Rakka'ya yürüyen Suriyeli Kürtler Cenevre'de neden yok?

Cenevre görüşmelerden de nihai bir çözüm çıkması beklenmese de görüşmeler Suriye krizinin çözümü adına büyük önem taşıyor. Peki Suriyeli Kürtler Cenevre'de neden yok?



17-05-2017 09:28
Serhan Kayır

@serhankayir

Suriye’de taraflar BM denetiminde Cenevre barış görüşmeleri için altıncı kez bir araya geldiler. İç içe geçmiş onlarca denklemin bulunduğu Suriye krizinde bu görüşmelerden de nihai bir çözüm çıkmayacaktır. Askeri anlamda bir başarı kazanamayan, sürekli kan ve alan kaybeden Suriye “muhalefeti” bu kez de görüşmeleri tıkamak için çaba gösterecektir. Yine de Astana görüşmeleriyle birlikte yeni bir ivme kazanan Cenevre görüşmeleri Suriye krizinin çözümü adına büyük önem taşıyor. 

Bu yazıda Suriyeli Kürtlerin neden Cenevre’de olmadığı sorusunu soralım. Türkiye, Suriye, Rusya ve ABD’nin YPG’ye yaklaşımlarını inceleyerek Suriyeli Kürtlere neden yeterli siyasal önemin atfedilmediğini sorgulayalım. 

Geçmiş Cenevre görüşmelerinde olduğu üzere Kürtler bu kez de masaya çağırılmadılar. Daha önce Suriye’de taraflar Suriye krizinin siyasal alanda çözümü için dört kez Astana’da beş kez de Cenevre’de buluştular. Ancak Suriyeli Kürtler, Rusya ile ABD’den gördükleri teveccühe rağmen Suriye krizinin çözümüne dair görüşmelere, ne Astana’da ne Cenevre’de dahil edildiler. 

IŞİD’e karşı gösterdikleri başarı, kontrol ettikleri alan ve insan gücünü göz önünde bulundurduğumuzda Suriyeli Kürtlerin masaya çağırılmama nedeni sadece Türkiye’nin hassasiyetleri olabilir mi? Elbette hayır, nedenlerini birlikte inceleyelim.  

SURİYE ve YPG

Suriye hükümetinin YPG ile ilgili tavrı en başından beri net. Doğal olarak Suriye ordusunu sahada tek meşru güç olarak kabul eden Suriye, hükümetin denetiminde ordu ile birlikte operasyon yürütmeyen silahlı yapıları görmezden geliyor. Her ne kadar sonuncu Astana görüşmesinden sonrasında Suriye Dışişleri Bakanı Muallim yaptığı basın toplantısında ülkenin kuzeydoğusunda IŞİD’e karşı savaşan Suriyeli Kürtlerin mücadelelerinin bu aşamada meşru olduğunu ve bunun Suriye’nin bütünlüğünü koruduğunu söylese de takip eden günlerde Cenevre öncesinde bu anlamda Suriye yetkililerden hiçbir şey duymadık. Söz konusu YPG olduğunda Suriye hükümet yetkilileri, Suriye’de meşru bir hükümet ile meşru bir ordu olduğunu ve tüm ittifakların bu hükümet üzerinden yapılması gerektiğini, ABD-YPG koalisyonunun ise meşru olmadığı vurgusunu yapıyor. Krizin başından beri hükümet ve ordu kavramları üzerinde legal meşruiyet vurgusu yapan Suriye hükümeti, Kürtlerin kuzeyde gösterdiği askeri ve siyasi varlığı görmezden gelerek gelişmeler üzerine her hangi resmi bir açıklama dahi yapmıyor. Bu yazıyı yazarken Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın  internet sitesinde YPG’yi arattım, YPG kısaltması sadece bir kez yabancı bir gazetecinin Beşar Esad’a sorduğu bir sorunun içerisinde geçiyor; tahmin ettiğiniz üzere cevabın içinde ise YPG yok. 

TÜRKİYE ve YPG

Türkiye’nin YPG hassasiyetlerinin sebebinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye, Suriyeli Kürtlerin varlığını ne askeri ne de siyasal alanda tanıyor. Ancak bu durumun Türkiye’de çözüm sürecinin sona ermesiyle keskin bir hal aldığını belirtelim. Oysa birkaç yıl öncesine kadar çözüm süreci devam ederken PYD eşbaşkanı Salih Müslim sık sık Türkiye’ye gelerek yetkililerle görüşmeler yapıyordu. Çözüm sürecinin Suriye krizine bu yansıması bize bir kez daha aynı etnik yapıya farklı oranlarla sahip olan Suriye ve Türkiye’nin hiçbir sorununun birbirinden bağımsız ele alınamayacağını göstermiştir.  

