de çözüme kavuşulması için adım atmıyor. Tam tersine, savaşı yükselterek kendi iktidarını sürdürmeyi düşünüyor.

'ÇOCUKLAR NE KİMYASALLA ÖLSÜN, NE BOMBAYLA ÖLSÜN, NE KURŞUNLA ÖLSÜN'

-İnsanlar kimyasalla ölmesin, topla tüfekle ölsün mü? İnsanlar hava saldırısında ölünce meşru, topla tüfekle ölünce meşru, kimyasalla ölünce mi meşru değil. Çocuklar ne kimyasalla ölsün, ne bombayla ölsün, ne kurşunla ölsün.

'LAVROV 'AFRİN’DEN ÇIKIN' DEYİNCE TRUMP’I ARIYORSUNUZ'

-Afrin meselesi, en az Duma meselesi kadar önemlidir. Afrin’e yaklaşımınızla Duma’ya yaklaşımınız aslında sizin tüm zihniyetinizi ortaya koyuyor. “Afrin’den çıkın, Afrin Afrinlilerindir” dedik. Geçen gün bunu Lavrov da söyledi. Halbuki siz üçlü olarak bir araya geldiniz. Pazarlıklar yapmış, halletmiştiniz. Ama Lavrov bunu söyleyince Trump’ı arıyorsunuz. Bu nasıl bir siyaset, bu nasıl bir dış politika? Çünkü aslında bu dış politika seçim hesaplarına odaklı bir dış politika.

'IŞİD ARTIKLARINI, ÖSO’CULARI ALIP SURİYE’DEN ÇIKIN'

-Suriye’de, demokratik çözümden bahsedenler, ÖSO’nun talanını, yağmasını görmezden geliyor. Bir de ÖSO komutanlarını ödüllendiriyorlar. Afrinliler yerinden yurdundan edilirken, Suriye’deki demokratik çözümün nasıl imkansızlaştırıldığını izlemiş oluyoruz. Bu IŞİD artıklarını, ÖSO’cuları alıp Suriye’den çıkın. Bir an önce herkes Suriye’den çıksın. Suriye’nin çözümü Suriye halklarının özgür iradesiyle mümkün olur. Suriye’de halklar var. Kürtler, Ezidiler, Süryaniler var. Bu coğrafyadaki çözümü de ancak halklar sağlayabilir. Yoksa sizin emperyal heveslerle oraya yerleşmeniz, ÖSO’cuları oraya taşımanız çözüm olmaz.

-Geçen gün diyor ki, Suriye’de huzur olmazsa Türkiye’de huzur olmaz. Huzuru bozan sensin. Sen Suriye’den çıkınca huzur da gelecek. Suriye’den çıktığın gibi iktidardan gideceksin!

'AKILLARINI KAYYUMLA BOZMUŞLAR'

-Bu kayyumcular o kadar akıllarını kayyumla bozmuşlar ki, Suriye’ye kayyum atıyorlar; vali, kaymakam atıyorlar. Hızlarını alamıyorlar, Meclis Başkanı bile kendini kayyum atıyor. Meclis’te bile Meclis Başkanı kendini kayyum olarak atıyor. Bu kayyumcu akılla her şeyi halledebileceklerini sanıyorlar. Halledemeyeceklerinin sonuçlarını da kısa sürede yaşıyorlar.

-Varsa yoksa bu kayyum zihniyeti. Özgür insanların iradelerine ipotek koymak, kayyum budur. Bu, savaş politikalarının bir sonucu olduğu kadar, yolsuzluk ekonomisinin de bir sonucudur. Aynı zihniyet birkaç hafta önce Afrin’le ilgili konuşurken, inşaat sektörüne ilişkin fırsatlardan bahsetmişti. Şimdi de öğrendik ki, Afrin serbest bölge olacakmış. Ben söyleyeyim. Afrin serbest bölge olmayacak. Afrin özgür bir bölge olacak!

-Suriye’nin geleceğine karar verecek olan Suriye halkları, Suriye’nin her yerini özgürleştirecek. Bu savaş politikaları ile ayakta duramayacaksınız.

