‘Seyyit Han’a yeniden bakmak

Kitap, Yılmaz Güney’in film hakkında yaptığı değerlendirme metniyle başlıyor. Oldukça ağırbaşlı ve öz eleştiriler içeren bir metin… Filmin amacını ve o amaca ne kadar yaklaştığını oldukça net anlatıyor.



07-01-2018 03:04
Hazal Bakan

Yılmaz Güney’in ilk yönetmenlik deneyimi olan Seyyit Han filminin Yılmaz Güney kaleminden çıkan senaryosu Aralık 2017 itibariyle İthaki etiketiyle kitap raflarındaki yerini aldı. Yılmaz Güney’in Yeşilçam kurallarına başkaldırı amacıyla yazdığını söylediği, toplumcu sinema anlayışının ilk örneklerinden olan Seyyit Han, yazarı tarafından “sanat hayatımın bir döneminin sonu, yeni bir dönemin ilk adımı” olarak tarif edilmekte…

Kitap, Yılmaz Güney’in film hakkında yaptığı değerlendirme metniyle başlıyor. Oldukça ağırbaşlı ve öz eleştiriler içeren bir metin… Filmin amacını ve o amaca ne kadar yaklaştığını oldukça net anlatıyor.

Kitabın dikkat çeken noktalarından biri filmin o dönem başına gelenleri belgeleriyle anlatıyor olmasıdır: Dönemin Sansür Kurulu’nun filmin yurt dışına çıkmasına koyduğu gerekçeli gerekçesiz engelleri, 5. Antalya Film Şenliği’nde türlü dolaplarla filmin yarışmadan çıkarılışını, film eleştirmenlerinin film hakkındaki görüşlerini, filmin 1. Adana Film Şenliği’nden ödüllerle dönüşünü ve “Bütün Zamanların En İyi 10 Filmi” soruşturmasındaki yerini okuyoruz kitapta.

Heyecan yaratan bir sebep olarak Onat Kutlar’ın Yeni Sinema dergisinin Kasım 1968 sayısında film hakkında yazdığı geniş ve detaylı inceleme yazısının da kitapta bulunmasını gösterebiliriz. Makalenin adının (“Seyyit Han Üzerine Bilimsel Bir Araştırma”) hakkını vererek oldukça bilimsel bir araştırma yapıyor Kutlar.

Kitapta senaryodan önce Seyyit Han’ın öykü versiyonuyla tanışıyoruz. Yılmaz Güney’in kaleminden ilk çıktığı bu haliyle öykü oldukça duygu yüklü  ve tasvirlerle dolu… Karakterlerin yaşadıkları yoğun hisler çevredeki nesneler ve doğadaki varlıklar dolayımıyla aktarılıyor; umutsuz Seyyit Han dilek ağacındaki eskimiş ve çürümüş bezleri, erimiş mumları, mum artıklarını görürken Keje’yi düşünen Seyyit Han turnalara, mavi ve sarı kır çiçeklerine,  bal arılarına bakmaktadır.

Yılmaz Güney, Seyyit Han ile, ağalık düzeninin zorbaca ve kurnazca oyunlarını, halkın bu ağalık sistemindeki yerini, kadının toplumda gördüğü baskıyı dobra bir dille anlatıyor.

Senaryoyu okumaya geçince hikayenin sinemasal düzene nasıl adapte edilmeye çalışıldığını da görmüş oluyoruz. Açılıştaki kovboy sahnesi hariç bunun oldukça uygun ve başarılı bir şekilde yapıldığını söyleyebiliriz. Kovboy sahnesi hem bu yerel öyküye biraz fazla kaçan bir westernlik katmış hem de Seyyit Han karakterinin yiğitliğini bir parça kırıp biraz serserilik yerleştirmiş.

Senaryo analizi bir başka araştırma ve uzmanlık alanı gerektirdiğinden burada bırakıyoruz.

Kitaptaki sürpriz Kemal Tahir ile Seyyit Han üzerine yapılan söyleşi…

Seyyit Han, Yılmaz Güney sinemasına birkaç perde daha yakından bakmak isteyenler için güzel bir arşiv olacaktır.


KÜNYE: Seyyit Han, Yılmaz Güney, İthaki Yayınları, Aralık 2017, 120 sayfa