Serbest bırakılan TTB yöneticilerinden açıklama

TTB Merkez Konsey Yönetimi üyeleri TTB Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yaparak gözaltı sürecini değerlendirdi.



07-02-2018 14:30

İleri Haber

‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ başlıklı açıklama yayımladıktan sonra hedef gösterilip gözaltına alınan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Yönetimi üyeleri TTB Genel Merkezi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. 

Açıklamayı TTB adına Prof. Dr. Raşit Tükel okudu.

Açıklamada, "TTB için değişen bir durum yoktur, TTB kurulduğu günden bu yana savaşlara karşı çıkmış, barışı savunmuştur. TTB olarak halkın sağlık hakkını, hekimlik değerini savunmaya geçmişte olduğu gibi bugün de yaşamdan ve barıştan yana olma tutumumuzu sürdürmeye devam ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

‘TÜRK’ VE ‘TÜRKİYE’ AÇIKLAMASI

Açıklamada, Erdoğan’ın dün grup toplantısında TTB’yi hedef alarak “Türk” kelimesinin çıkarılması için Bakanlar Kurulu’na çağrı yapmasına da yanıt verildi:

“TTB ve diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin  isimlerinde yer alan “Türk” ve “Türkiye” sözcükleri Anayasa gereğince bu mesleklerin hizmet verdikleri alanda tüm toplumu kapsayan, kamusal yarar taşıyan nitelikteki hizmetler nedeniyle verilmiştir. Bu niteleme her birinin kuruluş kanunlarında yer almaktadır ve ülkemize özgü bir durum değildir.  Dünyada da bütün hekim birlikleri ülkelerinin adıyla anılır. TTB’yi itibarsızlaştırmak üzere yapılan söylemler vicdanlı, uygar insanlar nezdinde üzüntü ve şaşkınlıkla izlenmektedir.”

Tükel, gözaltına alınma gerekçesi olarak gösterilen açıklamayla ilgili görüş ve değerlendirmelerini beş maddeyle sıraladı:

1. Hukuk dışı biçimde gözaltına alındık. Hakkımızda soruşturma açıldığını öğrenir öğrenmez avukatlarımızdan savcılıkla derhal görüşülmesini istedik. Avukatlarımız savcılıkla görüşerek acil randevu istediler ve ne zaman istenirse ifade vermeye hazır olduğumuzu bildirdiler. Ancak bu bildirimimize rağmen ertesi gün gözaltına alındık ve ifademiz 7. günde alındı.

Bu “uygulamanın” kime, ne yararı oldu? Gerekçesi neydi? “Eziyet etme ve hukuk dışı işler yapma yetkisi bizdedir” deniliyorsa, açık söyleyelim, bunu yaşadık!Evet, hukuk dışı bir işlem yapıldı. Yedi gün boyunca hem bize hem ailelerimize, yakınlarımıza, dostlarımıza, arkadaşlarımıza eziyet edildi. Bir üyemiz 30 yıldır hizmet verdiği fakültesindeki odasına çağrıldı, kendisi geldi ve sanki kaçma çabası varmış gibi odasından çıkarken kelepçe takıldı. Kabul ediyoruz ki, eziyet etme ve hukuk dışı işlem yapma “yetkisi” kullanılmıştır.

2) TTB’nin kurumsal faaliyetleri fiili olarak engellenmiştir. Bilindiği gibi TTB kamu kurumu niteliğinde Anayasa uyarınca 6023 sayılı Yasayla kurulmuş ve adı konmuş bir meslek birliğidir. Dünyadaki az çok demokrasi ile yönetilen bütün ülkelerde olduğu gibi hekim örgütü olarak TTB’nin yürüttüğü faaliyetlerin önemli bir kısmı Türkiye sağlık ve hekimlik ortamı için vazgeçilmez olup sadece tarafımızca yerine getirilebilmektedir. TTB binasındaki bilgisayarlara el konulması verdiği kamu hizmetlerini geçici süre ile de olsa engellemektedir.

3) Sağlık Bakanlığı görevden alınmamız için dava açtı ve hekimleri temsil etmediğimizi iddia etti. Bu dava; TTB’nin tarihinde, Merkez Konseyi hakkında görevden alma talebiyle açılan üçüncü davadır. Hatırlatmak isteriz ki, ilk iki davada mahkeme kararı ile TTB’nin hekimlik değerlerini savunduğu, görevini yaptığı tespit edildi.  Bu davanın da benzer biçimde sonuçlanacağından kuşkumuz yoktur. Çünkü görevimizi yaptık, yapıyoruz.

Sağlık Bakanı, Merkez Konseyi’nin temsil yetkisini de tartışarak, hekimleri temsil etmediğimizi söylemiştir. Bilindiği üzere, Merkez Konseyi ve odalarımızın seçim usulü, yasayla belirlenmiştir.Üye olan her hekim aday olabilir; seçim barajı, liste zorunluluğu vb. hiçbir seçilme kısıtlılığı yoktur. TTB’de demokratik bir biçimde göreve gelinir. Yöneticiler, yönetim görevi nedeniyle herhangi bir ücret almazlar; bütünüyle gönüllü bir faaliyet yürütürler ve eşzamanlı olarak hekimlik yapmaya devam ederler.

4) Merkez Konseyi üyeleri olarak hakkımızda yapılan ve yapılması olası her türlü suç üretme çabasını reddediyoruz. Türkiye’nin yakın geçmişi, gözaltına alınan kişilere daha sonradan zorlama suç üretme ve yargılama oyunlarına sahne olmuştur. Umut ediyoruz ki gözaltına alınmamıza neden olan soruşturma bu tür bir “uydurmave karalama” faaliyetine dönüştürülmez. Uğradığımız haksızlık ve hukuk dışı uygulamaların şu ana kadar yaşadıklarımızla sınırlı kalmasını beklemekteyiz.

5) Yaptığımız açıklama bütünüyle bir hekim birliği olarak hekimlik değer ve ilkelerini savunmaktır. Ulusal Tabip Birlikleri2. Dünya Savaşısonrasında Dünya Tabipler Birliği’ni özel bir statü ile kurmuşlardır. Bu statüinsan hakları bağlamında hekimlik değerlerinin savunulması için ortak bir zemini tarif etmiştir. Çünkü 1930’ların ve 40’ların Almanya’sı Nazi ırkçılığı altında, akli melekelerini yitirmiş bir otoriter tek adamın ırkçı emirlerine hekimliğin alet edildiği bir süreci yaşamıştır. Buradan çıkartılan ders her türlü güç ve otoriteden bağımsız meslek birlikleri tarafından hekimlik değerlerinin ve hekimlerin temsil edilmesi olarak netleşmiştir.