'AKKUYU’YU YAPAN FİRMA ÇERNOBİL’İ YAPAN FİRMADIR'

-Bakın bu üçlü işine alıştılar. Yenikapı üçlüsü; Ruhani geliyor Suriye üçlüsü; Akkuyu üçlüsü... Bu Akkuyu meselesinde Ruhani, Putin geldi bir üçlü oluşturdular. Bu üçlü, Akkuyu meselesiyle de birlikte gündeme geldi. Tam 20 milyar dolarlık bir proje Akkuyu. Akkuyu’yu yapan firma Çernobil’i yapan firmadır. Akkuyu’yu yapan firma, Çernobil’i yapan firmaysa, Çernobil’de olanın, Akkuyu’da başımıza gelmeyeceğini kim garanti edebilir? Kaldı ki, bu firma henüz mali sorunlarını da çözmüş değil. Kaldı ki, Akkuyu fay hattında. Kaldı ki, Mersin’de yaşayanlar bu santrali istemiyor. Ama kimse Akkuyuluları, Mersinlileri dinlemiyor. Kimse Türkiye’nin bu risklerine dikkat etmiyor.

'MUHTARLAR BEŞTEPE’DE TEORİK EĞİTİMİ TAMAMLADI, ATIŞ TALİMİ YAPIYORLAR'

Savaş politikaları açık savaşın sürdüğü yerlerde değil sadece. Artık her yerde. Bakın, silahlanma yarışı. Artık önüne geçilemez bir silahlanma furyası var. En son muhtarları gördük. Muhtarlar Beştepe’de teorik eğitimlerini tamamladılar. Şimdi ellerinde silahla atış talimi yapıyorlar. Neyin hazırlığı bu? Yoksa 686 no’lu KHK’deki şeyi muhtarlarla mı başlatıyorsunuz? Neyin hazırlığı bu diye ısrarla sormaya devam edeceğiz.

'ESKİŞEHİR EMNİYET MÜDÜRÜ DİNÇ, HRANT DİNK ÖLDÜRÜLÜRKEN DE HİÇ ORALI DEĞİLDİ'

-Bu silahlanma yarışının nelere mal olduğunu geçen hafta gördük Eskişehir Üniversitesi’nde.

10 Ağustos 2016’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ihbarcılığı teşvik etmiş: “O camiadan dostlarınız, arkadaşlarınız olabilir. Bu bir vatanseverlik borcudur.’’

-Volkan Bayar; bu katil 103 akademisyeni ihbar etmiş, FETÖ’cü diye. Bu 103 akademisyeni mağdur etmiş. İlginç bir şey, Volkan Bayar belinde silahla Eskişehir’de dolaşırken, Eskişehir Emniyet Müdürü Engin Dinç hiç oralı değil. Fakat Engin Dinç Hrant Dink öldürülürken de hiç oralı değildi. Dönemin Trabzon İstihbarat Daire Başkanı. Bu insan Hrant Dink davasından 22 yılla yargılanıyor. 22 yılla yargılanan insan Eskişehir’de emniyet müdürü. Volkan Bayar 4 kişiyi katlediyor.

'REKTÖRÜ İSTİFAYA ÇAĞIRIYORUZ'

-Bu silahlanmanın da ötesinde, aslında nasıl bir yönetim anlayışının hakim kılındığını gösteriyor. Volkan Bayar’dan şikayetçi olan akademisyenler var. Defalarca rektöre dilekçe veriyorlar. Bu konunun ele alınmasını, soruşturma açılmasını istiyorlar. Rektör oralı değil. Çünkü üniversite rektörleri de kayyumdur. Seçilerek değil atanarak oraya gelenlerdir. 4 akademisyenin cenazesini kaldırıp hiçbir şey olmamış gibi görevlerine devam etmişlerdir. Rektörü istifaya çağırıyoruz.

-Bu savaş, militarizm, silahlanmadır. Bunu diğer ayağı ekonomidir. “Yolsuzluk ekonomisi” diyorduk, artık “talan ekonomisi” diyebiliriz.