Türkiye’nin Suriye krizinde önemli bir aktör olduğu ise bir diğer tartışılmaz gerçek. Türkiye aynı zamanda hem Rusya hem ABD ile yakın ilişkiler içerisinde ancak söz konusu Suriyeli Kürtlere askeri anlamda destek olduğunda her iki ortağı da Türkiye’nin istekleri dışında hareket ediyor. Suriyeli Kürtlere, Rusya yeri geldiğinde askeri eğitim veriyor, ABD ise hem askeri eğitim hem silah veriyor, ta ki iş masa başındaki barış görüşmelerine gelene dek. İster Astana ister Cenevre olsun Türkiye’nin beklentileriyle paralel bir şekilde Suriyeli Kürtler siyasal çözüm sürecinde Rusya ve ABD tarafından oyun dışı bırakılıyorlar. 

RUSYA ve YPG

Pek çok Batı ülkesinde olduğu üzere PYD’nin Rusya’da da temsilciliği bulunuyor. Rusya pek çok alanda Suriyeli Kürtlere destek veriyor. Geçtiğimiz ay Rusya, YPG ile yaptığı anlaşma üzerine Suriye ordusu ile Afrin’de ortak askeri bir üs kurdu. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cenevre görüşmelerinden bir gün önce yaptığı bir konuşmada ise Suriyeli Kürtleri silahlandırmaya gerek görmediklerini ancak Kürtlerle Suriye’de çalışmaya devam edeceklerini söyledi. 

ABD’nin aksine hem Astana hem Cenevre görüşmelerinde baş aktör olan Rusya, Suriyeli Kürtlerin ne siyasal geleceğine dair ne de krizin siyasal çözümünde yer almaları gerektiğine dair bugüne kadar resmi kanallardan tek bir söz dahi etmedi. Sadece yeni Suriye anayasası taslağında Kürtlere atfedilen kültürel özerklik hariç diye de not düşelim. İşte bu nokta da Rusya’nın hem Türkiye’nin hem de Suriye’nin hassasiyetlerini göz önünde bulundurduğunu söyleyebiliriz. Krizin başından beri Suriye’de meşru hükümeti çözümün siyasal adresi olarak gösteren Rusya, Suriye hükümetinin merkezi meşruiyetine zarar verecek bir yaklaşıma girmek istemiyor. Öte yandan Türkiye ile yeniden iyileşme sürecine giren ilişkisini de baltalamaktan kaçınarak Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında bir denge siyaseti izliyor. 

ABD ve YPG

ABD sıklıkla YPG’nin IŞİD’i yok etme planında en etkin ortağı olduğunu vurguluyor. Ancak bugüne kadar Suriyeli Kürtlere verdiği askeri destek oranında siyasal bir rol biçtiğini söyleyemeyiz. ABD, yakın müttefiği ve bir NATO ülkesi olan Türkiye’nin itirazlarına rağmen Suriyeli Kürtlere silah ve eğitim desteği verirken Kürtlerin Cenevre ya da en azından Astana sürecine dahil olması gerektiğine dair taraflara bugüne kadar herhangi bir baskıda bulunmadı. 

Söz konusu YPG olduğu zaman ABD’li yetkililer her seferinde YPG’nin IŞİD’e karşı vermiş olduğu mücadeleyi vurguluyorlar. Bunu Türkiye’ye karşı YPG’nin meşrulaştırılması adına bir söylem olarak görmek mümkün ancak Türkiye sahada tek aktör değil. ABD’nin YPG’yi meşrulaştırmak için Türkiye’yi ikna etmek zorunda olmadığını da hepimiz biliyoruz. 

YPG’ye atfedilen IŞİD’le mücadele rolü, ABD açısından sanki YPG’nin tek varlık ve varoluş koşuluymuş görüntüsü çiziyor. IŞİD’den sonra YPG’ye ne olacak sorusuna Rakka’yı ele geçirirlerse şartlar değişir masaya otururlar gözüyle bakmak ise büyük yanılgı olur. Suriye’nin kuzeyinden IŞİD’i söküp atarak Rakka’ya sıkıştırdıklarında dahi masaya davet edilmeyen Suriyeli Kürtler, aslında en eli kanlı cihatçı örgütleri dahi muhatap alan ABD’nin belki de Suriye planlarında siyasal anlamda bir yere sahip değil. Eğer öyle olsaydı Suriye krizinde dik başlı politikalarından ve dayatmalarından geri adım atmayan ABD, en etkin ortağım dediği Suriyeli Kürtlere askeri alanda verdiği önemi siyasal alanda da verirdi.